Yazarın bundan önce yayımlanan beş kitabında olduğu gibi “Yargı ve İnfaz”ın mekanı da Venedik. Donna Leon, her ne kadar kanallar üzerinde kurulan bu ilginç kentin eski evlerini, sokaklarını, kanallar boyunca gezinen gondolları ve zaman zaman da metruk mahallelerini hikayesinin arka planını zenginleştirmek için yerli yerinde kullanıyor olsa da, bu dış parıltıların güzelliğine takılıp kalmıyor, kahramanı Müfettiş Brunelli tiplemesi ile Venedik üzerinden İtalya’daki siyasal, toplumsal ve ekonomik hayatın alaycı bir görünümü sunuyor bizlere; kimi zaman çevre sorunlarına çeviriyor merceğini, kimi zaman cinsel tercihlere yönelik baskılara, toplumun iki yüzlü değer yargılarına, sağlık sorunlarına, AIDS tehlikesine, kimi zaman da bu güzel kenti ve İtalya’yı saran çürümeye... Ancak en çarpıcısı “Yargı ve İnfaz”da dile getirdikleri; kentin tanınmış kişilerinin ölümlerini araştıran Brunelli, fuhuş sektörü üzerinden Bosna’da işlenen savaş suçlarına kadar uzanıyor.
Donna Leon, İtalya mafyasının en son evresini; şiddetin, örgütlü suçun başlıca amacı değil, karı arttırmanın araçlarından birisi haline gelişini, yoksul ülke halklarının bedenleri üzerinden sürdürülen kirli ticaretleri, saygın ve güçlü iş adamlarının hemen hepsinin bir biçimde bulaştığı veya koruduğu çıkar ilişkilerini, yüksek düzeyde emniyet görevlilerinin bu "saygın" şahsiyetlerin gönüllü bekçiliğini üstlenişini işlerken, aynı konuları dillendiren İtalyan yazarları L.Sciascia, A.Tabucchi, G.Scerbanenco ve Andrea Camilleri kadar İtalyanlaşıyor.