Ben bu kitabı okumak için neden bu kadar uzun süre bekledim?” diye kendime sora sora okudum Hamdi Koç’un Çıplak ve Yalnız’ını. Kendisinin yeni kitabı Zarar Vereceksin’i okumaktı niyetim esasen, sonra o kitabın baş kahramanının bu kitabın baş kahramanı Mesut Akarsu olduğunu öğrenince dedim önce bunu okuyayım - epeydir verdiğim en doğru kararlardan biriymiş.
Öncelikle şu: ne kadar komik bir kitaptır bu! Daha ilk paragraftan son derece absürt, grotesk ve çok zekice yazılmış bir metne girdiğinizi anlıyorsunuz. Sene 1960, 27 Mayıs darbesinin hemen sonrası. Mesut Akarsu adlı kahramanımız (ki kendisi unutulmaz bir karakter) bir gün bir telefon alıyor ve telefondaki ses ona amcasının öldüğünü ve cenaze için acilen Ünye’ye gelmesi gerektiğini söylüyor. İyi güzel, ancak Mesut’un bir amcası yok. Yahut kendi öyle sanıyor.
Sonrası işte Mesut’un bugünü ve geçmişi. İşin ucunda bir miras olduğunu öğrenince Ünye’ye gitmeye karar veriyor ve kendini karmakarışık bir ilişkiler ağının içinde buluyor. Bir yandan amcasının kim olduğunu, neyin içine düştüğünü anlamaya çalışıyor, bir yandan da tabii kendi geçmişine dair bilmediklerini öğrenmeye, kim olduğunu keşfetmeye çalışıyor.
Anlaşılıyor ki amca epeyce karanlık biri. Bir taşra zengini ve her taşra zengini gibi tuhaf bağlantılar kurarak varmış o zenginliğe, Mesut’tan beklenense mevcut düzeni aynen sürdürmesi, ortalığı çok fazla karıştırmaması. Hayatı boyunca sıkıntı çekmiş olan Mesut, parası olduğu müddetçe pek ses çıkarmamaya razı esasen ama bir yandan da içine düştüğü düzenin kiri kafasını da karıştırıyor yer yer. İşte bu hengameyi okuyoruz 640 sayfa boyunca.
640 sayfalık bir hengame ancak bu kadar güzel olabilirdi. Hamdi Koç’un olağanüstü güzel dili ve kelimeleri, tempoyu hiç düşürmeden anlatışı, bir trajedinin ortasına mizahı böyle ustaca yerleştirebilmesi, aralara yerleştirdiği fantastik hatta belki hafifçe büyülü gerçekçi unsurları öyküye böyle yedirebilmesi, arkaplandaki toplumsal katmanın bunca iyi yerleşmesi, tüm karakterlerin (Allahşükür mesela, of) müthiş yazılmış olması... Ne diyeyim, bayıldım.
Juan Rulfo’nun baş yapıtı Pedro Paramo’nun tadını buldum bu kitapta. Daha ne olsun!
Okundukça sürükleyiciliği artan bir roman. Kahramanın karşılaştığı durumlar karşısında yaptığı tahliller gerçekten ilginçti. Tavsiye edilebilir nitelikte bir eser.
'çıplak ve yalnız' eğer yanlış hatırlamıyorsam, yazarın ödül almış tek romanı. adnan menderes dönemini de içeren bi anlatı. hamdi koç'un 'iyi dilekler ülkesi'nde olduğu gibi dönemin türkiye'sini oldukça güzel ve dokunaklı anlattığı bu roman, özel bi vakadır.