Her sabah taze bir başlangıç, her sabah yepyeni bir dünyadır.
Gerçek dünyadan bağımsız olarak, yalnız olmadığımızı hissetmek ve hikayelerde kendimizden bir parça bulmak, bir insanın hayatta yaşayabileceği en güzel his ve bununla birlikte, hayatın bizim için her zaman geçip gideceğini ve devam edip ilerleyeceğini bilmek ve inanmak, muhteşem bir dirençtir.
Avonlea'lı Anne, Anne'in on altı ile on sekiz yaşlarındaki hikayesini anlatıyor. Üniversiteye gitmeyi şimdilik Green Gables'da yardımcı olmak üzere ertelemiş ve yerel bir okulda öğretmenlik yapmaya başlıyor. Ana okulunda öğretmen olarak çalışmaya başlaması ile hikaye boyunca maceralar ve zorluklarla karşılaşmaya başlıyor. Anne'in bir genç kız olarak büyüme sancılarını da okuyoruz. İdealler ve gerçeklik arasında denge kurma mücadelesi takdire şayan. Hepimiz aynı şeyleri yaşamadık mı?
Anne burada yetişkinliğe doğru ilk tökezleyen adımlarını atıyor ve bu değişim hem büyüleyici hem de hüzünlü. Anne her zaman özgür ruhlu kalacak olsa da onun bu canlılığını ve etkili bir öğretmen olacak kadar geliştiğini görmek büyüleyiciydi. Bu kitabın her bölümü, tıpkı önceki kitapta olduğu gibi, farklı bir anekdot. Ancak hepsini bir arada okuduğumuzda, karakterin her gün başına gelen olaylarla nasıl büyüdüğünü görüyoruz.
Ayrıca, güzel hayal gücünü, doğadaki güzelliği, neşeyi ve dostluğu görme yeteneğini de kaybetmediğine şahit oluyoruz. Zamansız karakterler ve unutulmaz anlar, bu serinin nesiller boyu gönüllerde ve raflarda yer edinmesini sağlamaya devam etmiştir. Hoş, rahatlatıcı, sevimli ve zaman zaman komikti.
Eğer parlak ve ilham verici bir dünya görüşüne sahip tarihi kurguları seviyorsanız, bu seriyi mutlaka okumalısınız. Şimdiye kadar okuduğum klasikler arasında okuması en kolay olanlardan biri. O kadar sevimli ve neşeli bir seri ki… Okumak için ertelenmemeli!