Ben Tolstoyla yeni tanıştım.Hoşuma gitmesinin temel nedeni belkide hayatı sorgulayış biçimimizin aynı olmasıdır.Çünkü ben de onun gibi ölümün varlığını hissedince hayatın anlamı ile ilgili sorular, hem de ardı arkası gelmeyen soruların içinde buldum kendimi.Onun vardığı sonuç gibi benim vardığım sonuç da inançsız yaşanmayacağı oldu.Bunu anladıktan sonra tabiki Kuran'a yöneldim.Kuran da da bu soruların bizzat insanın olmazsa olmazı olduğunu gördüm.Peygamber(sav) e gelen ilk ayetler bile bunu apacık önüme serdi."oku" diyordu Cebrail "oku"! Okuma bilmeyen bir insan neyi okuyabilirdi ki! Sadece hayatı! Zaten Peygamberin inzivaya çekilmesinden de bu okuma işleminin başlangıcı olan bu kendini ve hayatı sorgulam işlemini yaptığını anlıyorum ben.Çünkü hayatı ve insanı sorgulamayan insan, ne için yaşadığını bilmeyen insan ölüden farksızdır.Bunun kaynağı olarak da Kuran bu tip insanlara kör,sağır,dilsiz ve beyinsiz damgasını vuruyor.Bundan sonrası için de Kuran ve Tolstoyun rüyası paralel bir biçimde yalnız Allah ile bağımlı, yalnız Allah ile kayıtlı, tek onun karşısında boyun eğen mükemmel bir sahsiyet ortaya koymamız gerektiği gerçegini doguruyor.Bu da anladığım kadarıyla La İlahe İllallah demektir.Yani İslamın temeli.Bu insanlık için ifade edilemeyecek kadar büyük bir şeydir.Insan dışındaki bütün varlıklara baktığımızda hepsi fonksiyonlarını kusursuz bir şekilde yerine getirirken, insan bu konuda serbest bırakılmış.İşte hayatın anlamı olarak benim çıkardığım, Allah'ın bizden istediği; diğer varlıklar gibi insan fonksiyonlarını kendi seçimimiz ile Allah'a göre yapmamızdır.Burada ise devreye Allah'ın isteğine karşı gelme seçimimiz doğuyor.Çünkü insan fonksiyonlarını yaratıcısına göre yerine getirmiyorsa, bir baskasına veya kendi benine göre şekillendiriyor demektir bu da Allah'ın makamına baskasını oturtuyor olduğumuz anlamına gelir.Cehennemin karşılığı da bu olsa gerek!İşte insanın iradesi ile yapması gereken bir tercih söz konusudur ki, bunu ancak hayatı ve insanı sorgulayanlar anlayabilir! Sorgulamayanlara Sözümüz Yok!