Alem-i İslam ve Japonya'da İslamiyet'in Yayılması (2 Cilt Takım)
Alem-i İslam ve Japonya'da İslamiyet'in Yayılması (2 Cilt Takım)

Kitapyurdu Fiyatı: 760,00TL

Ürüne Git
19Yorum
srkytgb
25.09.2024
Kendim için almadım yalnız içeriğini çok duyduğum ilgi çekici bir kitap
mhrtkn
Kitapkurdu
19.09.2024
Önemli Bir Hatırat ve Seyahatname.
KY-2067297
26.04.2022
Ben çok severek okudum sandığımın aksine oldukça ilgi çekici ve akıcı ilerledi kalın olması gözünüzü korkutmasın
Burak Çamlıtepe
10.12.2021
Abdürreşid İbrahim, önemli bir Tatar aydınıdır. Fikirleri uğruna ailesinden, vatanından, hayatından ödün vermiş ve çeşitli coğrafyalarda zor şartlar yaşamıştır. Cebinde 40 ruble ile yola çıkacakken çocuğunun dondurma istemesi üzerine bir miktar parasını da ona verip sonu bilinmezlikle dolu olan bir seyahate çıkmıştır. Aydın çevre tarafından gittiği yerlerde hürmet gördü. Gittiği her yerde konferanslar düzenlemiştir. Her gittiği yerde kütüphaneleri ziyaret etmiştir. Hindistan'da parası bitmiş mahsur kalmış ve Hintli müslümanların arasında topladığı para ile seyahatine devam etmiştir. Son rota olan Japonya'ya gelene kadar Çarlık Rusya'dan çıktığı yola Hindistan, Çin, Mançurya, Kore gibi yerleri gezmiş ve hatıratlarını bir defterde toplamıştır. Japonya'da ise İslam'ın yayılması için büyük bir çaba göstermiştir. A. İbrahim vefat ettiğinde cenaze namazı için 3 gün akın akın gelen insanları beklemek zorunda kalmışlardı.
akifakkoca
Kitapkurdu
14.03.2021
Şimdiye kadar haberdar olmadığıma hayıflandığım bir kitaptı.
Recep Alan
30.01.2021
Japonya da islamiyet ! konu ilgi çekici.
OTTOSON
10.12.2020
Bugünün insanının üşengeçliğini yüzüne yüzüne vuran bir kitap. Kesinlikle hayran kalınası bir Alimin hayran kalınası bir yolculuğu...
bsknlr
09.02.2020
Japonya ya ilk islamiyeti goturen Abdurresit ibrahim efendi nin yasadiklarini anlatmaktadir
capitana
Kitapkurdu
14.10.2017
Çok önemli bir seyyahın Japonya ve diğer Uzakdoğu ülkelerine yaptığı gezileri yer alan, İslamın bu bölgelerde nasıl yayılmasına öncülük ettiğini çok güzel şekilde anlatıyor. Alınıp okunmalı
KY-825626
13.11.2016
Abdurresid Ibrahim Efendi, cok yonlu bir seyyah, davetci ve alim. Japonya'ya Islam'in gitmesine vesile olan muhterem bir zat. Davasi icin her seyini feda etmis, cile dolu bir hayat yasamis. Bu kitaplarda 1900lu yillarin basinda Japonya'ya ve oncesinde diger Asya ulkelerine yaptigi seyahatleri kendi kaleminden okuyacaksiniz.
KY-642559
05.03.2016
Sadece gezi notlarının anlatıldığı bir kitap olmayıp, müellifin vesilesiyle Japonya'da İslamiyet nurunun nasıl yayıldığına şahitlik edeceksiniz. Tokyo Camii'nde medfun olup yine bu camiin temellerine vesile olan camiin ilk imamı hatta Japonya'nın bilinen ilk imamıdır Abdürreşid İbrahim Efendi.
Aliadil
31.07.2015
her evde olması gereken başucu/klasik eserlerden bir daha...Abdürreşid İbrahim Efendi...bir seyyah..bir mübelliğ..bir davetçi..anlatımı da çok yalın ve sürükleyici...bir arkadaşıma hediye ettikten sonra tekrar tek ciltliğini aldım..çok büyük geldi..iki cilt formatını tavsiye ederim
KY-2107202
11.05.2015
2 ciltten oluşan bu eserin yaklaşık dörtte birini Japonya seyahati oluşturmaktadır ki Uzakdoğu ülkelerine karşı bi' ilginiz var ise, en çok seveceğiniz ve not alacağınız bölüm orası olacaktır diye tahmin ediyorum.
a.kerim
08.01.2012
zamanın muhabbet ve sevgi seyyahlarından Eserleri Türkçe'ye tercüme edilmeyi bekliyor, Çevrilen bu eserini de kaçırmamak gerek...
KY-916786
22.11.2010
Bundan 100 yıl önceki İslam dünyasının halini, akıcı bir uslüpla birinci ağızdan anlatan bir eser. Günümüze göre iyi ya da kötü olan yanlarını ayrıntılarıyla öğrenme imkanı sağlıyor.
Abdürreşid İbrahim, şahsi ilgisinin de etkisiyle en fazla Japonya üzerinde yoğunlaşmış. Japon prensiyle bire bir görüşmüş, Japonya halkınca çok sevilmiş, son yıllarını Japonya'da geçirmiş, vefat ettiğinde radyolardan ilan edilmiş olan Japonya'yı İslam'la tanıştırdı diyebileceğimiz bu zatın seyehatnamesini ilgilenen herkese tavsiye ediyorum.
Abdirreşid İbrahim aslen Batıyı da gezmiş ancak, notları yok olduğundan eser sadece Doğuyu anlatıyor.
KY-718186
24.07.2009
Bir solukta okunacak bir seyahatname... Okurken bir çok konuda bilgi sahibi olunacak bir konu.. Özellikle Osmanlının son dönemleri, yüzlerin batıya dönülmesi ve o dönemlerde japonya'nın milli değerlerine,diline, dinine bağlılığı ... Ve şimdi gelinen nokta..<br /><br />Şiddetle tavsiye ediyorum.....
zuzen
08.06.2009
Seyahatname sevenler için bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. 20. yüzyılın başlarında yazar çoğunlukla Uzak Doğu seyahatlerini anlatıyor. Kitabın büyük bir kısmı Japonya ile ilgili ama, Rusya, Çin, Kore, Hindistan ve o dönem Osmanlı toprağı olan Arap yarımadası ile ilgili çok şey öğreniyorsunuz. O dönemin dini ve siyasi olayları bugünü nasıl şekillendirmiş görüyorsunuz. En çok şaşırdığım kısım Kore'nin o zamanlardaki ve bugünkü halinin çok farklı olması. Tarihi birinci el kaynaktan öğrenmek gerçekten çok farklı ve çok daha etkili oluyor.
KY-5483
19.10.2008
Okunması gereken harika bir eser.Özellikle uzakdoğu Müslümanlarının 19 yy başındaki acınacak hallerini öğrenmek için.
Yasin özcan
Kaşif
19.06.2008
Abdurreşid İbrahim ismine ilk defa olarak,üstadımız Mehmed Akif’in Safahat adlı eserinde rastlamıştım.Eserin “Süleymaniye kürsüsünde” isimli bir bölümü vardır ki;burada üstad,Abdurreşid İbrahim’i konuşturur.Fakat metin içerisinde ismi hiç geçmez.Biz konuşturulan kişinin Abdurreşid İbrahim olduğunu başka cihetlerden biliriz.Mesela şiir metninde kürsüde olan zat-Abdurreşid İbrahim-“Bana siz alem-i İslam’ı sorun,söyleyeyim;Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim görmediğim.” demektedir.Burada hiç şüphesiz;Abdurreşid İbrahim’in “Alem-i İslam” adlı eserine atıfta bulunulmaktadır.Ayrıca “Alem-i İslam” kitabının bir kısmı da Mehmed Akif merhumun baş yazarlığını yapmış olduğu Sebillüreşad gazetesinde tefrika edilmiştir.Ve yine üstad Mehmed Akif ile Abdurreşid İbrahim arasında sıkı bir dostluk olduğunu da biliyoruz.(her ne kadar aralarında 30 yaş olsa da) Zaten Safahat’ın “Süleymaniye kürsüsünde” bölümünü okuyanlar “Alem-i İslam” dan bir cüz olduğunu hemen fark ederler.

“Alem-i İslam” yazarı Rusya Tatarlarındandır.Ve ilmiye sınıfına mensuptur.Gazetecilik yönü de vardır.Rusya da iken “Ülfet” isimli bir gazete çıkarmaktadır.Ve gazetesi devlet tarafından kapatıldıktan sonra uzun zamandır planladığı seyahate çıkar.Bu uzun seyahat Asya ülkelerini kapsamaktadır.Orta Asya dediğimiz Buhara,Semerkant,Taşkent gibi vilayetlerin yanı sıra Çin,Hindistan,Japonya,Mançurya ve Kore gibi ülkeleri de dolaşmıştır.Tabidir ki;bu ülkelerde ve vilayetlerde sadece Müslüman unsurlar bulunmamaktadır.Her ülkenin kendine has bir İslam anlayışı olduğu cihetle farklı dinler de bulunmaktadır.”Alem-i İslam” kitabının en önemli yönü de bana göre bu noktadır.Abdurreşid İbrahim bu konulara-din ve maarif-çok meraklı olduğu cihetle bu konularda özellikle çok araştırma yapmış ve sorup soruşturmuştur.Ve bunları kitabına da derc etmiştir.Sadece din ve maarif değil aynı zaman da siyasi konularla da ilgilemiştir.Özellikle Japonya da bulunduğu dönemler hep siyasi mülahazalar ile geçmiştir ki;bu bazen kitabı okurken bıkkınlık dahi vermektedir.

Abdurreşid İbrahim’in seyahati Hindistan dan sonra Hicaz ve ardından da Şam da sona ermektedir.Yazar buradan İstanbul vapuruna bindiğini söyler ve eseri sonlandırır.
Hiç şüphe yoktur ki;her kitapta eleştirilecek bir taraf mutlaka bulunur.Bende “Alem-i İslam” adlı eserde gördüğüm bazı noktalara eleştirilerimi yönelteceğim.
Abdurreşid İbrahim,oldukça modernist diyebileceğimiz bir İslam anlayışına sahiptir.Fakat diğer taraftan da tam bir panislamist-ittihad-ı İslam-taraftarıdır.Yazarın bu yönde bir çok mücadele verdiğine kendi satırlarında şahit oluyoruz.Hatta bu konuda o kadar ileri gidiyor ki;en aşırı Şii-batıni ekollerle dahi bir ittihad yolunu arıyor.Bu gerçekten taaccüp edilecek bir durumdur.Buna rağmen yazar kitabının 1, cildinde ve 602,sayfasında “…dört mezhepten birine uyuyor ya,esas maksat odur.” diyerek kendisi ile çelişkiye düşmektedir.
Yazar Çin de Pekin de imparatorların cenaze masraflarına oldukça taaccüp etmektedir.Cenazelere yapılan masrafların “Pekin’in birkaç caddesini imar edeceğini” söylemektedir.Ardından da “Sonra tekrar düşündüm,şükrettim: Elhamdülillah bizim İslam dininde kim olursa olsun bir adam vefat ederse üç kat beze sarılıp götürülür.bir an evvel defnetmeye gayret edilir.” diyerek bizimle kıyaslar.Bu kıyas bence su götürür.Acaba Abdurreşid İbrahim hiç mi Eyüp veya Divan yoluna uğramamış oralarda yapılan türbeleri-Padişah ve saltanat üyelerinin-hiç mi görmemiştir.Bu gün dahi o türbelere harcanan paralar ile değil iki cadde iki tane şehir kurulurdu.
Yazar “Çinlilerin saçları” adlı bölümde ise Çinlilerin saçlarını oldukça hayrete şayan bulmaktadır.Ve bu konuyu kitapta bir çok yerde dile getirmektedir.Adı geçen bölümde bir yaşlı Çinliye “Müslüman olan kimselere ve bilhassa sizin gibi ömrünün son demlerinde olanlara Sünnet-i Seniyye’ye uygun tavırlarda bulunmaları lüzumunu” söyleyerek saçlarını tamamiyle tıraş etmeyi tavsiye,hatta “kendim bizzat traş edeyim” teklifte bulundum.Yazar burada çok hatalı bir davranışa düşmüştür,nitekim saçın kısa veya uzunluğu hususunda dinimiz herhangi bir yasak vazetmemiştir.

İşaret yayınları her ne kadar diğer benzeri yayınevlerinden daha pahalı olsa da bu eseri yayınlayarak büyük bir hizmet yapmıştır.Yalnız kitabı sadeleştiren Ertuğrul Özalp’in önsözde ki bir tespiti çok dikkat çekicidir.Ertuğrul Özalp,bu kitabın daha önce Mehmed Paksu tarafından sadeleştirildiğini ve Yeni Asya yayınları tarafından da basıldığını fakat o baskıda bazı bölümlerin ve yerlerin bilinçli olarak çıkartıldığını söylemektedir.Fakat hangi bölüm ve yerlerin çıkartıldığı konusunu açmamakta ve bir yoruma da gitmemektedir.Fakat Yeni Asya yayınları ve Mehmed Paksu’yu göz önüne aldığımız zaman kitabın nerelerinin çıkarılmış olduğu tahmin edilebilir kanısındayım.Bunu için de kitabı dikkatle okumak lazımdır.Bu kitabın en büyük özelliklerinden bir tanesi de Misyonerlerle ilgili olan bölümleridir.Misyonerleri “Haşarat” olarak niteleyen Abdurreşid İbrahim,onlar hakkında bir çok yerde çokça malumat vermekte ve onların ipliğini pazara çıkarmaktadır.Fakat Yeni Asya ve benzeri yayın organları Nurcu oldukları cihetle ve onların da Hıristiyanlar konusunda ki düşüncelerini bildiğimiz için pek de taaccüp etmemek lazım gelir düşüncesindeyim.Nede olsa onlar Hıristiyanları birer din kardeşi olarak görmektedirler.