Küresel ısınmaya karşı önlem almak, her insanının ödevidir.
Her varlığın; başlangıç, gelişme, eskime/yaşlanma vb. süreçlerden sonra yok olmaya doğru yol aldığını gözlemlemekteyiz. Bu duruma insanın ölümlü olması, bitkiler ve hayvanlar dünyasının canlılık süreci, eşyaların ve diğer maddelerin eskiyip fosilleşmesiyle tanık olabiliyoruz.
Üzerinde yaşam sürdüğümüz dünya ve diğer gezegenler de birer varlık. Big Bang (büyük patlama) teorisiyle, milyarlarca yıl önce oluştuğu konusunda hipotezler geliştirilen evrenin de diğer varlıklar gibi belirli bir sona doğru gittiği kabul edilmektedir.
Bizim irademiz ve iktidarımız dışında oluşan, iklim değişikliği de bir nevi evrenin yaşlanmasına, diğer varlıklar gibi yok olma ve yıkıma doğru yol alması olarak yorumlanabilir bence.
Deneyimli iki iklimsel etkiler uzmanı; bu kitapta, dünyamızı ve tüm insanlığı tehdit eden, iklim değişikliği ve küresel ısınmayı gündemlerine alarak, derinlemesine yorumlamışlar.
Önce gözleme dayalı teşhis, neden/niçin/ne yapabiliriz sorularının tahmini çözümlemesi ve sorunları nasıl çözebiliriz konusunda metodolojik öneriler sunmuşlar. 162 sayfalık kitabın çok iyi anlaşılması için, bu alanda daha önce edinilmiş bir birikim gerekiyor.
İklim değişikliği ve küresel ısınma; ekosistem, göçmen kuşlar, mevsimler, ısı değişiklikleri, yağmur, sel, kuraklık, tarımsal üretim, içme suyu, bitki örtüsü, hava, beslenme, sağlık ve hastalık gibi sorunlarla karşımıza çıkmaktadır.
Petrol ürünüyle çalışan araçlar, fabrikalardan çıkan duman/ gazlar ve diğer çevresel kirlilik yaratan olumsuz etkenler, iklim değişikliğini tetiklese de bizim ihmal ve irademizin dışında gelişen kozmik olayların var olduğu da belirtilmektedir.
Biz insanlara düşen; tasarruflu ve doğal bir yaşamı desteklemek, ekosisteme zarar verebilecek eylemlerden kaçınmak olacaktır. Devlet/ler eliyle alınacak önlemler elbette vardır.
Olağanüstü kirlilik oluşturan olumsuz etkenler karşısında devlet; idari, ekonomik ve hukuki yaptırımlar uygulayabilir. Fakat bu kozmik kirlenmeye karşı alınacak önlemler, bireysel çabalarımızla desteklenmelidir.
Bu tür kitapları yalnızca bilim insanları, ilgili kurumlar, devleti yönetenlerin okuması yeterli değildir.
Ekolojik yaşam modelinin toplumda karşılık bulabilmesi için bireysel ölçekte gündemde tutulması, konferans, panel ve diğer etkinliklerle yaygınlaştırılması gerekir.
Deprem olunca sağlam bina, sel olunca su kanalı, kuraklık olunca su deposu aklımıza geliyorsa; bir bilinç ve öngörü eksikliği olduğu kabul edilmelidir.