"Hamsun, Victoria ile bütün zamanların en güzel aşk romanını yazmış oldu."
En güzellerinden biri şüphesiz. Romantik dönemin aşk romanları gibi ince ince örülmüş, yarattığı insan-tabiat eksenli dünyadaki başarılı karakterleriyle on numara bir roman. Aşk ve doğa olduğu gibi yalın, karakterler de öyle. Kısacık bir metin, yolda falan rahatlıkla okunabilir.
Değirmencinin oğlu Johannes, yakınlardaki malikanede yaşayan Victoria ve arkadaşlarını sandal gezintisine çıkarır. Arkadaşların arasında Otto var, Victoria'nın çok daha sonra nişanlanacağı çocuk. Çocuklar daha, onlu yaşlardalar. Johannes'i kayıkta bırakıp gidiyorlar, o da hayal kuruyor; bir sürü kölenin kendisine hizmet ettiği, çıktıkları adanın sahibi olduğu bir rüya. "(...) Şato çocukları adadan ayrılıp giderlerken, Victoria, imkansız, yapamayacaktı bunu. Kendini, önünde yerlere atacak, hıçkıracaktı; çünkü Victoria kendisine aşık olacaktı. 'Bırakın da ben de kalayım, reddetmeyin beni efendimiz; kulunuz, köleniz olayım!'" (s. 8)
Adada yalnız kaldıkları bir zaman da oluyor Johannes çocuk saflığıyla Otto'dan çok daha güçlü olduğunu, Victoria'nın adını bir taşa kazıdığını ve eğer uzaklara giderse taşa bakıp kendisini hatırlamasını söylüyor. Gidiyor da; okumak için şehre gidiyor, yıllarca orada kalıyor, başarılı bir öğrenci ve yazar oluyor, Victoria'nın hayali hiç terk etmiyor onu. Tatil için geri döndüğünde malikanenin kızını uzaktan görebiliyor. Ağaçların arasında yürüyor sürekli, çocukluğunda bulduğu sığınağına gidiyor. Dönüşüyle birlikte her şey tazeleniyor; umutları, üzüntüleri, Victoria'ya duyduğu aşkı...
Bir gemi kazasına şahit oluyor sandalıyla gezintiye çıktığı bir zaman. Küçük bir kız suya düşüyor, Johannes kızı kurtarıyor ve anında kızın kahramanı oluveriyor. Bu kız, Victoria'nın Otto'su gibi olacak kendisi için. Victoria'yla yıllar boyunca konuşacaklar, gezintilere çıkacaklar ama hiçbir zaman bir araya gelemeyecekler. Victoria Otto ile nişanlanacak, sonra Otto uçarılıkları yüzünden ölünce dul kalacak, karalara bürünüp Sur'a gidecek. Dsfd şaka. Neyse, Johannes de iyi bir şair olacak ve şehirde yıllarını geçirecek. Aralarda, birkaç günlüğüne görüşülecek. Victoria, Johannes'i hep sevdiğini söyleyecek ama Johannes'in istediği türden bir sevgi olmayacak bu, çünkü Johannes onu görmek için elinden geleni yaparken Victoria hayatın kurgusunda sürüklenmeyi tercih ediyor. Johannes'in aşkı şöyle: "Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni sevmiş, yarın seni, öbür gün onu! Böyle kararsızdı aşk. Koparması imkansız bir mühür mumu gibi dayanıklı da olurdu; ölüm saatine kadar tıpkı sönmez bir mum gibi parlardı da; ölümsüzdü, bu kadar. Peki neydi aşk?" (s. 28)
Johannes'in kazada kurtardığı ve sonradan nişanlandığı Camilla, Richmond adlı bir gence aşık oluyor, bunu olabildiğince nazik bir şekilde Johannes'e söylüyor ve aldığı cevaptan mutlu, Johannes'in hayatından çıkıyor. Otto da öldü, aralarında hiç kimse kalmıyor, hiçbir şey kalmıyor. Koca bir "ama" var işte. Johannes'in malikanede katıldığı bir yemekte tanıştığı yaşlı bir adamın sözleri çok şey anlatıyor. Adam ilk aşkının acısından bahsettikten sonra evlenmiş, durumu Johannes'e açıklıyor: "Durun, başka tek söz yok! Neler söyleyeceğinizi biliyorum. Onu, diyeceksiniz, birincisini, gençlik aşkınızı unuttunuz mu? Aynen böyle söyleyeceksiniz. Beri yandan, sayın bayım, ben size o ilk, biricik ve ebedi aşkımı nerede kaldığını sorabilir miyim? O sevgili, bir topçu yüzbaşısıyla evlenmedi mi? Siz hiç ömrünüzde, bir erkeğin evlenmek istediği asıl kadınla evlendiğini gördünüz mü? Ben görmedim. Bir efsane vardır: Tanrı bir erkeğin dileğini kabul eder, erkek ilk ve biricik sevgilisiyle evlenir. Ama bu netice, erkeği yeni saadetlere götürmez, asla. Niçin diye soracaksınız. Bakın, size cevap vereyim: Ufacık bir sebep yüzünden, kadının hemen ölüvermesi yüzünden." (s. 111)
"Siz hiç ömrünüzde, bir erkeğin evlenmek istediği asıl kadınla evlendiğini gördünüz mü?" Ne güzel ya, direkt ayırdım burayı.
Sonuç olarak ayrılık var, hiçbir roman kavuşmalı bir finalle böylesi bir dram yaratamaz. Upuzun bir mektup geliyor Johannes'e, veremden falan ölmeden önce yazmış Victoria. Her şey yarım kaldı ve hayat devam ediyor. Her şey anılarda ve gelecek günlerin heyecanı bu anıları karıştırıyor, bozuyor. Her şeyi olduğu gibi hatırlayabilseydik lanet gibi bir şey olurdu herhalde.
"Tanrı aşkı çeşit çeşit yarattı; aşkın devam ettiğini veya sona erdiğini gördü.”
Bu sene Nobel Edebiyat Ödülü'nü kucaklayan Jon Fosse'nin iki eserini okuyup kendisine karşı çok da büyük bir aşk geliştiremeyince (sevmedim denemez, sevdim ama özel bir bağ kuramadım bir şekilde), Norveç'in asıl büyük ismi, bir diğer Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Knut Hamsun'a bir uğrayayım dedim ve kaç zamandır kütüphanemde bekleyen Hamsunlardan birini elime aldım, Knut dedemle (kendisi tam 93 sene yaşamış, gerçekten dedem!) bir tanışayım artık dedim.
Ve ne iyi ettim! Yüzyıl başı edebiyatıyla kimyam her zaman tutmayabiliyor, bazen pek soyut geliyor anlatımları ve buhranları, o her duyguyu büyük büyük yaşama hallerine adapte olmakta güçlük çekebiliyorum, dolayısıyla kaygılarım vardı ama gördüm ki yersizmiş, Hamsun sahiden zamansız bir yazarmış.
Açıkçası anlattığı hikâyeye çok ikna olamadıysam da (sahiden, yüzyıl başı edebiyatında insanlar ama özellikle kadınlar niye hep pek acayip ve anlamsız davranıyor ya?), dilini ve anlatma biçimini çok sevdim. Aslında hikâye epey klişe; fakir oğlan zengin kıza aşık oluyor, zengin kız da onu seviyor ama kavuşamıyorlar çünkü işte sınıf, kan, para mevzuları. Dediğim gibi öykü çok ikna edici değil belki ama bu ikisinin çocukluklarından başlayan arkadaşlığını, baş kahramanımız Johannes'in Victoria'ya hislerini anlatırken seçtiği kelimelerin zarafetini, öykünün her yerine sinmiş naifliği çok sevdim.
Bu arada ben klasikleşmiş Behçet Necatigil çevirisinden okudum ancak kitabın yakın zamanda Dilek Başak çevirisiyle Can Yayınları'ndan çıkmış bir versiyonu olduğunu da belirteyim, o metne de ayrıca bakacağım, aradan onlarca yıl geçtikten sonra yapılan o çevirinin lezzeti de farklıdır muhakkak.
Ben daha Knut Hamsun okurum valla. Büyük eseri Açlık'a varana dek devam.
Şu cümlelerle bitireyim o halde:
"Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni sevmiş, yarın seni, öbür gün onu! Böyle kararsızdı aşk. Koparılması imkansız bir mühür mumu gibi dayanıklı da olurdu, ölüm saatine kadar tıpkı sönmez bir nur gibi parlardı da; ölümsüzdü bu kadar."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
harika bir eser, filmi de çok güzel ama eseri okumak daha güzel hissettirdi. İskandinav edebiyatından okuduğum ilk eser sanırım, şu anda da Açlık adlı eseri okuyorum, bayıldım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Henüz okumadım ama eminimki beğeneceğim Hamsun yazar da nasıl beğenmem açlık kitabından sonra ihtiyaç gibi bir şey artık benim için yazdıklarını okumak
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Knut Hamsun ile Açlık kitabıyla tanışmıştım. Victoria okuduğum ikinci kitabı ve tamamen farklı bir yapıya sahip. Dili, anlatım biçimi çok sade, kolay bir okumaya sahip. Bir aşk romanı Victoria. Değirmencinin oğlu Johannes'in şatonun güzel kızı Victoria'ya çocukluktan beri olan aşkının hikâyesi. Bu aşk başlarda imkansız gibi görünüyor, sonra bizi şaşırtıyor, seviniyoruz, üzülüyoruz.. tüm duyguları yaşatıyor yazarımız. Konusu sıradan gibi görünse de Hamsun’ın güzel anlatımıyla çok hoş bir okuma sunuyor bize Victoria.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarla yıldızım barışmıyor. Bu kitaptan sonra pes ediyor ve tekrar okumayı düşünmüyorum. Okyanusta sürüklenen, dura dura şişmiş içi boş bir odun parçası gibi aşk hikayesi okuyorsunuz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tavsiye üzerine kardeşime hediye almıştım. Beğendiğini söyledi ama çok da bayılmamış. Açlık romanını okumuştum ben, o çok iyiydi. Belki önce onu okuyabilirsiniz. Diğer kitaplarını da okumak isterseniz bunu alırsınız belki.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, çok akıcı ve şiirsel bir dille çevrilmiş. Kitabın öyküsü ise neo-Romantizmin çok güzel bir örneği. Hamsun kesinlikle okunması gereken yazarlar arasında.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı alırken kitabın Victoria karakteri üzerinden olayların anlatılacağını zannetmiştim ilk falsosu buydu. İkinci hususta ise sanki YouTube videolarını hızlandırırsınız ya kitabın anlatımıda aynen öyleydi. Genel olarak beğenmedim