Miras
Miras

Kitapyurdu Fiyatı: 278,45TL

Ürüne Git
124Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Miras
"Pek çok erkek tecrübesiz, saf, içten, kolayca secde edebilecek çocuklukta, hayran, özverili, hevesli, bağımlı, ironiyle işi olmayan, gizlisi saklısı bulunmayan kadınlara bayılır. Annem tecrübesizdi, çocuksuydu, çocuksu olmayı tercih etmişti. Annem yetişkin olmayı tercih etseydi gerçeklerle yüzleşmeyi başaramazdı." Aylardır kendisine düzülen övgülere maruz kaldığım Vigdis Hjorth kitabı Miras'ı sonunda okudum. Övgülerin hepsi haklıymış, hatta bence az bile söylemişsiniz. Çırılçıplak bir kitap, çırılçıplak. Bir büyük sırrı senelerce taşımış bir ailenin yüzleşmesinin - yahut yüzleşmeye zorlanmasının- öyküsünü okuyoruz. Açıkçası çok sert, çok derine nüfuz eden uzun bir terapi seansından çıkmış gibi hissediyorum kendimi. Babam bir yazısında şöyle yazmıştı: "Suçun fail tarafından inkârı, bazı durumlarda suçun kendisinden bile daha yaralayıcı olabilir; failin yanı sıra suça tanıklık edenlerin de inkâra yönelmeleri durumunda ise sonucun bu tarzda tecelli etmesi neredeyse mukadderdir. Böyle bir inkârla karşılaşan her mağdur, bütün enerjisini “inkâr”ın “ikrar”a dönüşmesi yolunda harcar." - kitabı okurken aklımda hep babamın cümleleri döndü durdu. "Çektiğim acının bir hastalık olmadığını duymaya ihtiyacım vardı" diyor anlatıcı. Tam da bu. Kitapta babalarının ölümünün ardından bir miras meselesi nedeniyle bir araya gelen kardeşlerin öyküsünü okuyoruz, insan ilk başta kitabın adının buradan geldiğini düşünüyor ama bence yazar başka bir mirastan bahsediyor: çocukluktan bize miras kalan travmalarımızdan. Belirtmek isterim ki şayet çocukluğunuza dair yüzleşemediğiniz, yüzleşmenize izin verilmemiş, ebeveynlerinizin bitmek bilmez bir çabayla inkar ettiği travmalarınız varsa bu kitap çok tetikleyici, can acıtıcı olabilir, siz de kendinizi çırılçıplak hissedebilirsiniz. Çok canım yandı, çok hissettim, çok kızdım, çok şefkat duydum. İskandinav edebiyatının kendine has sessiz gücünü iliklerimde hissettim, tam anlamıyla "çığlık çığlığa susan" bir metin okudum. Ebeveynlerimiz tarafından "görülmemenin" bizde açtığı yaraları, kapanamayan hesapların yakıcı izlerini müthiş bir şekilde anlatmış Hjorth. Bu kitabı herkes okusun çok, çok, çok isterim.
Ş.     ÇD
Kitapkurdu
"İnsan ailesini seçemez ama hikayesini anlatmayı seçebilir." Yazar kendi hayatından esinlendiğini söylediği için zamanında çok ses getirmiş ve birçok ödül almış bir kitap. Ölüm ve miras meselesi gibi başlarken Bergljot'un saramadığı yaraları, babasının istismarına susan anne ve kardeşleriyle hesaplaşmaları ile devam ediyor. Böyle bir konu ancak bu kadar yalın bir dille, okuyucuyu irrite etmeden ve ajite etmeden işlenebilir. Tetikleyici olmakla birlikte gayet akıcı okunabilir de bir kitap. Metin geçişlerinde Freud ve Jung'dan alıntılar, Bosna Savaşı ve Filistin meselesi, roman, film örnekleri var. Bunlar da metni çok zenginleştirmiş. "...ve şöyle düşündüm: Artık evden taşınmak zorundayım! Hemen sonra da şöyle düşündüm: Ama yapamam, daha beş yaşındayım." İyi okumalar :)
SE-HOscale
Hezarfen
“... bir kapı yoktu, kendi içimde kilitli kalmıştım ben.” “Dünya bu yüzden batıyor işte, çünkü insanlar fikirlerini söylemiyor, dürüst davranmıyor, kimsenin keyfi kaçmasın diye yapmacık tavırlar takınıyorlar.” “İçinizden birinizin kalkıp da nedir senin meselen diye asla sormaması içimi çok acıttı ve acıtıyor.” Anne ve babanın sahip oldukları iki kulübeyi, dört kardeşten sadece ikisine miras bırakması ile başlayan hikaye, yaşanması, ifade edilmesi, paylaşılmasının zorluğunun yanı sıra, ikna etmesi ve inandırması çok daha zor olan, travma hikayesini anlatıyor arka planda. Bence okuyucuya da, tam olarak, imkansızlık ve sıkışmışlık duygusunu aktarıyor. Akıcı bir dille yazılmış. Çevirisi güzel. Sıkılmadan okudum. Tavsiye ederim.
Saadet Sena Öztürk
Bilge
insanı ve havası gibi edebiyatı da soğuk kuzey avrupa'nın. ama içerik gerçekten etkileyici. ana karakter gibi gerilip stres olup hayal kırıklığına uğrayıp üzülmek çok olası. kardeşler arasında dışlanmış hissetmek, sürekli kendini tetikte bekletmek ve hatalar üzerine bir hayat inşa etmek belki başkaları için daha kolay empati kurulan temalar olabilir. ben empati kuramasam da yazarın anlatmak istediklerini anlayabildiğimi düşünüyorum. sadece akışta başlangıç çok yavaş ve açıkçası benim için sıkıcı ilerlemişti ama devamı bence güzel gidiyor.
selinanter
Hezarfen
Miras, ilk bakışta babalarının ölümünün ardından miras meselesi nedeniyle bir araya gelen kardeşlerin hikayesini anlatıyor gibi görünse de bana göre asıl meselesi çocukluktan bugüne taşınan görünmez miraslar. Vigdis Hjorth, ebeveynlerin inkar ettiği, konuşulmayan ve yüzleşilmesine izin verilmeyen travmaların yalnızca geçmişte kalmadığını; yetişkinlikte de aile ilişkilerini ve insanın kendisiyle kurduğu bağı şekillendirmeye devam ettiğini gösteriyor. Bu yüzden romanın ağırlığı miras kavgasından değil, yıllarca taşınan o kocaman sessizlikten geliyor. Bu ağırlık, tekrar eden anlatım biçiminde de hissediliyor. Bergljot'nun çıkamadığı zihinsel döngü, okuru da aynı çıkmazın içine çekiyor. Bunun bilinçli bir anlatım tercihi olduğu açıkça görülse de benim için oldukça yorucu bir okuma deneyimi sundu. Yine de anlattığı meselenin ağırlığı ve bunu ele alış biçimiyle güçlü bulduğum bir roman oldu.
whayy
Bilge
kitabın başında ve anlatımında insanı kendisine çeken ve kendinden izler bulacağın ya da anlayacağın bir üslup mevcut. kendini ailesinden soyutlayan ve istismara uğrayan kişinin sancılarını güzel bir şekilde ele almış. ancak kitabın sonunun bu kadar söyleme rağmen elektra sendromunu savunarak bitmesi ve istismarı bir nevi savunması durumu çok kötüydü. kitabın başında istismara alkol etkisinde iken maruz kaldığını ve babasının hatırlamadığını düşündüğünü söylüyor ancak sonra bu istismarın farklı zaman ve mekanlarda sarhoş olmadan olması durumu dehşet vericiydi.
İrem Altuntaş
Kaşif
Yazarın bir diğer kitabı olan , Annem öldü mü beni duygusal olarak çok içine çekememişti. Fakat bu kitabı ilk sayfalarından itibaren beni çok etkiledi. Anlatım tarzı da hikayeyi daha etkili bir hale getirmiş.
Sibel Şentürk
Bilge
Acaba eser çok mu abartılıyor diye düşünmüştüm ama öyle olmadığını okuyunca anladım. Basit bir konu gibi görünen miras, bak, oralarda da böyle şeyler, tıpkı bizim memlekette olanlar gibi, oluyormuş derken, işin rengi değişiyor ve altından bambaska bir şey çıkıyor: ensest ilişki. Karakterin duygularını anlamlandırmaya, kendine guveninin yeniden gelmesini sağlamaya çalışması kısacası hayata tutunma çabası üzüyor.
büyülü dünya
Övüldüğü kadar etkilenmedim
ESMA KARA
Kitapkurdu
Miras Bergljot ailede ki travma mağdurudur. Kitapta zaman eski ve yeni şeklinde ilerliyor, ilk başlarda kitaba odaklanamıyor gibi olabilirsiniz ama sonra kitabı bırakamıyorsunuz.Bergljot ailesiyle olan iletişimi uzun zamandır kesmis çok az haberleşiyor.Annesiyle ve babasıyla bağlarını koparmış,sonra miras konusu girince geçmişte yaşanılan olayların Bergljot çok zara aldığı için kardeşlerine ve yakın çevresine açıklıyor.Bu anlatıkları onun için kolay olmuyorKlaraanlattığında içinde ki hislerini söyle söylüyor;sarhoş olana kadar içebileceğimiz karanlık kafeler bulunduğu için minnettardım,her şey karanlık heran aydınlık olsaydı karanlığı içimizde taşımak zorunda kalırdıkbu da yanılmaz olurdu. Bergljot,kendini bir bağımlılıkla aydınlanmış hissediyor.Kitap kısabahsedilecek bir konusu yok. Mağdurun dilinden yaşadıklarını anlıyoruz ama hepsinde doğru mu?Ailesi ne kadar haklı?Otobiyografi kitabıdır.Kitap psikoloji türündedir, bazı kısımlarda zorlanabilirsiz.Keyifli okumalar
Nymphaea Aurora
Üstat
Kitapta aile içindeki sırlar ve travmalar etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Okuması zaman zaman sarsıcı olsa da karakterlerin yaşadığı duygular okuyucuya güçlü bir şekilde geçiyor.
risussardinicus
Kaşif
son derece güzel bir çalışma
tugbalear
Üstat
Konu miras olmamasına rağmen kitabın isminin Miras olması oldukça ironik geldi. Çok çarpıcı ve gerçekçi bir anlatı. Umarım otobiyografik değildir.
Hwactlkya
Üstat
Bir ailenin en büyük mirası, bazen birbirine bıraktığı sessizlikler, inkarlar ve acılardır... Miras, aile içi güç savaşlarını, halı altına süpürülen geçmişi ve bir insanın kendi doğrusuna sahip çıkma çabasını çok vurucu bir dille ele alıyor. Okurken her sayfada empati sınırlarınızın zorlandığını hissediyorsunuz. Kelimelerin gücünü ve insan psikolojisinin kırılganlığını bu denli şeffaf sunan çok az kitap vardır. Etkileyici, hüzünlü ve kesinlikle iz bırakan bir okuma deneyimi oldu.
1ülkü
Kaşif
geçmişle hesaplaşma ve aile bağları üstüne güzel bir kitap
scd_hsn
Kaşif
insan ailesini seçemez ama hikayesini anlatmayı seçebilir, ben okurken çok etkilendim
SihirliFlut
Hezarfen
Miras’ı okurken en çok hissettiğim şey rahatsızlık oldu. Ama kötü anlamda değil; daha çok insanın içini kurcalayan, susturulmuş şeyleri yüzeye çıkaran bir rahatsızlık. Vigdis Hjorth öyle bir anlatım kurmuş ki, olaylardan çok karakterin zihninin içinde dolaşıyorsun. Bu da kitabı yer yer ağırlaştırsa da bence asıl gücünü buradan alıyor. Aile meselesi zaten başlı başına karmaşık bir konu ama burada sadece bir miras kavgası yok. Daha derinde, geçmişle hesaplaşma, inkâr, bastırma ve “gerçek” dediğimiz şeyin ne kadar kişisel olduğu üzerine bir hikâye var. Kimin haklı olduğuna kesin bir şekilde karar veremiyorsun ve bu belirsizlik kitabın en çarpıcı tarafı bence. Okurken sık sık “Acaba diğerleri mi doğru söylüyor, yoksa anlatıcı mı?” diye düşündüm. Anlatım dili sade ama tekrarlar dikkat çekiyor. Aynı düşüncelerin dönüp dolaşıp yeniden gelmesi bazen yorucu olsa da, karakterin zihinsel sıkışmışlığını hissettirmek açısından bilinçli bir tercih gibi duruyor.
Burcu Akpınar
Üstat
Aile bağlarının karmaşıklığını ve geçmişle yüzleşmenin kaçınılmaz ağırlığını çarpıcı bir içtenlikle ele alan Miras, okuru duygusal olarak sarsan ve düşündüren bir anlatı sunuyor. Vigdis Hjorth, karakterlerin iç dünyasını derinlemesine işlerken, bastırılmış travmaların ve suskunlukların hayat üzerindeki etkisini güçlü bir dille ortaya koyuyor. Gerçekçilik dozu yüksek bu eser, aile içi ilişkileri ve bireysel hakikat arayışını sorgulamak isteyenler için etkileyici bir okuma deneyimi sağlıyor.
arjinvarol
Aile ile ilgili çok şey anlatıyor ama biraz sıkıcı geldi bana.
Sündüz Yüksel
Kitapkurdu
çok zorlandım sevemedim akıcı değildi