Huzurun Anahtarı Olarak Sessizlik
Beyin ve Sessizlik, insanın başına gelebilecek en kötü senaryolardan birinin neticesinde ortaya çıkmış eserlerden. Hayatın günlük koşuşturmacasında bir o yana bir bu yana savrulan yazar Michel Le Van Quyen, bir sabah Kafka’nın Dönüşüm’ünde olduğu gibi bambaşka bir sabaha uyanır. Bir böceğe dönüşmüş olarak uyanmasa da o gün, hayatında milat olur: “Artık vücuduma neredeyse hiç söz geçiremiyordum… O yatakta uzanan beden, artık özgürce hareket eden canlı bir varlık değil, porselen bebekti.”
Felçle yüzleşen Michel, hayatını sorgulamaya başlar: “Düşününce, bir süredir hayatı gerçekten son sürat yaşıyordum. Hiç durmadan sağa sola koşturuyordum; sorumlu olduğum sayısız proje, yüzleşmek zorunda kaldığım yığınla mesleki kaygı vardı. Görünür şekilde tükenmiştim artık.” İyileşme sürecinde, mecburen evine kapanıp da sessizliğe bürünmek durumunda kalınca kendisinde olumlu değişimleri hissetmeye ve yaşamaya başlar: “Sonuç olarak bu içsel sessizlik bana, sağlıklı beslenmek, iyi uyumak, spor yapmak kadar iyi geldi.”
Sessizliğin faydalarını bizzat tecrübe eden yazar, iyileştikten sonra kitabını kaleme almaya başlamış: “Arada sırada bile olsa sessizlik arayışı, hem fizyolojik hem psikolojik açıdan gerçek bir ihtiyaç… Kendine vakit ayırmak, dinlenmek için gürültülü ortamdan ayrılmak, düş kurmak hiçbir şekilde zaman kaybı değil, tam aksine iyileşmek, yaratıcılığımızı arttırmak, iç dünyamızı keşfetmek için kesinlikle gerekli bir mola.”
Aşırı çalışmanın zararları, iyi nefes almanın olumlu katkıları, ormanın sessizliğinde basit bir yürüyüşün bile insanı olumlu etkilemesi, doğa manzarasına bakan hastane odalarındaki hastaların daha çabuk iyileşmesi, yapay ışıklara maruz kalan gözlerin dinlenme ihtiyacı, düş kurmanın ve meditasyonun beyni dinlendirmedeki belirgin faydaları, bilim insanlarının yıllarca mistik deneyimlere mesafeli durması, ressam Dali’nin gün içinde ara ara –uyumadan- kestirerek verdiği molalar, zihinsel avareliğin ezber gücüne etkisi, zihinsel geviş getirmenin zararları, eserde ilginizi çekebilecek konular arasında gösterilebilir.
İnsanın, sessizlik içinde kendini dinlemesinin, belirli zaman dilimlerini kendini arındırmak için bir köşeye çekilmesi gereğinin kadim bilgilerimizde yer aldığı, insanlığın değerli bir mirası olduğu çoğumuzun malumu. Yazarın, nörobilim alanında çalışan bir akademisyen olması, eserinde konu hakkındaki bilimsel çalışmalara yeri geldikçe atıflar yapması ve bizzat yaşadıklarını paylaşması, bunu yaparken de anlaşılır ve sade bir üslûp kullanması, kitabın kıymetini arttırıyor.
İlk olarak Fransa’da 2019’da basılan “Beyin ve Sessizlik”, ertesi yıl 2020’de Gözde Koca’nın emeğiyle ülkemizdeki okurlarla buluştu. Konuya meraklı olanlar için aynı yazarın, “Beyin ve Doğa” kitabını edinmenin de faydalı olacağını not düşelim.