20Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
11.05.2026
Toprak
"Doğru kadın senin sorunlarınla ilgilenen, ancak daha çok kendi sorunlarına zaman ayırmayı yeğleyen kadındır. Sevmeyi bilen ve günün birinde bu duyguyu çabucacık unutuveren kadındır." Avusturyalı yazar Robert Seethaler'in -şimdilik- dilimizde yayınlanmış tüm kitaplarını okumuş oldum Toprak'la beraber. Okudukça daha çok, daha çok seviyorum kendisini, sanırım bugüne dek en sevdiğim kitabı da Toprak oldu. Avusturya'nın ücra bir kasabası olan Paulstadt'ın mezarlığındayız; ölülerin seslerini işitiyoruz. Toprağın altındakiler konuşuyor, kendi öykülerini anlatıyorlar bize. Çünkü, diyor yazar, "insan ancak ölümü geride bıraktıktan sonra yaşamı hakkında kesin bir yargıya varabilir." Her bölümde bir başkasının hikâyesini dinliyoruz, kimi hikâyeler çakışıyor, bazı karakterler yeniden karşımıza çıkıyor, anlatılar birbirine bağlanıyor. Kimi zaman birlikte yaşanmış hayatların iki insanın zihninde nasıl bambaşka yer edebileceğini görüyoruz; hatıranın biricikliği, hafızanın güvenilmezliği insana fena dokunuyor. Kimi ölülerin pişmanlıklarını işitiyor, kiminin sevilemeyişine dertleniyor, kiminin sevme biçimine hayranlık duyuyor, kiminin savaşla imtihanına tanıklık ediyoruz. Ölüler, uzaktan seslendiklerini, arkalarına bakarak anlattıklarını belli eder biçimde konuşuyorlar; soğukkanlılar ama asla duygusuz değiller - zaten kitabın bende hayranlık uyandıran kısmı bu oldu. İnsanın içine içine işlemeyi ama bunu dramatize etmeden; nostaljiye, kasvete, duygu sömürüsüne, acındırmaya, vahlanmalara başvurmadan yapmayı başarmış Seethaler. Her ölüye kendine has bir ses vermenin de bir yolunu bulmuş ki bu kadar çok karakterli bir metinde kolay iş değil bu yaptığı. Sanki tüm karakterlerine şefkat duymuş gibi hissettim okurken, o duygu okura da geçiyor. Bir devri, o devri yaşamış ve göçüp gitmiş insanların ağzından anlatmak, bir kasabanın bu biçimde bir fotoğrafını çekmek bence şahane bir fikir, hele bu kadar ustalıklı biçimde hayata geçirilince insan iyice vuruluyor. Regaip Minareci'nin çevirisi de her zamanki gibi müthiş. İyi ki okudum, siz de okuyun.
Cengiz7.28
Kaşif
05.11.2025
Çok ilginç bir kurgu. Romanın kahramanı yaşadığı küçük kasabanın ölmüş sakinlerinin hayatını anlatıyor ve bu anlatıda her birinin hayatı diğeriyle kesişiyor.
aksel kartal
Kitapkurdu
19.03.2025
Avusturya Paulstadt’ın mezarlığı; ölüler kendi öykülerini anlatıyorlar her ölüm bir başka hikaye her hikaye bir başka yaşam. Robert Seethaler külliyatını şimdilik bitirdim ama içlerinde en az sevdiğim bu oldu
KY-496460
12.02.2024
Ölümü, yaşamı ve bu hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini bol bol düşündüm okurken. Çok beğendim.
BR2K2015
Bilge
01.12.2022
Ama öncelikli anımsadığım duygu yine de hüzün. Daha doğrusu bütün yaşamımı hüzünden bir sis perdesinin ardından anımsıyorum. Geriye kalan tek şey hüzün. En kötüsü bu değil sanırım. Kendimi uzun zaman, insan ölmez yalnızca dünyayı terk eder diye ikna etmeye çalışmıştım. Ölüm, yalnızca bir sözcük demiştim. Ama doğru değilmiş bu.
FALLAND
23.02.2022
Kısa kısa ilgi çekici hikayeler.
volmur
07.02.2022
Okurken biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Beklentimi karşılamadı maalesef..
birandkoray
Kitapkurdu
25.01.2022
Kitabın baskısı, kâğıt israfı. Sayfalardaki boşluklar kullanılsa, daha az sayfada basılabilirmiş.
emrkhrmn
Kitapkurdu
31.12.2021
farklı bir okuma deneyimi sunuyor
zaman tamircisi
15.04.2021
hiç beklemediğim kadar ilginç bir yöntem ile yazılmış güzel bir kitap
lugateyn
Kitapkurdu
27.03.2021
edebi olarak geliştirilmeye muhtaç bir eser
mk4881
Kitapkurdu
09.01.2021
Benim için hayalkırıklığıydı daha farklı beklemiştim. Hikayelerin birbirine bağlı farklı yolların aynı meydana çıkması ya da parçalardan bir bütün oluşmasını beklemiştim ama olmadı. İyi yanı aynı olayı yaşayan iki kişinin farklı anlatımı oldu.
ebrar özcan
11.12.2020
Her karakterin birbirine dokunan ancak birbirinden çok farklı öyküleri var. Yazar maharetli kalemiyle, olağanüstü betimlemeleriyle sizi tüm karakterlerin dünyasına dahil etmeyi başarıyor. Ölüme hiç bakmadığınız bir pencereden bakacaksınız. Toprağın değil, toprağın altındakilerin hikayesi..
Gizem Olcay
11.12.2020
"Eskiden insandım, şimdi dünyayım." Toprak; arzuların, hayallerin ve pişmanlıkların belleğine dait çok sesli bir roman. Robert Seethaler'ın Tütüncü Çırağı ve Bütün Bir Ölüm'ün ardından dilimizde yayımlanmış üçüncü romanı. Seethaler bu sefer okuru ölümün telşasız ve dingin yönünü görmeye davet ediyor, ölüm perdesinin ardından hayata dair bir bakış sunarken aşka, aileye, Tanrı'ya, yaşlılığa vs. dair bir anlatı oluşturuyor. Ve bunu iddialı cümleler kurmadan duru ve dokunaklı bir üslupla yapıyor. Neticesinde ölüm yaşarken düşünülen bir kavram. Seethaler da yaşamın küçük detaylarını, hafızaya kazılı anların mucizesini adeta okurun kulağına fısıldıyor.
KY-4420429
01.11.2020
Ölüme farklı bir bakış açısından yaklaşan, ölülerin yaşayanlara söylemek istediklerinden oluşan bir kitap. Büyük beklentileri karşılayamasada değerli bir çeviri olduğunu düşünüyorum. Sizi bazen güldüren bazen hüzünlendiren, ben olsam ne söylerdim diye sorgulatan güzel öykümsü bölümlerden oluşuyor. Tavsiye ederim.
muallim__
Kitapkurdu
20.08.2020
Bu kitap çok farklı ve ilginç bir kitap. Ölüm kavramını çok farklı bakış açılarıyla ele almış. Bu bakımdan çok dikkatimi çekti. Betimlemeler olağanüstü . Ölüm ile ilgili farklı insanların farklı bakış açılarını ve o an ki hissiyatı anlatmaya çalışmış . Bu yüzden bana çok ilginçde geldi....
sedizarslan
16.08.2020
Daha çarpıcı, sürükleyici, merak uyandıran bir kitap beklemiştim, hiç öyle olmadı. Kişiler değişirken üsluplar değişsin isterdim. Hikayelerin birbiriyle bağı sıkı olsun. Hiç beklediğim gibi değildi.
KY-721916
24.05.2020
Maalesef kitap aynı ritimde giden,artan ya da azalan temposu olmayan hikayelerden oluşuyor.
Burcu Ak
17.04.2020
Nedense ben kitabı hayalimde çok farklı yorumlamışım.Mezarda ölülerin birbirleriyle olan konuşmaları olacak sandım. Fantastik bir kitap gibi.Ama 30 yakın ölmüş kişinin hayatlarındaki kesitler...Bir de yazarin bütün konuşturdugu kişiler aynı yaşta aynı cinsiyetteydi sanki hissettirememiş farklılıkları
hasan.bozaslan
Kitapkurdu
18.03.2020
Timaş yayınları bu sene çok güzel işler yapıyor. Özellikle çeviri kitapları bu sene çok ilgi çekici. Günümüz Alman edebiyatının en güçlü yazarlarından biri R.Seethaler. Tütüncü Çırağı kitabı çok satmıştı. Bu kitabı daha giriş cümlesinden insanı yakalıyor. Iskalanmaması gerek bir kitap.