A.Turan Alkan’a hak vermemek elde değil; Wilde gibi bir İngiliz aristokratı ve bir snop nasıl olur da şarkın bağrından çıkmış hissi veren böylesi hikayeleri yazabilir.
“Bir köyde hayal gücü çok geniş olan bir çoban yaşarmış. Köy ahalisinin en büyük zevki onun etrafında toplanıp,anlattığı hikayeleri dinlemekten ibaretmiş.
-Eee!Anlat bakalım,derlermiş. Köyün dışına çıkınca nelere şahit oldun bugün?
-Ormanın içinde bir keçi tanrı gördüm demiş çoban. Elinde flütü,sırtında kanatları,yanında hurileri vardı!Çok güzel,anlatılmaz bir müzik icra ediyordu. Oradan ayrılıp gölün kenarına gittim. Oradaysa gözleri kamaştıracak kadar parlak bir deniz kızı gördüm. Masmavi gözlere sahipti. Altın sarısı saçlarının yarısı göl sularının içindeydi!..
Hem köylüler,hem de çoban hayatlarından oldukça memnunmuşlar.
Bir gün çoban ormandayken,hakikaten bir keçi tanrı görmüş,elindeki flütü ve yanındaki hurileriyle beraber...Göl kenarına gitmiş ve bu defa da bir denizkızı görmüş aynen anlattığı gibi. Eksiği olmayan,fazlası olan bir denizkızı...
Bir müddet sonra çoban köye dönmüş. Köylüler her zaman olduğu gibi çevresinde toplanmışlar çobanın. Hepsi heyecanlı,hepsi meraklı. Sormuşlar tabii ki; ”bugün neler gördün?Anlatsana” diye!
Çoban ”hiç” demiş.
-Hiçbir şey görmedim!..”