4Yorum
İlyas Çorum
Kitapkurdu
17.11.2024
Başarılı ve akıcı olmuş güzeldi
esmaackltipi
29.04.2023
Romanda, günlük hayatımızın her noktasında karşılaşacağımız "keşke" cümleleri, zamanın ve mekânın diğer boyutlarında yaşanan enteresan olaylarla bizlere âdeta içimizi okurcasına yansıtılmış. Kullanılan tasavvufi dil hemen okuyucuyu içine alıyor tavsiye ediyorum ..
Halil Manuş
11.06.2021
“Zamanda Kaybolan Adam”, Halit Yıldırım’ın yeni romanı. Roman, 282 sayfa olup 2020 yılı basımlı ve “Yafes” Yayınlarından çıkmış. Ancak bu öyle sıradan bir roman kitabına hiç benzemiyor. Bildiğimiz “giriş-gelişme-sonuç” üçlüsü belli düzen içinde akıp giderken, bu romanda bir bilmecenin verilen ipuçları ile bulunması gibi arayışın kelimelerle resmedilişi var. Kitabı elinize alıp okumaya başladığınız anda “Hem geçmiş zamânın, hem geleceğin” esrarına kapılıyorsunuz. Belki de bu romana fantastik romanda diyebiliriz. Bildiğimiz iki tür fantastik romanın birincisi; “Okuyucuya gerçek olanın, bilinenin dışında coğrafyalar, ırklar, hayatlar vb. sunmayı amaçlayan romanlardır” ikinci tür fantastik romanlar ise; “Romanın genelinde gerçek dünyanın içinde gerçeküstü unsurlara yer vererek okuyucuyu şaşırtmayı, tedirgin etmeyi, tereddütte bırakmayı, kararsız kılmayı, kafasını karıştırmayı amaçlayan romanlardır.” Bu açıdan “Zamanda Kaybolan Adam” birinci tür fantastik romana girebilir diyebiliriz...
ilkay coşkun
Kitapkurdu
21.04.2021
Zamanda Kaybolan Adam” 2020 yılında okurla buluşturulmuş bir Halit Yıldırım romanı. Tayy-i Mekân ve tayy-i zaman yolculuğunda fantastik bir eser. Romanda, asıl kahraman acemi sofu Mahmut’un kendi çocukluğu ve Yunus Emre’nin zamanına gidişi, yaşadığı serüvenleri, aldığı dersleri ele alınıyor. Roman anlatımında tasavvuf anlayışının inceliklerini, sır olgusunu, mürşit, arif, rabıta gibi değerler Yunus Emre, Taptuk Emre, Aziz Mahmûd Hüdâi, Osman Efendi gibi veliler üzerinden anlatılmaktadır. Zaman yolculuklarında dua ile açılan kapılar, gidiş gelişler, geri dönüşler tekrarlarla dikkat ve ilgi sağlanmaktadır. İyiliğe, doğruya, güzelliğe gidişin “bizim Yunus” olabilmekte olduğu ana fikrini taşımaktadır. İlkay Coşkun