Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar
Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar
9Yorum
İnsanın kendi iç yolculuğu ve toplumsal etkileşimin buna etkileri ile ilgili güzel bir kitap.
Depresyondan kaçış yollarını anlatıyor
Zaman zaman her insanın içine girdiği bunalımları anlatan ve bu durumda yapılması gerekenler için tavsiyeler veren bir kitap
Çok etkileyici bir kişisel gelişim kitabıydı.Günümüzdeki sorunlara ,toplum baskılarına ,içsel dünyamızı nasıl geliştireceğimize dair cok akıcı bir dille cözümler sunmuş.Hem mektupları okurken yazarın monologlarından keyif aldım hem de ceşitli konulardaki düşünceleri hoşuma gitti.Mutlaka tavsiye ederim.
Kitaptan:<br />“Yeni bir başlangıca adım atmayı, dünkü kalıpları kırmayı, yapabilirken 'yapamam', olabilirken 'olamam' ve bütünüyle özgürken 'kapana kıstırılmışım' dememeyi öğret bana..“
uzun zamandan beri toplumumuzun tanıdığı tek yasa haktır. herkes haklarına saygı gösterilmesi için sesini yükseltmeye ve her türlü yola başvurmaya hazır. hiç kimse hakların görevler yerine getirildikten sonra elde edilebileceklerini hatırlamak istemiyor. görev, her varlığın özgürlüğünü yıpratma becerisine sahip korkunç korkuluğa döndü. görev ve kölelik aynı şeymiş gibi görülür oldu. peki ya tam tersi olsaydı? ya görevler hayatımızın anlamını ayakta tutan iskeletler olsaydı? (70. sh.) <br />bu kitabı okumamış olmak benim için eksiklik olacaktı.
yüreğinin götürdüğü yere git ya da sevgili mathilda kadar sürükleyici değil dili daha ağır.mektup,deneme karışımı bir kitap olmuş.Her sözcük bir tohumdur adlı kitabınıda aldım. onun daha güzel olacağını düşünüyorum.
Zaman zaman her insanın içine girdiği zihin çıkmazını anlatan ve bu durumda yapılması gerekenler için öğüt veren,mektuplardan oluşan Tamaro nun klasik kitaplarından..
Yazarın genç bir kızla mektuplaşmaları gerçekten içten ve samimi bir hayat dersi niteliğinde. Dili yalın, konular çeşitli başlıklar altında mektup formatında açıklandığından, okurken Tamaro'nun seslenişlerinin size de olduğunu hemen anlıyorsunuz. Yazar bu kitabında doğum, yaşam, ölüm ve Tanrı'yı, içinde bulunduğumuz şartların ve toplumların gölgesinde başarıyla sorgulamış bence. Eşyayı bir araç olmaktan ziyade amaç olarak algılamaya yüz tutan gelişmiş! toplumların ileri! insanlarına zorla tekrar tekrar okutulması gerektiğine inanıyorum. Hayatın zor ve acımasız olduğuna; çalışmanın, zamanın ve hayatın içindeki huzursuzlukların farkına varıp, neden sorularının yanıtlarını aramaya başlayanlar için eşsiz bir kaynak olabilecek nitelikte bir kitap. Vahşi kapitalizm ve günümüz asimile politikalarının, soylu ve sevgi dolu insanları, nasıl görünmez mengeneleriyle esareti altına alıp buzlaştırdıklarını harika bir gerçekçilik ve ortak payda ile anlatan nadir bir kitap bence.