Kitap hakkında bir şeyler karalamaya başlamadan hemen önce, çoğu kez yaptığım gibi, yazarı kısaca tanıtmanın önemli olduğu kanaatindeyim; böylece okuyucuyu kitabı almadan (ve okumadan) önce kısaca yazar ile tanıştırabileceğimi düşünüyorum. Agacanov 1928 yılında Türkistan’da dünyaya gelmiş, üniversite yıllarından itibaren “Oğuzlar” ve “Selçuklulara" karşı derin bir ilgi beslemiştir. 1954-76 yılları arasında “Aşkabat Tarih Enstitüsü” bölümünde çalışmış, 1976 yılında ise “Rusya Milletleri Tarihi” araştırma merkezini kurarak başına geçmiş, 1997 yılında vefat edene kadar da burada çalışmayı sürdürmüş, birçok önemli çalışmaya imza atmış mühim bir tarihçidir. Okuyucu kitabı edindikten sonra “Çevirmen Notu” adlı bölümde (s. 5-6) yazar hakkında daha farklı ve detaylı bilgilere de ulaşabilecektir.
Oğuzlar, haklarında en çok söz söylenen ancak belki de en az bilinen Türk boylarından biri olabilir. Üstelik bu bilinmezliği aşacak sayıda, ne batıda ne de doğuda, yeterince eser verilmiş de değildir (bildiğimiz kadarıyla). Sadece bu küçücük saptama bile elimizdeki kitabın önemi noktasında bize bazı ipuçları verebilir. Bugün ülkemizde, Oğuzlar hakkında okuma yapmak isteyen hemen herkes, yalnızca iki kitabın önerildiğini (belki de varlığını) duymuş olmalıdır. Bunlardan biri şu an naçizane bir çaba ile sunmaya çalışacağımız meşhur tarihçi Agacanov’un “Oğuzlar” adlı çalışması ile Faruk Sümer’in “Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri - Boy Teşkilatı – Destanları” adlı çalışmalarından başkaları da değildir kuşkusuz. Ne yazık ki, Faruk Sümer’in kitabının halihazırda baskısının olmadığı düşünülürse hemen hemen tek seçeneğimizin Agacanov olduğunu söylemek üzücü olduğu kadar elimizdekiler arasındaki en iyi seçenektir de. Umuyoruz ki, gelecekte konu hakkında daha fazla çalışma yapılabilecek ve biz de bunları okuyabileceğiz.
Kitabın içeriğine geçecek olursak; kitap yaklaşık olarak (“Çevirmen Notu” adlı bölümden “Dizine” kadar) 10 bölümden teşekküldür. Bölümlerin listesine “kitapyurdu” üzerinden ulaşılabildiği için burada ayrıyeten zikretmeye gerek yoktur; dileyenler “İç Sayfalara Gözat” sekmesinden bölüm başlıklarını inceleyebilirler. Kitabın muhtevasına gelecek olursak, bölüm özelinde yapılacak tekil yorumlar yazıyı korkunç derecede uzatacağından, genel hatlarıyla kısaca değinmenin siz kıymetli okuyucular için daha faydalı olacağını sanıyorum. Agacanov’un elimizdeki bu kitabı, Oğuzlar hakkında yalnızca tarihi bir anlatı sunuyor gibi görünüyor olsa da aslında içerisinde yadsınamayacak ölçüde coğrafya ve bilhassa tarihi coğrafyaya da yer verilmiştir (s. 67-127). Bu anlamıyla okuduğumuz metnin kuru bir siyasi tarih anlatısı olmadığını (olmayacağını) hemen söyleyebiliriz. Ayrıca sosyal (s. 127-181), ekonomik ve siyasi faaliyetlerin de (s. 241-311) kitapta çokça yer alması, Oğuzlar hakkında merak edilebilecek hemen her konuya temas edilmiş olmasından ötürü, son derece kıymetli bir hâl almaktadır. Agacanov, “Oğuzlar” ve “Oğuz Yabgu Devleti” adlı bölümlerden hemen sonra ise “Selçuklular”dan (s. 241-381) bahsetmeyi ihmal etmemiştir. Dolayısıyla, elimizdeki kitap yalnızca Oğuzların kökeni yahut tarihi olmaktan öte, vücut bulmasına önemli katkılar sundukları ve ülkemizde son derece popüler olarak çalışılan Selçuklular hakkında da mühim bir başvuru kaynağıdır demek herhalde yanlış olmayacaktır. Ayrıca kitabın sonunda bulunan geniş “Bibliyografya” (s. 381- 437) ve “Dizin” (s. 437-454) alana ilgi duyan araştırmacılar ve meraklı okurlar için iyi bir rehber niteliği taşımaktadır.
Kitabı genel olarak kullanışlı ve etkili bulduğumu belirtebilirim, ancak tam da bu noktada Oğuzlar hakkında okuduğum bu kitabın ilk derli toplu ve kapsamlı akademik kitap olduğunu da itiraf etmem gerekir. Dolayısıyla, yaptığım yorumları bu minvalde değerlendirmenizi rica ederim. Çalışmada birçok ana (birincil) kaynağın kullanımının yanı sıra birçok farklı dilde (Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça vs.) ikincil araştırmanın ve halk hikâyelerinin (destanların vb.) kullanıldığını da belirtelim ki, bu bile başlı başına muazzam bir emek ürünüdür. Elbette kitabın ilk kez basıldığı tarihten (1969) günümüze kadar tam tamına 52 yıl geçmiştir. Aradan geçen bu süre bilim camiası içerisinde çok uzun bir zaman dilimi olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, bazı iddiaların yenilenmesi gerektiği söylenebilir ki bu durum eserin değerine gölge düşürmediği gibi bilimin doğası da bunu zorunlu kılmaktadır. Kitap, bilhassa konu hakkında araştırma yapanlar için elzem olduğu kadar çeviri dili genel/meraklı okur için de kitabı okunabilir kılmış ki bu da son derece kıymetlidir. Çeviri orijinal dili olan Rusçadan yapılmış olduğundan kıyaslama şansım bulunmuyor, fakat dediğim gibi çeviride kullanılan Türkçenin son derece iyi ve akıcı olduğunu ifade edebilirim. Son olarak ise, gönül rahatlığı ile herkese tavsiye edebileceğim bu eser için başta Selenge Yayınları’na daha sonra ise kitapyurdu’na teşekkür ediyorum.
Herkese sağlıklı, bol kitaplı günler!
Oğuzlar ve Selçuklular hakkında çok kapsamlı bir kaynak kitap.
Kitap 9-13. yy.lar arasında Orta Asya'dan başlayıp dünyanın birçok bölgesine yayılan, başta Oğuzlar ve Selçuklular olmak üzere Türk boylarını anlatıyor.
Yazar kitabı yazarken Çin, Rus, Arap kaynakları başta olmak üzere yayınlanmış yüzlerce eseri oldukça detaylı bir şekilde incelemiş. Kitabın her bölümünde bu eserleri karşılaştırarak o döneme ait en doğru bilgiyi aktarmaya çalışmış.
Kitapta her sayfada verilen bilgilerin kaynağı aynı sayfanın altında dipnot olarak belirtilmiş, öyle ki bazı sayfalarda dipnotlar üstteki yazılardan daha fazla yer kaplamış.
Kitabın ilk bölümünde kitaba kaynak olan ana eserlerden oldukça detaylı bir şekilde bahsedilmiş ve belli bir dönem veya Türk boyu hakkında daha detaylı bilgi almak isteyen okuyucular için yol gösterilmiş.
Kitapta her dönem için o dönemde yaşayan Türk boylarının aile-boy yapıları, siyasi idare şekilleri, geçim ve ticaret yöntemleri, komşularıyla olan ilişkileri gibi birçok konuda oldukça detaylı bilgiler verilmiş.
Kitapta bahsedilen Türk boylarının yaşadıkları ve göç ettikleri bölgeler yerleşim yeri adları ve coğrafi konumları ile verilerek harita üzerinde kolayca takip edilmesi sağlanmış.
Kitap oldukça detaylı anlatım şekli ile biraz akademik bir tarza sahip olsa da Oğuzlar ve Selçuklular başta olmak üzere o dönemlerde yaşayan Türk halkları hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için çok faydalı bir kaynak.
" Orta Asya'daki eski Hint-Avrupai ahalinin torunlarıyla kaynaşan bir kısım Oğuz ve Türkler'e "Türkmen" adı verilmişti. "Türkmen" adının kendisi ise esasında İslam dinini kabul eden Oğuzlar için kullanılmıştı.(Biruni-Kitab al-Camahir)" (s.117)
Onaylı YorumBu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.Bilgi İçin
Sergey Grigoreviç Agacanov, Oğuzlar ve Selçuklular konusunda uzman bir tarihçidir. Oğuzlar konusunda ülkemizde Faruk Sümer'den sonra okunması gereken en önemli eserin sahibidir. Oğuz Yabgu Devleti'nin X. yüzyıldaki müstakil bir devlet olarak var oluşunu ortaya koyan kaynakları ile Oğuzların tarihi coğrafyasını, sosyal-kültürel hayatını ve siyasi tarihini karşılaştırmalı olarak ortaya koyan önemli bir eser yazmıştır.
Büyük emekler harcanarak yazılan eserin kaynakçası incelendiğinde, 800'e yakın eserin kritik edildiği görülmektedir. Farklı dillerden kaynakların incelenmesi verilen emeğin göstergesidir. Ayrıca, karşılaştırmalı bir tarz benimsenmesi akademik açıdan eserin değerini yükseltmektedir.
Anadolu Türkleri Oğuzların, Türkmenlerin torunları olarak tarihini merak edenler için Oğuz, Türkmen kimdir, tarihleri, kültürleri nasıldır? diyen, her bu tarihi mirasa sahip varisin yani mirasçının bu eseri okuyup bilinçlenmesi gerekmektedir. Bu konuda bu baş yapıtı kaleme alan Sergey Grigoreviç Agacanov'a, çeviren Ekber Necef'e ve Ahmet Annaberdiyev'e, bu eseri basarak tarihi mirasa değer verip önemli bir hizmet sergileyen Selenge Yayınevi'ne teşekkür ederiz.
Eser ayrıca Selçuklu Devleti'ni de işleyerek Selçuklu Devleti'ni araştıran, merak edenler için Oğuz-Türkmen meselesinin anlaşılmasına katkı sunacak tespitler yapmaktadır. Bu alanda çalışanlar bilir ki Selçuklu Devleti'nin kuruluşunda ve gelişmesinde Oğuzlar ve Türkmenler büyük katkı sağlamıştır. Ancak sonraki politikalar Oğuz-Türkmenleri devletten uzaklaştırmıştır. Bu konulara önemli tespitleri ile katkı sunan Sergey Grigoreviç Agacanov'un sözkonusu eseri kütüphanenizde bulunması gereken baş yapıtlardan biridir.
Oğuzlar ilgili yazılmış güzel bir eser. Genellikle 9 yy ve 13 yy başlarına kadar geniş bir alana yayılmış Türkler arasında en kalabalık boy olarakta bilinir. Özellikle Oğuzlar bir çok devletinin kurulmasına veya altında yaşamıştır. Bu kitapta Oğuzlar ilgili güzel bilgiler var. Tabi bu eserle birlikte Faruk Sümer hocanın Oğuzlar kitabının okunması gerektiğine inanıyorum. Çünkü Oğuzlar ilgili bu iki eser eş zamanlı okunduğu zaman çok güzel bilgilere sahip olabiliriz. Bunun yanında Mehmet Altay Köymen ve Mükrimin Halil Yinanç kitapları okunabilir. Oğuzlar Büyük Selçuklu kurucusu ve aynı zamanda yıkılışında önemli bir etkiye sahiptir. Bu nedenle Oğuzlar tarihte önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu vesileyle bu güzel eseri tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Tarihi konusunda yapılmış çok kapsamlı ender çalışmalardan biri. Konuyla ilgili derinlemesine bilgi edinmek için Faruk Sümer ile çapraz okunması tavsiye ederim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitapla beraber Faruk Sümer'in Oğuzlar kitabı da mutlaka okunmalıdır. Agacanov bu kitabında Oğuzları detaylıca ele almış ancak Mehmet Altay Köymen'in Selçuklu İmparatorluğu Tarihi kitabının ilk cildi daha doyurucu geldi bana yinede Köymen'in kitabına başlamadan Oğuzlar kitabı okunmalıdır.