Yaratıcı Tür & Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor
Yaratıcı Tür & Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor

Kitapyurdu Fiyatı: 242,00TL

Ürüne Git
55Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Yaratıcı Tür
NASA'yla Picasso'nun ortak yönlerini belirlemeye çalışıyor Eagleman, ortalık birazdan yaratıcılık kokacak. NASA'ya bakalım. Apollo 13'ün oksiijen tankı patlamış ve uzay enkaz püskürmüş, araç ciddi ölçüde hasar almış. Jack Swigert meşhur sözlerini söylüyor: "Houston, bir sorunumuz var." Astronotları sağ salim Dünya'ya geri getirmeye çalışan bir oda dolusu insan canlanıyor gözümün önünde; herkes önündeki ekranlara eğilmiş, çözüm yolu bulmaya çalışıyor. Dünya'ya dönüş rotası planlanacak, aracın havaya uçmaması için sistemler denetlenecek, karbondioksit düzeyinin yükselmemesi için çıkış yolu bulunacak, bir dünya iş. Doğaçlama yöntemiyle birçok problem çözülüyor ve ekip gezegene dönüyor, kurtarılıyor. Marslı'da gördüğümüz yöntemlerin benzeriyle. İşlevselliğe, genel geçer yargılara takılmamanın sonucu olarak. Yaratıcılıkla. Picasso'ysa Les Demoiselles d'Avignon üzerinde çalışıyor, yenilik peşinde koşarak. Amorf bedenler, garip renkler, bütün kural dışılıklar bir araya gelerek resim tarihinin en özgün eserlerinden birini meydana getiriyorlar, Picasso'nun arayışının ürünü. Eagleman bu özgünlüğün arka planda var olduğunu, sadece onu oradan çıkarmak gerektiğini söylüyor. Jonah Lehrer'ın da benzer bir iddiası var, evreka anını yakalamak için yürüyüşlere çıkan, hobileriyle ilgilenen veya hiçbir şey yapmadan bir manzarayı izleyen insanlardan bahsediyor metinlerinde. Bilincin arkasında olup bitenleri bilemiyoruz ama çatlaklardan sızanları yakalayabiliyoruz, bilişsel işlemleri bir süreliğine asgariye indirip parlama ânını yaşayabilirsek su yüzüne çıkan şeyleri görebiliyoruz. Böyle anlar için denizi izliyorum ben, bir metin üzerinde çalışırken durakaldığım noktada sahile gidip kayalara oturuyorum, denizi izliyorum veya uyuyorum, sağlam uyuyorum ve sabahki parlak bilincimin gece topladıklarını elde ediyorum. Herkesin kendince bir yöntemi var, parlak zekaların saçtığı aydınlık bu an yakalamanın rutinleştiği veya sıklaştığı zamanların ürünü. Eagleman'a göre "şöyle olsa ne olur" fikri üzerine kurulmuş bir uygarlığımız var, soyut düşünme yeteneği çağlardır insanların en önemli niteliği olmayı sürdürüyor ve her şeyi -uygarlığı, bilimi vs.- bu niteliğe borçluyuz. Giriş bölümünde Eagleman niyetini açıklıyor, geleceğin ve geçmişin biçimlendirilmesinde aydınlanma anlarının işlevi ve bu anların ortaya çıkma süreci konusunda birtakım saptamalarda bulunacağını söylüyor. Bir dünya örnek üzerinden. Değişim Rüzgârı ilk bölüm, insanın sürekli değişen bir varlık olduğu malum. Modalar, istekler, düşünce biçimleri, her şey akışa kapılıp geleceğe fırlatıyor bizi. Yeniliğe çok çabuk uyum sağlamamız ilk madde olarak karşımıza çıkıyor, Louis C.K.'den bir örnek; kablosuz bağlantının ilk kez uygulandığı bir uçakta seyahat ederken teknolojinin yeniliği başını döndürmüş. Kablo yok, internete girilebiliyor. Müthiş bir şey. Bağlantı gittiği zaman yandaki kadın şikayet ediyor hemen: "Olacak şey değil!" Evet, olacak şey olmayan şey bağlantının kablosu olmasıyken bir anda bağlantının gitmesine dönüşüyor. Gerçekten çok çabuk tüketiyoruz, daha da çabuk tüketmeye doğru hızla yol alıyoruz. Sıkılıyor insanlar; sevgiden sıkılıyor, emekten sıkılıyor, insandan sıkılıyor. Akıl almaz bir şey. "Öncü, yeni normale dönüşür, en yeniyse en yeniliğini kaybeder." (s. 17) Bir şeye maruz kalmakla ilgili olduğunu söylüyor Eagleman, günümüzde maruz kalacak çok fazla şey olduğu için yeterlilik oranı giderek düşüyor ve hemen bir sonrakine zıplanıyor. Bir sonraki icat, bir sonraki telefon, bir sonraki sevgili. Bauman "akışkanlık" diyor buna, yaşamlar çok hızlı akıyor, hayat da hızlı akıyor, o zaman her şeyi değiştirmeliyiz. Süper. Hızlandırılmış yaşama hoş geldiniz. Bu adam diğerinden daha iyi, diğerini bırakıp bu adama atlayınız. Aracınızı hemen değiştiriniz, daha yenisi var, dahası var, daha da var, daha daha daha. Evet. Beynin dengeyi aramasından bahsediliyor bir yerde, eh, elde edilen yeninin bir müddet elde tutulmasını sabitlik ihtiyacına bağlayabiliyoruz, sonra eldekiler paketlenip rafa kaldırılıyor ve yenileri geliyor zaten. Kaku'nun "Mağara Adamı Etkisi" dediği olgu bu şartlar altında ortaya çıkıyor, yeniyi ne kadar kovalasak da kodlarımıza işlemiş eskiyi yakında bir yerde tutmak istiyoruz. iPad'in ilk tanıtımında ahşap bir kitaplıkta duran matbu kitaplar buna bir örnek. Alışkanlıkları bir ölçüde yıkmak istiyoruz, bir ölçüde de korumak. İkisi arasında kararsızca gidip gelmelerimizin toplamına yaşam diyoruz. Sanatın ve teknolojinin önemi bu noktada ortaya çıkıyor, süreğen arayışımızda şaşırma gereksinimini gideriyoruz bunlarla. Beyin, sahip olduğu bilgiyi, veriyi başkalaştırıyor ve şaşırtıcı bir forma dönüştürebiliyor. Eagleman mevzuyu teknoloji açısından ele aldığı noktada yine Apple'a dönüyor, iPhone güzel bir çıkış noktası. iPhone'un sahip olduğu teknolojik yenilikler aslında çok da yeni değil, önceden uygulanmış ve pek çok elektronik aletin ortaya çıkmasını sağlamış ama bu aletler ya çok pahalıymış ya da yeterince ergonomik değilmiş, sonuçta tutulmamışlar. Mesela bir mağazanın elektronik ürünlerinin bulunduğu broşürün görseli var metinde, bütün aygıtların toplam fiyatı 3000 papel. Şimdi iPhone o aletlerin yaptığı her işi tek başına yapabiliyor, üstelik çok daha uygun bir fiyata. Dolayısıyla yeniliklerden yenilik üretiyoruz, Eagleman'a göre radikal yeniliklerin uygarlığımızdaki yeri çok küçük. Steve Jobs demiş şunu: "Yaratıcılık, birtakım şeyleri birbirine bağlamaktan ibarettir." Ford örneği verilmiş bir de, seri üretim fikri 1800'lerin başlarında ABD ordusu için parçaları değiştirilebilir silahların üretiminde uygulanmış. Ford ne yapmış, bunu araba üretiminde uygulamış ve seri üretime geçerek bir dünya araba üretmiş. İşin sanatsal boyutuna uzanırsak Picasso'nun bahsettiğim resmini ele alıyor Eagleman, Cézanne'ın görsel düzlemi geometrik biçimlere bölmesi fikrini alan Picasso tekniğini de belirlemiş oluyor. Sonrasında kendisini takip eden ressamlar aynı tekniği farklı biçimlerde uyguluyorlar. Her basamakta bir sanatçı, yukarılara doğru giden sonsuz bir yol. Üstelik geçmiştekinden daha hızlı bir şekilde inşa ediliyor. Kurzweil'ın üstel ilerleyiş fikrine Eagleman da şöyle bir değiniyor ve Kurzweil'a katılıyor; hızımız korkunç bir biçimde katlanarak artıyor. Bükme, parçalama ve harmanlama tekniklerinin bu hıza etkisinin büyük olduğunu söylüyor Eagleman ve bu üç teknik için de sayısız örnek veriyor. Birkaçını sıralayacağım. Bükmede olgunun orijinal halinin değişime uğradığı veya biçimini kaybedecek ölçüde büküldüğü durumlar var. Monet'nin Rouen Katedrali çeşitlemeleri. Hokusai'nin Fuji Dağı çeşitlemeleri. Giacometti'nin II. Dünya Savaşı sırasında mahsur kaldığı otel odasında küçültülmüş insan figürleri yapması. Alpha Centauri'ye yollanacak nanobotlar. Tersine mühendislik yöntemiyle Neandertaller'in genetik kodlarına ulaşmak. Eski Roma'da borçlarını ödeyemeyip alacaklılara kendini köle olarak sunan kişiler için söylenen "addict" teriminin zamanla kazandığı yeni anlamlar. Parçalama, Guernica. Cep telefonlarında sinyalleri bölerek farklı hatları ortaya çıkarmak. e. e. cummings'in parçalı sözcükleri, görüntünün parçalanarak piksellere bölünmesi ve günümüzün ekran teknolojilerini doğurması, sözcüklerin kısaltılması, Bach'ın bir fügünde yer alan mikro-tekrarlar yoluyla elde ettiği örüntü, MP3 teknolojisi. Harmanlama. Sfenks. Örümcek çiftliklerinde onca örümcekle uğraşmaktansa örümceğin ipek üretiminden sorumlu DNA parçasını bir keçinin DNA'sına ekleyerek keçi sütüne karışmış ipeği ayrıştırmak. Kemik mobilyalar. Kuş burunlu trenlerin hava akımından daha az etkilenmesi. Dijital fotoğraflar. MÖ 2500'lü yıllarda bakır ve kalayla yapılan işler, bu işlerin sonrası. Hepsi beynin işleyiş biçimlerinin sonsuz ihtimallere yol açmasıyla ortaya çıkan icatlar, buluşlar, eserler. Einstein'ın ABD'ye kaçması Almanları pek de rahatsız etmişe benzemiyordu, zira "Yahudi bilimi"nin pek de matah bir şey olmadığı inancı yaygındı. İnanç bir formuyla yaratıcılık için şart ama ketleme özelliği de var, hiçbir şeyden o kadar emin olmamak, sadece emekten ve uğraştan emin olmak buluşların ardındaki itici güç olarak ortaya çıkıyor. Kültürel koşullar, insani duygular ve dışsal pek çok etken yaratıcılığı öldürebiliyor, metinde pek çok çarpıcı örnekle anlatılıyor bu. BlackBerry'den Beethoven'a kadar pek çok örnek bize işin iki boyutunun olduğunu gösteriyor; toplum yeniliklere hazır olmayabiliyor ya da bir yeniliğe fazlasıyla bağlanmak daha yeni yeniliklerin karşısında yok olup gitmeye yol açabiliyor. Denge unsuru olarak bitmeyen bir merak, sonsuz bir arayış gerekiyor. Ölü yatırımlar her zaman ölü olmayabiliyor bu açıdan, başarısızlığa uğramış bir projeden en kötü tecrübe edinmiş olarak çıkarız ve yeni projelerde daha başarılı olabiliriz. Hiçbir şeyi mutlak bir kayıp olarak görmemek lazım, Eagleman meselenin özeti olarak bu kanıya varıyor. Sırf batan ve çıkan şirketlerin hikâyeleri yetecekken bir de sanat dünyasından örneklerle metnini iyice zenginleştiriyor Eagleman, şahane bir metin çıkarmış ortaya. Şunu söyleyip gideyim, Kaku'nun bahsettiği bir kıyafet vardı. Bu kıyafeti giyince kan basıncımız, şuyumuz buyumuz sürekli kontrol altında olacak, tehlikeli durumlarda sağlık birimlerine hemen haber gidecek, vücudumuzdaki su oranı azalmışsa önümüze bir bardak su gelecek, bir sürü kolaylık. Tek bir kıyafet ve kıyafetin bağlı olduğu sistem her şeyi düzenleyecek kısaca. Heh, Eagleman ve bir öğrencisi bu elbisenin prototipini üretmişler, tanıtmışlar hatta. Fikri Kaku'dan mı aldılar yoksa Kaku zaten ortaya konmuş bir yenilik üzerinden mi kurdu düşüncesini, bilmiyorum ama bu basamak olayı hoşuma gidiyor. Teker teker. Yukarıya. Sonsuz bir yol.
kayıp sufi
Hezarfen
Beynin gizemlerine yolculuk...
HilalinGlgsndekiAdam
Nörobilimci olan yazar küçük bir farklılık yapmış ve çalışmalarını bir besteci ile birlikte bizlere sunmuş,ama neden? Kitap 3 kısma ayrılıyor. 1 - Değişim Rüzgarı; Yaratıcılığa duyduğumuz gereksinim,yeni fikirleri nasıl ortaya çıkardığımız ve ürettiğimiz yeniliklerin yaşadığımız yer ve zamanla nasıl biçimlendiği konusunda bir giriş. 2 - Yaratıcı Düşünce Yapısı; Yaratıcı düşünme biçiminin ana öğelerini,seçeneklerin çoğaltılmasından riskin göze alınmasına kadar değişen bir yelpaze içinde inceliyor. 3 - Yaratıcılığı Geliştirmek; Gözümüzü şirketlere ve okul sınıflarına çeviriyor,geleceği hazırlayan bu kuluçka makinelerinde yaratıcılığı nasıl teşvik edebileceğimize bakıyoruz. Bu kitabın sonunda ise yaratıcı zihni daha iyi anlayıp dünyalarımızı nasıl yeniden biçimlendirebileceğimize dair bir vizyon oluşturuyoruz. Kitap görseller ile desteklendiği için anlatılanları daha anlamlı ve anlaşılır kılıyor. Beynimiz,zihnimiz nasıl işliyor diye merak ediyorsanız muhakkak okumanızı öneririm.
Yolande
Yaratıcılık kavramını günlük yaşamdan ve tarihten örneklerle ele almış. Oldukça akıcı ve eğitsel katkısı yadsınamaz.
İlker
Kaşif
Popüler bilim bölümünde yer alan bu eser ile insan beyninin nelere sebep olduğu, beynin yapısının hala çözülemediği ama kapasitesinin eşi benzeri olmadığını, neler başarabileceğini ve bunu yaparken hangi yöntemleri kullandığı incelenmiştir. Beyin ve yapısı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen meraklı kişiler için mükemmel bir eserdir. Beyin - David Eagleman ve bu eser beyin konusunda okunması gereken şahsımca 2 temel eserdir. (Kendimden örnek vermem gerekirse aşırı akademik eserleri anlayabilecek bilgi sahibi değilim lakin bu eserler anlatımı ile hem sevdirip hem öğreten türden)
itscevv
Alanla ilginiz olsun olmasın bence herkesi geliştirebilecek çok yararlı bir kitap. Bitirdiğim her bölümle birlikte çevremi daha farklı algılamaya başladım. Kitapta bilim dünyasından sanat dünyasına kadar özgün ve çeşitli yaratıcılık örnekleri bulunmakta. Okuyan herkesin bir şekilde ilham bulacağını düşünüyorum. İyi okumalar :)
sibel4142
Kitapkurdu
ki,şisel gelişim için çok güzel bir kitap
Hanzade Erva
Kitapkurdu
Alana ilginiz varsa keyifle okursunuz...
KY-7066979
David Eagleman' ın diğer kitapları gibi çok başarılı. Bükme, parçalama ve harmanlama ile açıklama getirmiş yaratıcılığa.
KY-2824427
tavsiye üzerine hediye aldığım bir kitap
BerraTheGeek
yaratıcığı geliştirmek için iyi bir eser
mert g
Kaşif
David Eagleman, yormadan sizi bilgiye doyurarak, başka düşüncelerle sizi etkileyerek, akıcı bir şekilde okutan tarzın sahibidir. Keyifli okumalar.
slckrmn
Hezarfen
Yorumlara baktım David Eagleman kitaplarının, toptan aldım hepsini, yazarın yeni eser çıktıkça haber veride ayarladım, okuyup nöröbilimin derinliklerinde bizde gezinelim bakalım, yalnız dikkatimi çeken husus görsellerin kalitesi bu sefer renkli, bu tür kitaplarda görseller önemli oluyor, yabancı baskılarda daha bir özen görüyor, bizde ekstra maliyet sanırım
Demlibiri
7'den 70'e herkesin keyifle okuyacağı dergi formatında bir kitap çocukluğumdan beri bayılırım böyle kitaplara. Tabiki Davıd Eagleman tarzı da ayrı :)
Tapusuz63
Kitapkurdu
Bilgiye doyuran, geliştiren bir kitap. Başladığınızın sonucuna nasıl inandıysanız o olur.Yaratıcılık, birtakım şeyleri birbirine bağlamaktır. Şöyle olsa ne olurları düşünmek bir hayal gücü egzersizidir. Başkalarının beyinleri, yaratıcılığa yönlendiren itici gücü harekete geçiren bir etkendir. Seçenekleri çoğaltın yaratıcı sürecin temel taşlarından biridir. Sırada ne var? Keşfi kullan. Beynin en yaratıcı olduğu zamanlar, güvenceyi sürprize, alışılmışı bilinmeye feda ettiği zamanlardır. Geçmişi sıçrama tahtası olarak kullanın. Çocuklarımıza kökler ve kanatlar bırakabiliriz. Fikirler çevremizi sarmış olan şeylerin bükülüp, parçalanıp, harmanlanmasıyla belirecek. Dünyayı yeniden kurmaya başlayacak. Allah’ın tasarımlarına hayretinizi arttıracak olan bu kitap hayal gücünüze, merakınıza, inancınıza, bilginize ve sevginize katkısı büyük olacak. Hayreti çok olsun.
Muhammed Furkan Türkmen
Görsellerle süslenmiş güzel bir kitap
yufo
Kitapkurdu
Beğenmedim. Eagleman'ın hatrına iki yıldız veriyorum. Kitaptaki bilgiler maksimum 100 sayfa. Gerisi resim ve örnek olay. Beklentimi karşılamadı
KY-829025
bilim ve sanatı ortak paydada buluşturmaya çalışmış. görsellerle kitabı desteklemiş.
nurcan13
Yazarın diğer kitaplarını da tavsiye ederim. Bu kitap da şaşırtmadı. Bilgi dolu bir kitap.
Nihal  Karayılan
Çok bilimsel bir dili yok örneklerle gayet anlaşılır bir kitap olmuş