Raşid'in dürbünü uzun bir hikaye tarzında ve geneli devrik cümlelerle kurulmuş bir anlatım tarzına sahip bir kitap. Kitaptaki -klasik kitapları okumuş olanlar için söylüyorum- değişik anlatım yöntemi insanı biraz yorsa da buna alışabilecekken roman sonlanıyor. Sonu gerçekten güzel ve "anlaşılmaz" bir bitiş gibi geldi bana. Kitabın kapağını kapadıktan sonra bir yerlerde bunun sonsuza dek devam ettiğini hissediyorsunuz. Sonsuza dek olan bir yürüyüş ve bir duygu gibi...
Kitapta geçen olayları anlatıp da bunu alacak insanları engellemeyi sevmediğim için kısa kısa anlatacağım kitabı...
Romanda (dediğim gibi uzun bir hikayeye benzetsem de olayların ve yaşamın tümünü betimlediği için roman diyebilme olanağımız da mevcut) eş zamanlı olmayan iki olay süregidiyor. Günümüzde yaşayan Hasan ve çok önceleri bir amaç ve "emir" uğruna yollar kat eden Raşid... Raşid, Cezayir ve kadı üçgeninde bir başlangıç yapan olaylar; Raşid'in bir tür "istekle" yola çıkmasıyla başlıyor. Zekası ve engin bilgisi Raşid'in en büyük silahı iken susması ve insancıllığı da bunun kılıfı olarak zihinlere yer ediyor. Bir dürbün peşinde gelişen olaylar ve günümüzde yaşayan ve araştıran Hasan'ın şaşkınlığı ve birbirine benzeyişleri en çok hoşuma giden üç küçük iktibas. Kitabın sonu ise sonsuza kadar devam etmesini istediğim çok tatlı bir yürüyüş...
Bu kitabı,bu kadar bayağı ve yüzeysel anlatacağımı tahmin etmezdim. Ancak yazara biraz ceza vermek istiyorum yolun bir yarısında okuyucularını böyle bırakıp gittiği için; ve tabi ki bir de sizleri "sıkılmaktan", düşündürmekten evet oturup tefekkür ettirmekten alıkoymak niyetinde değilim...