Harbiye Nazırı Nazım Paşa & 31 Mart Vakası, Balkan Savaşı, Bab-ı Âli Baskını Hakkındaki Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
zafer saraç
17.04.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Harbiye Nazırı Nazım Paşa
Yirminci yüzyılın başında Osmanlı’nın son dönemlerine giriş yapılır. Bu devrin en önemli özelliği ömrüne çok zaman biçilmeyen hasta adamın nasıl şifa bulacağına kafa yoran devlet adamlarının tarih sahnesine hızlı giriş çıkış yapmalarıdır. Yönetim erkinin monarşiden meşrutiyete evirilmesiyle -eskilerin deyimiyle- kul taifesi hiç olmadığı kadar önem kazanır. Son dönem askeri okullarında okumuş Avrupa’da mürekkep yalamış Osmanlı entelijansiyası artık yönetimde söz sahibidir. Yönetimde söz sahibi olanlar çok olmakla birlikte idaredeki kaotik durum askerleri de mesuliyet noktasında tarih sahnesine taşır.

Harbiye Nazırı Nazım Paşa da devleti için sorumluluk alan Osmanlı’nın önemli devlet adamı ve askerlerinden birisidir. Devletin en zorlu zamanlarında gücü elinde tutan Nazım Paşa bazı emsallerinin aksine akademik ve popüler tarih yazınında fazla yer almaz. Bunu fark eden Ender Korkmaz ismi çok geçen fakat pek tanınmayan Nazım Paşa üzerine yetkin ve kapsamlı bir çalışma yaparak, Osmanlı’nın çöküş döneminde görev alan bir asker ve devlet adamı profilini netleştirmeyi amaç edinir. Zira bu konuda farklılık arz eden ve birbiriyle alakasız anlatılar tarih literatüründe kendisini gösterir.

Değişken siyasi zemin üzerinde birden fazla tarihi olayda rol oynayan bazı şahsiyetlerin sadece devrinin belirli bir dilimi hedef alınarak üretilen kısmi çalışmaların tarih okurunu yanlış yönlendirdiği muhakkaktır. Bu yüzden her devlet adamı ya da askerin bütüncül bir bakış açısıyla doğumundan ölümüne kadar farklı siyasi tablolarda verdiği çeşitli renklere göre değerlendirmek zaruridir. Osmanlı’nın son döneminde hain ve kahraman lafzının bir şahsiyete birden fazla kez sıfat olduğu düşünülürse demek istenilen daha rahat anlaşılır.

Nazım Paşa da Osmanlı’nın son dönem olaylarında -özellikle 31 Mart Vakası ve 1. Balkan Savaşı olmak üzere önemli roller oynar. Ama Paşa’ya verilen mühim görevlere karşın hakkında tarafsız bir tarih anlatısı oluşturulmaz. Ya peşin hükümle suçlanır ya da hakkı verilmek adına tarih tahrif edilir. Bu tarz yanlış algıların yıkılması tarihçinin görevidir. Her tarihi şahsiyet katıksız tarihi duruşu itibarıyla bütün yargılamalardan bağımsız bir biçimde karakterize edilmelidir. Böylelikle yapılacak çalışmalarda son yorumlar okura bırakılır. Tarihi referans noktaları ve eldeki malumat zaten karaktere nihai şeklini layıkıyla verir.

Düşünüldüğünde Nazım Paşa hakkında ince elenip sık dokunarak bir araya getirilen veriler onun hayatının değişken grafiğini tüm netliğiyle ele verir. Bu hassas biyografik sunumun tali olarak ikinci bir faydası da vardır ki kimlik deşifre edildiğinde oynanan kilit role binaen önemli tarihi olaylar da afişe edilir. Bu açıdan Paşa’nın yaşam hikayesi Korkmaz’ın titiz çalışması mucibince 31 Mart Vakası, Balkan Savaşı ve Bab-ı Ali Baskını gibi olayların geri planını da aşikar kılar.

Osmanlı tarihine ilişkin eserler incelendiğinde, yapılan bazı araştırmaların olay merkezli olduğu görülür. Fakat olay anlatımı ne kadar detaylı olursa olsun, olayların merkezindeki kişinin bakış açısı yüksek önem arz eder. Bu nedenle bazı biyografiler şahsın olaydaki rolünü göstermekle hedeflerine ulaşırlar. Hatıratlar ve anılar otobiyografik olarak iyi bir rehber olmakla beraber her zaman bu şahsi yorumlara ulaşmaya imkan yoktur. Nazım Paşa da araştırmacıya deyim yerindeyse kendi diliyle fazla tüyo vermez. Bu yüzden daha fazla çalışarak çerçeveyi özelden genele doğru iyi çizme zarureti vardır. Böylece elde edilen ayrıntılar vasıtasıyla üzerine yoğunlaşılan şahsiyetin olaydaki rolü belirgin hale getirilir. Korkmaz, Nazım Paşa’nın çevresindeki dünyayı o kadar güzel inşa eder ki Paşa’ya söz verilmeksizin sunulan bilgilerden olayların iç yüzü anlaşılır.

Ayrıca Paşa’nın hayatı detaylandırıldığı zaman hiç hesapta olmayan bilgiler ve tarihi görünümler de ortaya çıkar. Misal Paşa’nın Bağdat valiliği ve 6. Ordu komutanlığı anlatılırken Osmanlı bürokrasisinin son dönemlerdeki ahvaline değinilir. Bu anlatımın kitabın üçüncü bölümünü kapsayacak şekilde detaylandırılması Osmanlı’nın başta yönetim sorunları olmak üzere birçok problemini de ayyuka çıkarır. Böylelikle devletin bir bölümündeki imar-iskan çalışmaları, iktisadi teşekkülleri, uygulamaları, askeri teamülleri ortaya çıkar ki atılan yanlış adımların devleti nasıl etkilediği ders verir tarzda gözlemlenir.

Ayrıca siyasi ilişkiler doğası gereği değişkendir. Paşa’nın yaşamı boyunca hesaplı hesapsız politik tavırları kayda alındığında bazı siyasi teşekküllerle bağlantıları olduğu bilinir. Bu bağlantılara bakıldığında bazı grupların ya da güç odaklarının anlatılması zaruridir. Çünkü bir şahsiyetin siyasi faaliyetlerinin bütünü gösterilmek isteniyorsa, detaylı bir anlatımın benimsenmesi okura resmin tamamını görme olanağı sağlar. Böylelikle hiç tahmin edilmese de siyasi ya da askeri bir grubun faaliyetleri anlatının göbeğine oturur. İşte bu açıdan bakılırsa döneminde İttihat ve Terakki’ye karşı kurulmuş Hürriyet ve İtilaf’a bağlı Halaskar-ı Zabitan grubunun oluşumu ve etkinlikleri ortaya çıkar ki eserin biyografi kalıplarını kıran yönü de bu tarz bilgi sunumlarıyla zuhur eder. Ayrıca Halaskar-ı Zabitan’la ilgili dişe dokunur bir çalışma literatürde azsa ya da yoksa, bu durum eserin hanesine artı olarak yazılır.

Nazım Paşa’nın ülkenin yönetiminde söz sahibi olan etkin bir şahsiyet şeklinde ön plana çıkmasından mütevellit resmi evraklar ve basın yayın organlarında sıkça ismi anılmaktadır. Bundan dolayı Paşa hakkında yapılacak olan araştırmaların yüksek titizlikle ve mümkün mertebe kaynakların tamamını kapsayacak şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bu açıdan eserin doygun bir potansiyel ortaya koyduğu söylenebilir. Zira Paşa’nın hayatındaki bütün adımlar yazılı kaynaklarla takip edilmektedir. Kaynakların karşılıklı kullanımı birbirlerini teyit etmelerinin önünü açarken, Paşa’nın hayatının gizil kalmış yönlerindeki sır perdesi de yer yer aralanmaktadır. Fakat yine de buna rağmen sürgün yılları gençlik dönemleri ile ilgili doğal olarak fazla bir bilgi yoktur.

Paşa’dan yola çıkılarak anlatılan son dönem Osmanlı tarihinin önemli olayları benzer eserlerdeki gibi kısa geçilmez. Olaylar bütün teferruatıyla verilmekle birlikte özgün ve muadil çalışmalarda rastlanmayan ezber bozan bilgileri içerir. Örneğin, 31 Mart Vakası sadece siyasi bir hizipleşmenin çatışmaya dönüşmesinden ziyade, bütün sosyal tabakalarda derin akisleri olan çok yönlü toplumsal bir olay şeklinde sunulur. Olayın öncesi, oluşumu ve sonrası ayrı başlıklarla kırılma anlarıyla izah edilir. Böylelikle sadece Paşa değil, Osmanlı tarihinin de bir bölümü detaylandırılır.

Sonuçta; Nazım Paşa, Osmanlı’nın son dönemlerinin kayda değer figürlerinden birisidir. Misal Balkan Savaşı gibi dünya ve Avrupa tarihine etki eden önemli bir olayda Paşa Osmanlı ordusunun başındadır. Fakat buna karşın Nazım Paşa’nın oynadığı etkin role nazaran hayatını kapsamlı içeren bir akademik çalışma yapılmamış olup, Korkmaz’ın eseri literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Devlet adamı veya asker olsun tarihi şahsiyetlerin mercek altına alınan hayatlarından önemli dersler çıkarmak mümkündür. Tarihi zemin ve zaman değişmekle beraber insanın doğası pek değişmemektedir. İnsani zaafların etkisiyle düşülen hataların geçmişten geleceğe uzanan silsilesine bakıldığında ortaya çıkan benzerlikler ders almanın zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır ki; Nazım Paşa bunun için iyi bir örnektir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
İzzet Eroğlu
07.10.2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yıkılışın Paşası
Yıkılışa giden yol hatalar, zafiyetler ve hıyanetlerle doludur. Her canlı gibi devletlerin de birer ömürleri var, devletler de vade geldiğinde öyle ya da böyle tarih sahnesinden silinirler. İşler yolundayken her şey iyi gider, olmadık yerlerden destek gelir. Ancak aksilikler bir başlayınca da her şey ters gidiyormuş gibi tüm belalar birden sökün eder. Osmanlı Devleti’nin son on yılı da adeta tüm aksiliklerin yaşandığı ilginç bir dönemdir. Yazar böyle ilginç bir dönem içerisinde cesur bir hareketle Osmanlı Devleti’nin çöküşünün çok bilinmeyen mimarlarından Harbiye Nazırı Nazım Paşa’nın hayatını ele almıştır.
1853’te dünyaya gelen Nazım Paşa’nın 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet öncesi hayatı ile ilgili bilgiler sınırlı olduğundan Paşa’nın belirtilen dönemi eserde zorunlu olarak kısa olarak ele alınmak zorunda kalınmıştır. Paşa, askerî eğitimini Fransa’da St. Cyr Askerî Okulu’nda almışsa da askerî eğitim hayatı ile alakalı bilgiler de sınırlıdır. Esasında hayatının bu ilk dönemi diyeceğimiz karanlık döneme dair bilgilerin kısıtlılığı Paşa’ya gizemli bir hâl vermektedir. Paşa’nın Çerkezliği ve bu bağlamda atandığı her görevde işe başlar başlamaz yakınlarına kadro olarak Çerkezleri yerleştirmesi, askerî eğitimi Fransa’da alması, Erzincan’da sürgündeyken Ermeniler ile yakınlığı ve hakkında İngiliz basınında çıkan haberlerin niteliği tecessüsü celbeden konulardandır.

II. Meşrutiyet ile birlikte, sürgünden Avrupa’ya kaçmakta olan Paşa adeta yeniden doğmuştur. Bu dönem; II. Abdülhamid’in gadrine uğrayanların ödüllendirildiği ve bunlardan bazılarının bunu fırsata ve menfaate dönüştürdüğü bir zaman dilimidir. Nazım Paşa rütbeleri iade edilerek Edirne’de bulunan II. Ordu Komutanı olarak atanmıştır. Beş ay kadar süren bu görevden sonra Nazım Paşa kısa süren Harbiye Nazırlığına tayin edilmiştir. Kâmil Paşa kabinesinin düşmesi nedeniyle Nazım Paşa’nın dört gün süre ilk Harbiye Nazırlığından sonra Paşa 31 Mart Vakası esnasında İstanbul’da konuşlu I. Ordu/Hassa Ordusu Komutanlığına atanmıştır. Eserde olayların göbeğinde olan Nazım Paşa’nın işlevi ve tavrı detaylı bir şekilde ele alınmıştır. 31 Mart Vakası’ndan sonra ise Nazım Paşa Bağdat Valiliği ve VI. Ordu Komutanlığına atanır. Paşa’nın Bağdat’taki görevi, iş ve işlemleri ve görevden alınma süreci eserde güzel bir şekilde ele alınmıştır. Ardından Nazım Paşa’ya 22 Temmuz 1912’de kurulan Gazi Ahmet Muhtar Paşa Hükûmetinde Harbiye Nazırı olarak görev verilmiştir. Paşa’nın bu görevi Bab-ı Âli Baskını'nda öldürülmesiyle son bulur. Osmanlı Devleti’nin yaşadığı en acı savaş olan I. Balkan Savaşı Nazım Paşa’nın sorumluluğunda yürütülmüştür.

Paşa’nın I. Balkan Savaşı’na giden yolda seferberlik faaliyetleri, savaş ilanı, savaşın sevk ve idaresi eserde ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Edirne’deki beş aylık komutanlığı dışında tatbiki bakımdan pek tecrübesi olmayan Paşa, millete en acı kayıp olan I. Balkan Savaşı’nı yaşatmıştır. Çatalca’ya kadar Bulgar ve Sırp kuvvetlerinin geldiği savaşta Paşa’nın savaşı sevk ve idaresi ibretamiz örneklerle doludur. Savaş sırasında Tokatlıyan Oteli’nde zevk ü safa alemlerinden ordu komutanlarının ısrarlı uyarılarına rağmen iaşe ve nakliye sorunlarındaki ihmalkârlığına kadar birçok konuda Paşa’nın sorumsuz tavırları bulunmaktadır. Osmanlı’nın en acı kaybında bile mütareke görüşmelerinde Çatalca’da dostluğa kadeh kaldıran Paşa, Osmanlı’nın zihni kokuşmuşluğunun bariz örneklerindendir.
Eser, doktora tezi olmasına rağmen, büyük ölçüde akademik sıkıcılıktan uzak, sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Büyük ölçüde yazım kurallarına riayet edilmiştir.

Nazım Paşa’nın kısıtlı tecrübesine rağmen Harbiye Nazırlığına atanması, ehliyete değil sadakate önem vermesi, hizipçiliği, özellikle İngiliz basınının da etkisiyle şişirilmiş bir şahsiyet olmasından mütevellit “Dediğim dedik, çaldığım düdük.” bir tavra sahip olması ve şüphe ve tereddütleri celbeden iş ve işlemleri; yıkılışa giden yolda süreci hızlandıran etkenler olmuştur. Kamuoyunda Enver Paşa gibi pek de bilinmeyen bir şahıs olan Nazım Paşa’nın ele alınarak tarihin önemli bir kesitine katkı sağlayan yazar haklı olarak bir övgüyü hak etmektedir. Eser özellikle tarih severler başta olmak üzere tüm okuyuculara hitap etmektedir.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  13
Bildir
Ömer Zengin
01.12.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Meşrutiyetin ilan edildiği 1908'den itibaren iktidardan beklediği makamları elde edemeyenler çok kötü bir muhalefet anlayışı sergilediler. İttihat ve Terakki Cemiyetinden gelişmiş ülkelerdeki yönetim anlayışını beklerken, her türlü kötülüğü yapmaktan geri durmadılar. Osmanlı Devletini parçalamak için aralarında anlaşan büyük devletlere kukla olmaktan çekinmediler. İttihatçılar vatanı savunmak için kanlarını dökerken onları arkadan vurmaktan çekinmediler. Nazım Paşa gibi kendisine önemli görevler verilen isimler bile böyle davrandılar. Sonuç Balkan Savaşında yaşanan hezimet oldu. Milliyetçiler cihan harbi sonunda bugünkü topraklarımız üzerinde bağımsız bir devleti korumayı başardılar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Sadun Duran
05.11.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce 31 Mart Vak'ası hakkındaki eserini severek ve beğenerek okuduğum Ender Korkmaz'ın bu çalışmasını da ilgiyle okudum.

Belgelere dayanan anlatımıyla, Nazım Paşa'nın tüm hayatını gözlerimizin önüne seren Korkmaz, aynı zamanda Osmanlı'nın son demlerini anlamamızı sağlıyor.

Dönem tarihine ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir eser..
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Volkan ÖZGÜR
19.09.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mazım Paşa ‘nın hayat hikayesini ve Balkan Savaşı ‘nda Harbiye Nazırı olarak yaptığı hataları anlatan bir eser. Bab-ı Ali baskınında şehit edilen Nazım Paşa hakkında kapsamlı bir çalışma.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
M.Sahil Derici
03.02.2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hem Nazım Paşa hakkında yazılmış tek eser hem de Nazım Paşa'nın yaşadığı dönem tarihi bütün ayrıntılar ve siyasi olaylar verilmiş. Yazarı başarılı bulmak bana düşer mi bilmiyorum ama dönemde okuduğum en iyi eserlerden birisi diyebilirim. Sayın Korkmaz'dan Mahmut Şevket Paşa'yı da yazmasını bekliyoruz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  15
Bildir
İzzetoglu
17.01.2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nazım Paşa hakkında tek denilebilecek bir çalışma.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Nejat245
04.02.2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nazım Paşa hakkında çok başarılı bir doktora tezi
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
muallimiedebiyat
24.01.2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
o dönemi anlamak için farklı eserlerden okuma yapmak için okunmalı
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Ahmet Seki
02.03.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Harbiye Nazırı Nazım Paşa genelde Babıali Baskını'yla hatırlanır. Bakalım hayatı hakkında neler öğreneceğiz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
sultan cem
12.02.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı'nın son dönemlerine şahitlik etmiş, mühim vazifeler üstlenmiş Nazım Paşa hakkında müstakil, kapsamlı ve en güncel doktora çalışması
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Harbiye Nazırı Nazım Paşa, Osmanlı’nın son dönemine ilgi duyan okurlar için önemli bir eser. Ender Korkmaz, Nazım Paşa’nın hayatı üzerinden imparatorluğun çöküş sürecini ve Balkan Savaşları’nın perde arkasını derin bir analizle gözler önüne seriyor. Nazım Paşa’nın sadece askeri başarılarını değil, kişisel özelliklerini ve dönemin siyasi yapısında aldığı konumları da titizlikle ele alarak onu bir tarih figüründen öte, canlı bir karakter olarak tanıtıyor.

Kitabın en çarpıcı yanı, Korkmaz’ın objektif anlatımı ve tarihsel detaylara gösterdiği özen. Osmanlı’nın çalkantılı son dönemini anlamak isteyenler için bu eser, güçlü bir rehber niteliğinde. Dönemin koşullarını tüm gerçekçiliğiyle yansıtarak, okuyucuyu hem bilgilendiriyor hem de düşündürüyor. Nazım Paşa’nın bu zorlu dönemdeki mücadelesini anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
FedaiTÜRK
09.03.2023
Nazım paşa idaresi ve dönemi için ideal bir eser. Konuların özellikle kronolojik olarak ele alınması ziyadesiyle esere ayrı bir güzellik katmıştır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir