Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde /Kayıp Zamanın İzinde
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde /Kayıp Zamanın İzinde

Kitapyurdu Fiyatı: 275,00TL

Ürüne Git
157Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Formülize etme gibi bir densizlik yaparsam, Proust belirli süreleri bölümlüyor, bölümlerde yakın çevresindeki insanlar tekrar belirdiği zaman onların anlık durumlarına yer veriyor, böylece önceki bölümlerde yer alan karakterleri yavaş yavaş inşa etmeye girişiyor. Anlatıda kilit rollerde yer alan bu karakterlerin mühim eylemlerini yığmaca usulü hemen sunmuyor, bazı olayların zamanı gelince anlatılacağını söylüyor. İleriye bir işaret; Proust'un metni aklında çoktan oluşturduğunu ve yazıya dökerken okur için belirli ipuçları bıraktığını gösteriyor bu. Yeni karakterlerin anlatıya katılışı başka bir süreci tetikliyor; karakterlerin hafızadaki verilerle betimlenmesi, davranışlarının incelenmesi ve anlatıcı tarafından tahlil edilmesi gibi çok aşamalı bir anlatım tekniği kullanıyor Proust, insanın yaşamı anlamlandırmada kullandığı doğal işlemlerin metne yansımaları bunlar, müthiş bir hassaslığın ve bakma-görme kabiliyetinin sonucu. Birinci bölüm, Mme Swann'ın Çevresinde. Anlatıcının Gilberte'i göremeyeceği, birbirlerinden uzaklaştıkları zamanlarda Norpois Markisi'nin manzaraya dahil olduğu noktadan başlıyoruz. Marki ve Profesör Cottard'ın yarattığı izlenimler anlatıcı tarafından ele alınıyor, anlatıcının babasının fikirleri de enine boyuna inceleniyor. Soyluların arasında bir genç, yazdığı metinlerin yeterince iyi olup olmadığını durmadan sorguluyor, kendine güvenmediği için huzur bulamıyor ve kendini geliştirmek için konserlere gidiyor ve gözlem yapıyor, durmadan, karakterlerin niteliklerini çocukluğunda edindiği fikirler ve anıların hatırlandığı zamanki düşünceler üzerinden ortaya koyuyor. Dönemin monarşi ve cumhuriyet yanlılarının yarattığı gerilim de kendini gösteriyor, karakterlerin bir masa etrafında oturup ettikleri sohbetlere gerginliğin izleri de karışıyor. Marki'ye özel bir önem verilmiş, kendisi cumhuriyetçi ve modern, çok kibar, hatta anlatıcının annesinin züppe bulacağı kadar kibar ama adamın doğal yapısı gereği kimse onun ayağını kesmeye çalışmıyor, beğenilen bir adam olduğu için birçok ortama davet ediliyor. Anlatıcının evi dahil. Marki edebiyattan da anladığı için, Gilberte'in acısı da taze olduğu için anlatıcımız bir metin yazıyor, duyguların şelale olduğu cinsten. Metne aktarılan duyguların kolay kolay kaybolmayacağına dair tipik bir Proust eki giriyor araya, edebiyatın zamanı dondurmasını ve yıllar sonra gerçekleşen çözülme sırasında her şeyin yeni yaşanıyormuş gibi bir duygu doğurmasını anlatıyor genç dostumuz. Bu sırada Berma nam bir sanatçının üstün performansı mevzu bahis oluyor ama anlatıcı performansı pek beğenmiyor, neden beğenmediğini kendi estetliğini merkeze alarak uzun uzun anlatıyor. Düşündüklerini Marki'ye de anlatıyor, Mme Berma'nın performansları hakkında sohbete başlıyorlar. Not almışım; bana göre çok ince bir detay: Marki konuşurken, diyaloğun orta yerinde, anlatıcının dediğine göre Marki, anlatıcının annesi konuşmanın dışında kalmasın diye ona doğru dönüp konuşmaya devam ediyor. Anlatı gayet kusursuz bir şekilde ilerlerken bir anda böylesi bir detayla karşılaşmak etkilemişti beni, hatta kendim de kullanırım diye aşırdım bunu. Politik sohbetleri buraya almıyorum, Marki'nin Swannlara gittiğini söylediği kısımdan devam ediyorum. Anlatıcının annesiyle babasında bir irkilme, bir şaşırma, bir titreme görülüyor. Marki'nin izlenimlerini dinliyorlar, çift hakkında bildiklerini dinliyorlar, okur olarak biz de karanlıktaki bazı noktaları öğrenmiş oluyoruz, örneğin Odette'in Swann'a şantaj yaptığını öğreniyoruz, belki hamile kalması da bir katakullinin sonucudur, olabilir, Odette şeytan gibi bir kadın çünkü. Swann'ın zayıflıklarını keşfeden Odette'in bunları nasıl kendi çıkarı için kullandığı anlatılır, bir yandan anlatıcının insanın zayıflıkları konusundaki nutkunu dinleriz, üç katmanlı bir anlatı çıkar ortaya, geçişler kusursuzdur, masadaki muhabbetten Swann ailesinin evindeki davete, oradan Swann çiftinin ilişkisine, Swann'ın psikolojik tahliline ve ailesiyle olan ilişkisine bağlanırız, etkileyicidir. Bergotte'a geliyoruz, anlatıcının en sevdiği yazara. Marki'nin okuması için anlatıcının bir metin yazdığını söylemiştim, okuma işi bittikten sonra Marki'nin hiçbir yorumda bulunmaması biraz kıllandırıcı geliyor, ki kendisinin Bergotte'u iyi bildiğini, hatta defalarca birlikte vakit geçirdiklerini öğreniyoruz. Marki, Bergotte'un parıltılı, süslü anlatımını pek sevse de zorlama ve değersiz bulduğu için anlatıcının yazdığını da beğenmez ve kendi fikirlerini söyler, ona göre gerçekliğin bir biçimde yakalanması gerekmektedir ve bunu da gerçeğin öznel ve nesnel yansımalarının dengelenmesi yoluyla sağlanacağı kesindir. Anlatıcı, buradan yola çıkarak gerçeklik-zaman ilişkisini düşünür ve zamanın yaşamlar, anılar, edebiyat ve pek çok şey üzerindeki etkisini irdeleyen bir düşünce akışına kapılır, göreliliğe yakın bir sonuca varır ve kendi yaşadığı zamanı yakalamak için yapabileceklerini düşünür. Meseleler çok ama Proust'un ele aldığı konuların hepsini incelemek için ciddi mesai harcamak gerek, gerçekten özet geçiyorum: Gilberte'in acısının atlatıldığı kısım bir yüz sayfa kadar sürüyor. Bu bölümde Swann tarafının anlatıcıya verdiği tepkinin her bir boyutu inceleniyor, arzunun mutlulukla her zaman çakışmadığı söyleniyor, aşkın acımasız doğasının hayattan hem kopuk, hem de bir olması akıl karıştırıyor, Swann ailesinin sosyetedeki konumları başkalarınca anlatılan detaylarla da ayrıntılandırılarak sunuluyor. Bu sırada anlatıcının Bergotte'la karşılaştığı bir yemek sahnesi var, bir yazar adayının nasıl biçimlendiği ve usta olarak gördüğü insanların etkisinden nasıl kurtulduğu müthiş bir şekilde tasvir ediliyor, onca yemekli bölüm içinde bunun en iyisi olduğunu söylemek mümkün. En iyisi, çünkü kendi kendine psikanalizin sıkı bir örneği var burada. Sadece öz değerlendirme de değil konu, bir edebi eserin ortaya çıkışında kişiliğin, özgünlüğün rolü de ele alınıyor. "Eseri artık bana o kadar kaçınılmaz gelmiyordu. Bunun üzerine, acaba özgünlük, her büyük yazarın sadece kendisine ait bir krallığa hükmeden bir tanrı olduğunu gerçekten kanıtlar mı sorusu geliyordu aklıma; yoksa bütün bunların içinde biraz aldatmaca mı vardı; acaba eserler arasındaki fark, değişik kişilikler arasındaki, öze ilişkin köklü bir farkın ifadesinden ziyade, çalışmanın sonucu muydu?" (s. 559) Bergotte'un kişiliği, konuşma tarzı ve yazım üslubu bir araya geldiği zaman dalgayı çakıyor anlatıcı, adamın düşünce yapısını çözüyor ve eserlerindeki sihrin kodlarını belirleyebiliyor, böylece başka yazarlara, daha üstün yazarlara doğru yolculuğuna devam edebiliyor. İkinci bölüm, Memleket İsimleri: Memleket. Babaanneyle çıkılan birçok yolculuğun, Balbec'te karşılaşılan, tanışılan ve belli ki ilerleyen bölümlerde tekrar tekrar ortaya çıkan yeni karakterlerin bölümü, Albertine'le yakınlaşılan, gençliğin verdiği enerjiyle her şeyin mümkün olduğunun anlatıldığı bir bölüm, kitabın esas bölümü. Çiçek açmış genç kızların tümüne aşık olan anlatıcı, aralarından birine yönlenen aşkını tahlil ederken aşkın adım adım doğuşuna şahit oluyoruz, her bir aşama üzerinde sayfalar boyunca duruyoruz ve Albertine'in uçarılığıyla eğlenip gencimizi üzmemesini umuyor, bölümü alkışlarla uğurluyoruz.
Zühre Örnek
Kaşif
20.03.2025
Serinin ikinci kitabı. Uzun betimlemeler yine bir edebiyat şöleni. Kahramanın büyüdüğüne ve gençlik yılları heyecanına tanık oluyoruz.
mdülger1502
Kitapkurdu
27.08.2024
Serinin ikinci kitabı..Çok ara vererek okuduğum için kopuşlar yaşadım ve elime aldığımda akmadı..Bu seri dingin bir kafayla süründürmeden okunmalı,şuan 3.kitabı bu şekilde okuyorum ve akıyor içine çekiyor garip bir şekilde..
Ayşe  Bozbıyık
Kitapkurdu
09.06.2024
Anlatıcının ergenlik dönemine; Swann ailesinin ayrıntılarına tanık oluyoruz. Swann’ın Kızı Gilbert’e anlatıcı karşılıksız aşık.Gilbertin uzaklaşması.Anlatıcı Yazdıklarını M.Norpois ve Bergot’a gösteriyor. Önemsediği Kişilerin düşünceleri, bilgi birikimi,davranış şekilleri anlatıcıyı hayal kırıklığına uğratıyor. Paris’te yaşam tarzı gündelik rutinler.İkinci kısımdaAnneannesi ile Balbec’e tatile gidiyor.Her sene yaptıkları bir rutin. Otelde Paris bürokrasi ve aristokrasinin sakinleri ve birbirleri ile olan ilişkilerine tanık oluyoruz.Anlatıcı okuyucusuna Mme.Villeparisis, Robert Saint-Loup, Ve Charlus’ u şöyle bir tanıştırıyor. Ayrıntılar gelecek kitaplarda Bloch ve Bloch’un babasının özellikleri .Robert Saint Loup un kadınsı güzelliği ve M.Charlus ‘un davranış şekli gelecek kitaplarda okuyacaklarım ile ilgili bir ön hazırlık veriyor.Ressam Elstir, Albertina ve arkadaşları ile tanışıyoruz. gelecek kitaplar ile ilgili ön sezi oluştu. Serinin son Albertina kayıp.
raufkare
Kitapkurdu
18.04.2024
Bilinç akışı tekniğiyle yazılan güzel bir kitap
nigra319
Kitapkurdu
26.01.2024
Okuması biraz özenli ortam isteyen bir kitap, ağır ilerliyor.
Bs Brk
Kitapkurdu
22.01.2024
Hayatımın romanı. Dünya klasiği yazarları Marcel Proust ve diğerleri olarak ayrılıyor benim için ve bu kitap Kayıp Zamanın İzinde serisinin ikincisi ve Nirvana’sı. İyi ki yaşamışsın Proust ve iyi ki okuyabiliyoruz yazdıklarını.
azor ahai
01.07.2023
Tek solukta okuyabileceginiz bir kitap değil. Dingin bir ortam lazım . Büyük olaylar beklemeyin. Sayfalarca betimlemelerin olduğu güzel bir kitap.
ipek karatosun
Üstat
16.05.2023
Kayip zamanin izinde serisinin 2.kitabi. Nihayet bitirdim cok zorlanarak okudum. Aslinda yazarin dili cok agdali ve zor degil fakat cok fazla detayli betimlemelerle dolu anlatimi. Rahat bir zamanda, sakin sakin okunmali. Zamanda yolculuk yapmasi, duygularini, hislerini cok ozenli ve guzel anlatmasini cok begendim. Ozellikle son 100-150 sayfayi cok kolay okudum.
omersenderin
Kaşif
17.02.2023
uzun zaman aldı bitirmem ama üslubuna belli bir zaman alıyor içinde dönemin siyasal yapısında zaman zaman irdeliyor göndermeler yapıyor ama belli bir çevre üzerinde yoğunlaşmış karakter analizleri uzun ve çok yönlü olarak ele alınmış sabırlı olmak lazım okurken.
Nilzehes
Kitapkurdu
25.11.2022
1919'da Goncourt Ödülü alan Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde adlı kitap,Kayıp Zamanın Izinde Serisinin 2.kitabi.Yazar kendi yaşamından kesitler aktarmaya devam ediyor ,ilk kitap Swannlarin Tarafı gibi anlatım devam etmekte.Yazar üslubu hiç değiştirmeden yazmışta yazmış.Okumakta zorlanmadim desem yalan olur.
Nevin Adalı
10.07.2022
Seriden en sevdiğim 2. kitap olabilir.
Zuhal Gelve
24.05.2022
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Proust’un kendi yaşamından, geçmiş zamanı belleğin gücüyle yeniden yaratışının öyküsünden bir kesit sunuyor.Hem komik roman hem trajik roman, hem serüven romanıdır hem şiirsel roman, hem düşlerin romanı. Farklı bir kitap arayanlar için.
SMTZHR
Kitapkurdu
22.05.2022
Kitap Fransız edebiyatının en önemli ve özgün yazarlarından biri olan Marcel Proust'un yedi ciltlik "Kayıp zamanın izinde" serisinin ikinci kitabı ... Seri otobiyografik bir roman olduğundan dolayı okumlar sizi yazarın yaşantısının en önemli yıllarında onunla beraber bir nevi yaşayıp ilk gençlik yıllarından olgunluk dönemlerine kadar aşktan, sevgiden , dostluktan ; edebiyattan resme , tiyatrodan müziğe kadar sanat ve insan adına birçok kavrama onun gözlerinden kimi zaman eksik kimi zaman doğru , bazen de Marcel Proust'da olduğu şekilde görüp tanımlayacaz.
Ali Ada
28.02.2022
Külliyat niteliğinde
Onur Biçer
Kitapkurdu
22.02.2022
Proust'u henüz okumadım. Seriyi tamamladım ve yakın bir zamanda başlamak istiyorum.
edeb.iyat
Kitapkurdu
20.02.2022
Serinin ilk kitabı olan Swanların Tarafı'nı okuduktan sonra bunu da okumak isteyecek ce okurken emin olun zorlanmayacaksınız.
kthy
10.02.2022
Serinin birinci kitabını okuduktan sonra devam etmek istedim. Uzun bir yol....
KY-3143646
17.10.2021
Edebiyat severim diyen herkesin okuması gereken bir seri. 2. kitapla devam edelim.
Koray Ergün
30.09.2021
Yine çok fazla karakterle işlenen inişli çıkışlı duygular, aşk, sevgi, arkadaşlık, dostluk, güzellik, alışkanlıklar üzerine tahliller, uzun uzun betimlemeler vardı bu kitapta da..