Alışılmışın dışına çıkanlar, ancak, aydın olabilirler ve Yalçın Küçük bunu her seferinde yapıyor. Kitapta biyografik incelemelerden yola çıkarak Türkoloji ve yakın zaman Türkiye tarihi ele alınıyor. Küçük, Türkolojinin kimler tarafından yönlendirildiğini de bir bir anlatıyor. Kitapta değişik simalar var: Angelica Balabanova, Zeki Velidi Togan, Enver Paşa, Mustafa Suphi, Roy, Nâzım Hikmet, Gâzi Muhammed, Küçük Han, Şah Rıza Pehlevî ve tabii ki Mustafa Kemal. Biz hep 1920'de Çerkez Ethem kuvvetlerinin tasfiyesini yine aynı tarihlerde Mustafa Suphi ve Küçük Han'ın tasfiyesinden ayrı görme eğiliminde olduk; oysa bu süreç içiçe geçmiş parçalardan oluşuyordu ve son ikisinin tasfiyesini anlamadan birincisinin tasfiyesini anlamak imkansızdır. Türkoloji ise imkansızı zorlamakta ısrarcıdır. Kemalizm'in bölgede kadınlara verilen haklar bağlamında "unique" olduğu iddiası da gerçekçi gözükmemektedir, Rızaizm ve Kemalizm eşzamanlı gözükmektedir. Vambery, bir İngiliz muhibbi ve ajanı; Cahun ve Lewis, birer siyonist idiler ve Türkoloji bunlara dayanmaktadır. Öyleyse bunların bahsettiği Türklük hangi Türklük ve bu açıdan Türk isek gerçekten Türk müyüz? Yeni tariflere olan ihtiyacımızı Yalçın Küçük yeniden ortaya koyuyor. "Sırlar" gerçek bir iconoclast çalışma...