"Zamanların en kötüsüydü, zamanların en kötüsüydü."
Yanlış yazmadım, kitabın ilk cümlesi bu ve evet - İki Şehrin Hikâyesi'nin unutulmaz başlangıcına ("Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu") göz kırpıyor yazar.
Zamanların en kötüsü: 2016, Brexit. İskoç yazar Ali Smith'in Mevsimler dörtlemesinin ilk kitabı Sonbahar, 2016'da, Birleşik Krallık referandumla AB'den çıkmaya karar verdikten hemen sonra yazılıp yayınlandığı için o sırada "ilk Brexit romanı" olarak epey konuşulmuştu. Dörtlemenin tamamı sonunda dilimize çevrildi ve ben de okumaya başladım.
Tuhaf bir roman Sonbahar - tuhaf biçimde lezzetli. Bir yanda sıkı bir bürokrasi eleştirisi, bir yanda dünyanın geldiği hâle duyulan öfke ve umutsuzluk, mülteci krizi, sağ popülizmin ve muhafazakarlığın dünyaya ettikleri. Hepsini görüyoruz arkada ve beraberinde genç bir kadın ile Avrupa'nın o en dönüştürücü çağını yaşamış 100 yaşında bir adamın dostluğunu / ilişkisini keşfediyoruz. Lineer biçimde yazılmadığı ve zamanda sürekli ileri geri gittiği için takibi zor ve karmaşık ama okudukça katman katman açılmasını çok sevdim.
Bir Brexit romanı mı, evet, ama daha çok bir Avrupa romanı bence ki milyonuncu kez söylüyorum; Avrupa'nın nüvesi üzerine daha çok düşünmemiz gerektiğine inandığım bir dönemden geçerken okumak bana çok keyif verdi. Bir de ilk kadın pop art sanatçısı Pauline Boty ile tanıştım bu kitap sayesinde ve çok etkilendim hikâyesinden, o da bonus oldu.
Şöyle bitsin:
"Ülkenin dört bir yanında insanlar Google'a soruyordu: AB nedir? Ülkenin dört bir yanında insanlar Google'a soruyordu: İskoçya'ya taşınmak. Ülkenin dört bir yanında insanlar Google'a soruyordu: İrlanda pasaportu başvurusu. Ülkenin dört bir yanında insanlar birbirine yavşak diyordu. Ülkenin dört bir yanında insanlar güvende olmadıklarını hissediyordu. Ülkenin dört bir yanında insanlar tarihin ağırlığını omuzlarında hissediyordu. Ülkenin dört bir yanında insanlar tarihin hiçbir anlamı olmadığını hissediyordu."
Kendisini yeniden okutma heveslisi kitaplara bayılıyorum. Ali Smith'in dert ettiği konular ve bunları aktarırken seçtiği üslubun gücü ilgilisine keyifli bir okuma sunuyor. Mevsim Dörtlemesi'nin bu ilk kitabı da sonraki diğer kitaplar gibi edebiyatta "kurgu"nun önemine dair ders niteliğinde.
Yalancılardan yoruldum. El üstünde taşınan yalancılardan yoruldum. Bunun olmasına izin veren yalancılardan yoruldum. Bunları aptallıkları yüzünden mi, yoksa kasten mi yaptıklarını merak etmek zorunda kalmaktan yoruldum. Yalan söyleyen hükümetlerden yoruldum. İnsanların kendilerine yalan söylenmesine artık aldırış etmemelerinden yoruldum. Bu kadar korkmaya mecbur edilmekten yoruldum. Düşmanlıktan yoruldum. Ödlek hasmaniyetten yoruldum.”
harika bir kitap
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben okuduğum bir kitabı 2. defa okumazdım normalde ama bu 2. Defa okuduğum ilk kitap. Buna değer çünkü. Yazar karakterlerin sevinçlerini, heyecanlarını, üzüntülerini okuyucuya iletmeyi gayet iyi başarmış. Olayın içindeymişim gibi duygu değişikliklerine uğruyordum. Kitabın sonu da beni bi hayli şaşırttı ama her şeyiyle olduğu gibi gayet güzeldi.