Arjantinli yazar Juan Jose Saer ile ilk münasebetimiz geçen sene, kendisinin "Kimsesiz" adlı romanı vesilesiyle olmuştu. 150 sayfa olmasına rağmen epeyce zor bir kitaptı kendisi; insan doğasına dair epey detaylı analizler barındıran, özellikle son bölümde basbayağı felsefik bir sorgulamaya girişen bir metindi. "Egzotik bir adada geçen alternatif ve kolonyal bir Kayıp Zamanın İzinde okur gibi hissettim" diye yazmıştım o kitap için. Saer'in iddialı bir yazar olduğunu idrak etmiş; başka bir eserine geçmeden biraz soluklanmak istemiştim.
Eylülcüm amma uzattın, ne diyeceksen de işte. Diyorum; Yara İzleri, Kimsesiz'e göre çok daha kolay ve hafif bir metin olsa da, yer yer okuru zorluyor yine de. Saer besbelli ki takıntılı bir abimiz, zaman zaman öyle detaylara giriyor ki anlatıdan kopuveriyorsunuz. Dört anlatıcımız var kitapta, her bölümde bir başkasını dinliyoruz. Ergenliğinin zirvesinde bir genç gazeteci, kumarbaz bir avukat, herkesten nefret eden ve insanlardan "goril" diye bahseden bence epey Thomas Bernhardvari bir hâkim ve tüm bu anlatıcıların hikâyelerini birbirine bağlayan cinayetin müsebbibi, karısını öldürmüş bir işçi.
Öyküleri birbirine cinayet bağlıyor evet ama bir yandan da tüm anlatıcılar maktul gibi. Mutsuzlar, yalnızlar, savrulmuşlar, sürükleniyorlar. Toplumla bağları kopmuş hepsinin, bunda tabii Saer'in arkada bize sürekli verdiği toplumsal çürümenin payı çok büyük. Dolayısıyla arka kapaktaki "bu kişilerin ortak noktası ceset karşısındaki korkunç kayıtsızlıklarıdır; çünkü gerçekte anlatılan bir cinayetten çok, cinayete kurban gitmiş bir toplumun bireylerinin parçalanmışlığı, yaralanmışlığıdır" cümlesi çok yerinde, aslında kitabın özeti gibi.
Görece yumuşak başlayıp gitgide karanlıklaşan bir metin Yara İzleri. Kıtayı saran büyülü gerçekçilik akımı zirvedeyken bambaşka ve zamanının bence epey ötesinde metinler yazmayı başaran Saer'in epey ilginç bir figür olduğuna iyice kâni oldum. Ancak yine de arka kapaktaki William Rowe alıntısına laf sokmadan edemeyeceğim: “Saer, Arjantin’in Borges’ten bu yana çıkardığı en iyi yazardır" demiş kendisi. Pardon ama, Cortazar varken bunlar çok büyük laflar William Bey. Size söyleyecek çok lafım var da neyse artık.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Kimse özgür ya da hapiste olduğu için diğerlerinden iyi değildir. Dışarıda olmak içeride olmaktan daha iyi değildir. Yaşayan insanlar ölmüş olanlardan daha mutlu değiller: Hiçbir şeyin bir diğerinden farklı olmadığı şekilsiz, jelatinimsi bir kütle. Her şey birbirinin tıpatıp aynısı."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaptaki tek bir olay, dört farklı insanın perspektifiyle anlatıyor. Yani büyük bir fotoğrafın dört parçaya kesilmesi gibi. Parçaları bir araya getirdiğinizde ancak hikayeyi anlayabiliyorsunuz. Kitaptaki bazı bölümlerde birbirini tekrar eden olaylara ve gereksiz ayrıntılara rastlamak mümkün. Ama gene de bu anlatılanlarda enteresan bir lezzeti var.