2Yorum
YörükoğluSerkan
28.05.2003
Her seviyeden insana hitap etme gayesi ile yola çıkan yazar bazen hüsrana uğramış.Bu özelliği bir tek kitapta görebilirsiniz Kur'an-ı Kerim.İzafiyet teorisi Kuantum fiziği derken neyseki aralara kısa biyografiler koyuyor soluklanmak için.Yazarın değindiği çok önemli bir sorun (sorunsal(!)) var; orta öğretim ,yüksek öğretim derken eğitimi biten insanlar ayrı vadide rölativite ayrı vadide kalıyor.Klasik fizik belki hayata dönük faydalara sahip ama ufuk genişliği ve meseleleri tam ihata (kavrama)için yetersiz.
bennebzamir
bennebzamir 13 Ekim 2009
En başta bu önemli kitap neden satışta yok bunu anlayamadım. İlk olarak üniversitede tanıştığım bu kitabı yıllar sonra tekrar okuyorum. Tabi daha önce anlamadığım birçok yeri şu an anlıyorum. Bazen kitabı bırakıp bir iki sayfa yazı yazıyorum çünkü kitabın kenarları yer olarak yetmiyor. Bazen yazara "hoop ağır ol bakalım" dediğim oluyor ve bunu not olarak ilgili cümleye atfen yazıyorum. Ama kitap tutkuyla yazılmış. Hayatında önyargılarla hep savaşmak zorunda kalmış güçlü bir kişilik satırların arasından göz kırpıyor. Usüldeki yarı ilmi yarı "deneme"vari tarz bence bundan. Yazarı, acizane, tebrik ediyorum. Yalnız lise son seviyesi anlar kısmına katılırsam kendi zekama haksızlık etmiş olacağım. Anlar anlamasına da belki daha eski zamanlarda. Eğitimle beraber kültürün ve olgunluğunda parmağı var bunda. Biz koca koca adamlara hanımlara 18 yaşına kadar çocuk deyip çocuk muamelesi yaptıkça sahip oldukları çoklu zekaların her birine ayrı ayrı gem vuruyoruz aslında. Modernizmin aklı nasıl cisimleştirdiğini, aklın cisimleşmesinin ne demek olduğunu ruhumuza sezdiriyor uslüp kargaşasına rağmen. (Uslüp kargaşası aslında birazda konunun ağırlığından.) Geriye sadece şunu sormak kalıyor: Biz insanoğlu ihtiyaçlarımızın sonsuz ve sonsuz uzunlukta olduğunu ne zaman anlarız?
musaika
Kitapkurdu
09.12.2002
Kitaba genel olarak baktığınız zaman hemen ulaşacağınız iki yargı var : kitap çoklarının hazmedemeyeceği büyük konuları anlatırken; bazen pekçok insanın boyundan büyük bir anlatım diliyle ilerliyor, bazen de saçma bir çocuksal dil seçiyor!

Kuantum ve Rölativite gibi son yüzyılın en ihtişamlı teorilerini anlatmaya, klasik fiziğin yalnızca bizim ülkemiz gibi geri kalması istenen veya geri kalan ülkelerde anlamsız bir biçimde ısrarla işlendiği ve insanların düşünce-göre yapılarının buna göre yoğurulduğunu ispatlamaya, kainatın varoluşunun başlangıcı ve sonu olduğu, sonsuz bir evrende yaşanmadığı ve bu cümleden olarak kainatın ancak yaratılmış olabileceğini sergilemeye çalışan yazar; ne yazık ki bazen bilimsel yaklaşımını tamamen yitirip, bir sofu gibi konuşmakta, bazense salt bilimsel söylemlerde bulunmaya çalışmakta.

Bu üslup hatalarına eklenebilecek bir diğer eleştiri ise yazarın anlatımında yaşadığı hitap problemleri. Şöyle ki bazı yerlerde okuyucuyla aşırı senli-benli hitaplarla buluşurken, diğer pekçok yerde sanki "okuyucu bu kısmı anlamasın" ister gibi bir anlatım dili seçmekte. Ve yine çok yerde sanki bilimsel bir makale yayımlamışçasına seviyeyi yükseltip, bazı paragraflarda "yalnızca lise son sınıf öğrencilerinin seviyesine" hitap ettiğini düşünmekte.

Üslup sorunlarını bir yana attığımız ve elimizden gelen en iyimser anlama yaklaşımıyla kitaba yaklaştığımız zaman ise felsefi-fizikbilimsel-kimyabilimsel ve tanrıbilimsel bir kitapla muhattap oluyoruz. Yazarın türettiği felsefesini benimserseniz hoş, ama karşı çıkarsanız çok yerde saçmalamış bir kitap olarak görebilirsiniz.