“Eğer beden çok uzun süre rüya durumuna geçmezse ölür. Çok uzun süre mantıklı düşünürse, ölür. Rüyalarda yaşananlar, uyanık hayattakilerden daha az gerçek değildir kesinlikle. Duyular her iki halde de aynı şekilde işler: Tüm tatlar, dokunuşlar, kokular ve diğer algılar tümüyle kaydedilir. Uyanık olduğumuzda rüyaların mantığını anlayamayız ve rüyalarda da uyanık durumdaki kanunlar ve kurallar geçerli değildir. Rüyalardaki çoğu olayı net ve eksiksiz olarak pek hatırlayamadığımız gibi, uyurken de uykuda olmadığımız zamanı çok az hatırlarız. Bunlar bedenlerimizin içinde yaşadığı iki dünyadır. Aslında, sadece beyin ve duyular. İki dünyanın bellekle belli belirsiz bir bağı vardır; bu öyle sınırlı bir aracıdır ki aynı zamanda en keskin ayrım işlevi de görür.”
Bu uzun alıntıyı aldım zira Çek yazar Marek Sindelka’nın Anormal’inin tüm meselesinin özeti gibi. Egzotik bitkilerin peşinde epey tehlikeli işlere bulaşan Krystof’un öyküsünü anlatıyor bize Sindelka. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü müthiş lezzetliydi; oldukça gizemli, sürükleyici ve çok iyi yazılmış bir metin bu ilk bölüm. Ancak sonrasında kitap tuhaflaşıyor, sanki gerçeklikten rüyaya doğru uzanıyoruz; garip, grotesk bir havaya bürünüyor anlatı ve yazar dağılıyor gibi hissettim - öyle ki zaman zaman anlatıcıların ağzından aktardığı “Yeter! Bu ne böyle? Hadi oradan! Siktir git” türü cümleleri sanki kendi söylüyor gibi okudum, kendi kendine “ya ben ne yazıyorum şimdi” diye soruyor gibi geldi resmen. Metnin arasına giren şiirler de akışı takip etmeyi kolaylaştırmıyor açıkçası.
Bence Sindelka’nın öyküsü epey iyi, daha ustalıklı yazılmış olsa muazzam bir şey çıkabilirmiş ortaya. Ama yer yer konvansiyonel giderken, yer yer baya postmodern bir biçime bürünen anlatı okuru metne yabancılaştırıyor. Yazarın rüyaları aktarırken kullandığı dil de başta insana epey çekici gelse de sonlara doğru epey tekrara giriyor. Ortada çok somut bir suç ve cinayet hikâyesi varken birdenbire çok soyut bir yere fırlatılmak bana iyi gelmedi okur olarak. Sindelka’nın neyi amaçladığını gayet iyi anlıyorum ama uygulaması maalesef ikna edici olamadı benim için.
Neyse, yine de, sorunlarına rağmen sürükleyici bir roman bu. Böyle bitireyim.
yazarın nasil bir psikolojiye sahip oldugunu bilmek isterdim. bir nadir cicekle başlıyor hersey. zihinsel kurgular resmen sizi icine çekiyor.
teşekkürler