Anaların Hakkı
Anaların Hakkı

Kitapyurdu Fiyatı: 94,88TL

11Yorum
Anaların Hakkı Selçuk Baran'dan okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha Haziran ve Tortu öykülerini okumuştum; onlarla benzer temada olan Anaların Hakkı'nda da beni hayal kırıklığına uğratmadı. Baran'ın dilini ve anlatımını cidden çok seviyorum; adeta ruhuma işliyor. Melankolik atmosferi, yalnızlık teması, birbirine yakın gibi görünen ama aslında birbirini hiç tanımayan kişilerin hayatları sizi içine çekiyor. Bazı karakterlerde adeta kendimi görüyorum diyebilirim. Kitapta özellikle Mısırlar ve Emekli öykülerini çok beğendim. Herkesin Selçuk Baran ile tanışması gerektiğini düşünüyorum.
Hikâyelerinde derinlik,hüzün,yaşanmışlıklar var.Mutlaka kendinizden bir şeyler bulursunuz.
Külliyatını okumak istiyorum. Okumadığım son kitaplarından biri. Eminim yine diğer kitapları gibi çok beğeneceğim
Selçuk Barandan okuduğum ilk kitaptı. İçinde güzel hikayeler vardı. Genel olarak beğendim kitabı.
Tortu'dan sonra okuduğum 2. Selçuk Baran kitabı. Bundan sonra da okumaya devam edeceğim.
Selçuk Baran okurken bol bol içleniyorum, öyle derin ki hisleri çizmelere doyamıyorum. Klasikokur a burdan teşekkür ediyorum keşfetmemi sağladığı için.
Bu kadar güzel olabilir
Değerli bir yazar, öykülerindeki yalınlık, derinliğini ortaya çıkarıyor.
Kısa öyküleri çok etkili. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve yazım dili çok iyi mutlaka okuyun.
anaların hakkı kitabının yeniden basılmasını bekliyordum, Sait faik öykü ödülünü alan yazarların kitaplarını okuyorum. İyi oldu , teşekkürler yky, teşekkürler kitapyurdu
Sahiplendiriyor çoğu zaman kahramanlarını, haklılıklarını kabul ediyorsunuz onların. Yaşamın bir köşesinden tutunmaya çalışan kahramanları oluyorsunuz. • Dokuz hikaye okuyacaksınız. 1978 Sait Faik Hikaye Armağanı’na da değer görülmüş hikayeleri bunlar. • Hikayeciliğimizin bir köşesinde kurulup okunmayı bekleyen ‘nahif ve kırılgan’ kalemi Selçuk Baran. Yapı Kredi Yayınları böyle tek tek basıyorken eserlerini bir yerden başlayın olur mu... • “Şimdi hayat denen o büyülü uzaklığın kendi payına düşen parçasını, bütün açıklığı ve sınırlarıyla görüyordu. Bu sınırların içine sığabilenler pek küçük ve önemsizdiler gerçi. Ama onundular.”(s.12)