Günümüz tasavvuf eserleri arasında klasik olabilecek tam bir baş yapıt. Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan bir tasavvuf ehlinin, şeyhi ile olan ilişkilerini anlatan bu eser gerçekten tek bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı. Dünyanın küreselleşmesiyle önemini yitiren ve yitirmeye devam eden bazı değerlerin, Atlantik'in diğer ucunda nasıl algılandığını görmek bakımından da etkileyici bir eser olduğunu düşünmekteyim. Bu eserde bilinen mürid-mürşid ilişkisinin yanı sıra, batıni (ezoterik) eğitimde sembolizmin önemini açıkca görmekteyiz. Şeyhin sembolizmi kullanarak müridinin zihninde yarattığı açılımlar, o müridin tekamülü açısından ne kadar önemli bir hadise olduğunu anlamak mümükündür. Şeyhin ağzından çıkan her bir söz ya da beraber yaşanamış her bir hadise, o müridin tekamül basamağında daha üstlere çıkmasına yol açar. Tabiki önemli olan şeyhin ehil olması kadar, müridinde gözleri gören, kulakları duyan bir mizaca sahip olması zaruriyetidir. Tüm bu tespitler, benim eseri okurken aldığım hazın yanı sıra zihnimin içine süzülen hülasalardır. Tüm bunların yanı sıra, yazarın seyahat kısmında balkanlara oradan ülkemize son olarakta arap yarım adasına geçmesiyle, kendi tarhimizin bıraktığı mirası tekrar görmek bakımından benim için önemli olmuştur. Özellikle yazarın balkanlarda yaşadıklarını anlatırken, ne kadar büyük bir kültürün mümessili olduğumu hissetirerek gurur duymama yol açtı. Tasavvufla ilgilenen herkesin okumasını tavsiye ederim.