Ay bayıldım, bayıldım. Thomas Bernhard'ın içine Julio Cortazar kaçmış bir versiyonu yazmış bu kitabı resmen. Thomas Bernhard tam bu değil, o nedenle ilk kez okuyacaksanız buradan başlamayınız, yanlış bir fikir edinirsiniz ama ben çok çok sevdim bu küçük kitabı. (Olası "peki nereden başlayalım o zaman" sorularına cevap: bilmiyorum, bir yazarın külliyatını bitirmeden bu soruyu cevaplamıyorum prensip olarak, başlangıcı bulmak için bitirmek lazım bence ve Bernhard'ı bitirmeme epey var efendim.)
Neyse, dönüyorum. Hepsi tek sayfalık 104 tane öykü var kitapta. Öykü dedim ama öykü doğru sözcük mü emin değilim. Öykümsüler. Haberimsi şeyler. Dedikodular. Duyumlar.
"Gerçeklikle kurmacanın kırılgan sınırında, bir anlatının çekirdeğini taşıyabilecek güçte, ince bir zekânın ürünü olan bu kısa metrajlı keder öyküleri iğneleyici karakteriyle Bernhard evreninin ipuçlarını da sunuyor" diyor arka kapak - tam da bu işte. Huysuzluklar kralı Bernhard'ı sezebiliyoruz, diğer kitaplarındaki kadar olmasa da ara ara sinirlenip homurdanıyor yine (canım) ama alaycılığını ilk defa bu kadar absürtlüklere odaklanarak ortaya koyduğuna şahit oluyorum, sanırım bu açıdan Cortazar'ı anımsattı. Örneğin uzun yıllar devlete hizmet etmiş ve bir kere devleti eleştirdiği için Basra'ya sürülen bir kütüphaneci ile tanışmasına dair tuhaf bir hikâye anlattığı (buralar basbayağı Cortazar) bölümü şöyle bitiriyor: "Devlete hizmet, bu hizmeti yerine getiren herkesi mahveder. İnsan devletin hangi yetkilisine hizmet ederse etsin hep yanlış yetkiliye hizmet eder" - burası ise tipik Bernhard bana sorarsanız.
Neyse, pek çok okura saçma ve manasız gelebilecek ve hatta gelmiş bir kitap bu, bense bayıldım. Çok absürt, çok huysuz, çok komik, çok uçuk. Çok güzel.
Absürtlük seviyesini anlamanız için, kitaptaki Waldhaus Oteli isimli öykücüğü aynen buraya alıyorum, böyle tuhaflıkları seviyorsanız okuyunuz: "Havadan yana şansımız olmadı, her açıdan iğrenç konuklar vardı masamızda. Nietzsche'den bile tiksindirdiler bizi. Otomobilleriyle kaza geçirip öldüklerinde ve Sils Kilisesi'nde tabuta konduklarında bile onlardan nefret ediyorduk."
Peki Bernhardcığım. Biz senin nefret etme biçimini de sevdik.
Bernhard'ın kısa öyküleri, fragmanları. Kendi yaşamından birkaç örneğe rastlamak mümkün, intihar eden büyük amcasının ve arkadaşlarının hikâyelerine rastlıyoruz. Gerçeğin monotonluğunda anlatılıyorlar ama bu monotonluktan doğan ürkütücülük, sıradan olayların kurmacaya değer ürkütücülüğü oldukça tedirgin edici. Metinlerindeki karakterlere rastlamak da mümkün, bu parçalardan seçtiği olaylar ve kişiler diğer metinlerinde ara ara belirebilir. "Sıradanlıkta görünmeyen gerçeğe bir nokta vuruşu" denmiş arka kapakta, iyi.
Yüz kadar parçadan birkaçını seçiyorum. Bernhard, gezileri sırasında şahit olduğu, işittiği olayları gündeliğin içinden yansıtıyor, birinin intiharını veya garip bir olayı su içermiş gibi anlatıyor. Basit ve vurucu.
Hamsun: Felsefeden birdenbire vazgeçen bir adam kendisini yaşlıların bakımına adadıktan sonra Knut Hamsun'un bakımını üstleniyor ama adamın büyük bir yazar olduğunu bilmiyor. Adamı her gün gezdiriyor, yatağını yapıyor, metinlerini yazması için köye inip kalem tedarik ediyor ve hatta Hamsun'un ölüsünü çarşafla örtüyor. Hiçbir şeyden haberi yok. Hiç.
Ses Taklitçisi: Her türlü sesi taklit eden adamın kendi sesini taklit edememesiyle ilgili. Kendini taklit edememeyi Bernhard'daki yarat(a)mama izleğine bağlıyorum; bir eserin yaratılış sancısını pek çok anlatısında irdeleyen Bernhard, yaratıcıları ya delilikle ya da intiharla yüzleştirir, ötesinde yaratma ediminin anlamsızlığından ve imkansızlığından bahseder. Taklitçininki de benzer bir durum, kendi sesini taklit etmeye çalışması bile sonunu getirebilir.
Düpedüz İftira: Goethe Öleyazıyor'daki karakterler olabilir mi bunlar?
İki felsefeci, Goethe'nin evinde karşılaşırlar, birbirlerinin yazılarına özenle eğileceklerine söz verirler ve ayrıldıktan sonra içlerinden biri bu karşılaşmayı felsefi bir yazı biçiminde anlatacağını söyler, diğeri hemen buna karşı çıkar ve meslektaşının niyetini iftira olarak değerlendirir. İşin ironisi bir, felsefenin insan faktörü olmadan senteze ulaşabileceği fikri iki.
Broşür: Ayrı işyerlerinde çalışıp emekli olan bir çift, çok yorucu bir yolculuktan sonra tatil yapacakları yere gelirler ama hiçbir şey katalogdaki gibi değildir, odaların karanlığı onlara kendi isimlerinin yazılı olduğu tabutları çağrıştırır. Özel alan ortadan kalkınca çiftler ölümle karşılaşır, yakınlığın ölçüsü ne derecede olursa olsun birliktelik ölümcüldür, şimdi değilse de zamanı gelince.
Pisa ve Venedik: Kurmaca örneklerden biri. Pisa ve Venedik belediye başkanları, kentlerindeki kuleleri değiştirmek isterler. Anlaşırlar, değişimin yapılacağı gece yakayı ele verip akıl hastanesine kaldırılırlar. İtalyan makamları mucizeye başvurmaz, devletin mekanizmaları mükemmel bir şekilde işler ve iki adamın canına okur. Gerçeküstünün katili devlet, yiyende ortak devlet.
İçsel Baskı: Bunun bir adı vardı, neydi? Ansızın aşağı atlama duygusu, metroda kendini raylara bırakma isteği...
İntihar edecek kişinin altında branda geren itfaiyecilerden biri, ansızın hissettiği içsel bir baskının sonucunda brandayı çekerek diğerlerini de peşinden sürükler, müntehir kişi atlar ve parçalanır. Felaket istenci. Sürekli hale geldiğinde başkaları üzerinden tatmin edilmek istenir sanırım. Metroda birine omuz atıp raylara düşürmek gibi. Yüksekten bakan birini bacaklarından kaldırarak aşağı atmak gibi.
Üslupçuluğunu sürdüreceği bir alan olmadan Bernhard okumak ilginçti, yazarın farklı bir sesini duymak isteyenler için dört dörtlük bir ucubelikler sergisi.
Zevkle okudum. Çoğunluğu üçüncü sayfa haberleri. Onca acımasızlık, duyarsızlık, vahşet arasında gülünç olanları bekledim ve buldum. Çok kısa hikaye anlatma dersi. Daniil Kharms'ınkiler gibi kısacık öykülerden farkı yaşanmış veya her yerde yaşanıyormuş gibi hissettirmesi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birer sayfa birer sayfa hikayeler... Tadımlık desen değil çünkü az kelimeyle çok yoğun mesajı, ana fikri olan hikayeler bunlar. Hem keyifli hem de kafa dağıtmak için bire bir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Thomas Bernhard serisini tamamlamaya çalışırken bu kitabın diğerlerinin aksine gölgede kaldığını düşünüyorum.Aslında gözlemlerini çok iyi ifade etmiş.Dili keskin .. Beğendim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. İçerik olarak birer sayfadan oluşan onlarca hikayeden oluşuyor. Hikayeleri kısa olmasına rağmen yazar vermek istediği mesajı net ve çarpıcı bir biçimde aktarabilmiş.<br /><br />Seyehatte ,işe giderken yatmadan önce rahtlıkla okuyabileceğiniz bir kitap YKY yayınlarına ve çevirmene de teşekkür etmek lazım ayrıca kitap yurdu fiyatı çok iyi.