Bu Kitap Türkiye’de Çığır Açacak!
Şimdiye kadar yapılan okuma (şerh, tahlil, yorum) faaliyetleri yazar ve metin odaklı, metnin ve yazarın dışına taşmayan ya da şairin büyüklüğüne (şöhretine ya da reklamına göre yapılan) yorumlardı. “Metin ve şair ne derse o” türünden çalışmalardı. Yani metnin dışındaki anlamlar hep dışarıda bırakılıyordu. Halbuki “yorum” metinde olmayan(lar)ı da metne dahil etmek değil midir? Esasında Hasan Akay’ın Şiiri Yeniden Okumak kitabında uyguladığı yorumlama yöntemi, okuyucuyu da şiire dahil eden, hatta okuyucunun da şiirde hak iddia edebildiği, okuru şairin tahtına oturtmaya göz dikmiş yepyeni bir yöntemdir. Bu yüzden okuyucu metinden istediğini anlama hürriyetine sahiptir. Bu yüzden şiirin yorumu bitmez tükenmez. Ve bu yüzden anlam yakalanamaz… Bu bağlamda kitapta geçen “metnin ruhu” tabiri gerçekten orijinaldir ve “yeni yorum” anlayışının da göstergesidir.
Şiirde ‘mecaz’, olmazsa olmaz şartlardan biridir. Peki ama ‘mecaz’ın kendisi metnin duvarları arasına hapsedilebilir mi? Hele bu, şiir gibi mecaz tuğlalarıyla örülmüş bir yapıysa… Burada Şeyh Galib’in meşhur: “Bir şûlesi var ki şem’-i cânın/ Fânûsuna sığmaz âsmânın” beytini yeniden yapılandırarak; “Bir şûlesi var ki şem’-i şi’rin (‘mecaz’ın)/ Fânûsuna sığmaz ma’nânın” şekline dönüştürürsek, belki de, kitabın mahiyetini daha iyi ortaya koymuş oluruz.
Şiiri Yeniden Okumak, şiirin şiir olduğunu ve uzayın sonu bilinmeyen genişliği kadar şiirin anlam genişliğinin olduğunu ‘yapıbozucu’ ama ‘yapıcı’ bir üslupla dile getiriyor. Hasan Akay, yapıbozuculuğun yıkıcı yöntemini yapıbozucu bir bakış açısıyla ama ‘iyi niyet’ gözlüğünü takarak yorumluyor. Bu yaklaşımın sonucu, yapıyı bozmak adına yapılan bu faaliyetlerin, aslında tam anlamıyla yapıyı yeniden düzenlemek, yapıyı yepyeni bir bütünlüğe kavuşturmak olduğunu göstermektir. Bu gösterinin, hem kitabın bu ufku getirmesinin, hem de bu getirileni görebilmenin tek şartı, yazarın tespit, teklif ve tatbik ettiği ‘iyi niyet’ standardını benimsemektir.
Bu kitabın benzeri kitaplardan farkı, aslında, Batı medeniyetinin ortaya koyduğu bir metodun yıkıcı etkilerini kültürümüzün gerektirdiği tarzda yapıcı bir hale sokarak insanımızın ve insanlığın hizmetine sunmasıdır. O yüzden bu kitabı, bir nevi kılıcı kalemin arkasına koyan ve kılıcın kötü izlenimini (yanında kalemi de kullanarak) silip adalet simgesi haline getiren medeniyetimizin en yeni ürünlerinden biri olarak görüyorum.
Kitap, bir atomdaki enerji açığa çıktığında nasıl olağanüstü bir etki yaratabiliyorsa, bir harfin, hatta noktanın bile anlam üzerinde o kadar etkili olabileceğini gösteriyor.
Kitapta, bu alandaki çalışmalarda hemen hiç rastlanmayan bazı kavramlar göze çarpıyor. Mesela, bir edebi çözümleme metninde, ‘süper uzay’ kavramının geçmesi, gerçekten dikkat çekici… Fakat, bunların çözümleme cümlelerinde kullanılış biçimi, -örneğin “metnin süperuzayında parıldayan yıldızlar” ifadesinde görüldüğü gibi- çok daha ilginç ve dikkat çekici.
Kitabı üstünkörü karıştırdığınızda belki de “saçma” olarak değerlendirebileceğiniz bir metnin (sayfa üzerine harf serpiştirmesinin), çözümlemesini okudukça, ne kadar anlamlı ve gerçek bir şiir olduğunu hayretle görürsünüz. O zaman aklımıza şu sorular gelir: Acaba her şey şiir midir? Veya şiir her şey midir? Yahut her şeyi şiir olarak görebilir miyiz? Her şeyi şiir olarak görebiliyorsak biz öyle gördüğümüz için mi şiirdir; yoksa şiir olduğu için mi şiirdir? Mesela, bir bebeğin ağlamasını şiir olarak kabul edebilir miyiz? “İyi de bir bebeğin ağlamasını nasıl anlamlandıracağız; bu ne biçim şiir..?” Bu kitabı dikkatle okuyan herkes, her şeyi şiir olarak görme hakkına ve zevkine mi sahip olacak?
Şüphesiz bu kitap, şiirin ‘yeniden’ okunması, yeniden ‘anlamlandırılması’ noktasında önemli ve büyük bir adım. Yıllardır hatta yüzyıllardır cevabı aranan bir sorunun, “şiir nedir?” sorusunun uzlaştırıcı cevaplarını bu kitapta, gizli olarak açık edilmiş bir şekilde bulacaksınız. Ama bundan da önemlisi, bir metnin nasıl okunabileceğinin, nasıl yorumlanabileceğinin, hatta nasıl parçalanıp yeniden inşa edilebileceğinin cevabını bulacaksınız. Gerek yukarıdaki soruların cevabını bulmak ve gerekse ‘gerçek şiir’in engin denizinde seyahat etmek isteyenlere, Şiiri Yeniden Okumak kitabını tavsiye ediyorum. Kanaatim odur ki, bu kitap Türkiye’de çığır açacak.
Fatih CERSEL