“Öteki” Modernleşme & İstanbul'da Gündelik Hayat, Toplumsal Cinsiyet ve Marjinalitenin Sınırları (1830-1930)
“Öteki” Modernleşme & İstanbul'da Gündelik Hayat, Toplumsal Cinsiyet ve Marjinalitenin Sınırları (1830-1930)

Kitapyurdu Fiyatı: 357,50TL

Ürüne Git
2Yorum
Öğretmen Kemal
Kitapkurdu
Akademik bir içeriği var. Konuyla ilgili olanların alması tavsiyedir.
Kamil Yıldırım
Kitapkurdu
Kitabın giriş kısmını okuyorum. Öncelikle yazar, entelektüel özentisi bir dil kullanmaya, dolayısıyla entelektüel seviyesi yüksek bir yazar görüntüsü vermeye çalışıyor. İncir çekirdeğini doldurmayacak argümanıyla, son 30-40 yılda artık iyice kanıksamış olduğumuz restorasyoncu bir siyasal konumun klişelerini yineleyip duruyor. Bir paragrafta sade bir dille anlatılabilecek meramını, bir kısmı manasız, süslü ifadelerle uzattıkça uzatıyor. Sonuçta, belki istemeden muhafazkâr bir siyasal konumu yeniden ihya ediyor. Her devrimci hamle kaçınılmaz olarak geçmişten kopuştur. Bu kopuşu hazırlayan ve sağlayan şartlar geçmişin içindedir elbette. Her devrimci hamle geçmişin inkarıdır. Devamlılıkta bir kırılmadır. Bundan dolayı devrimci siyasal tavrı kınamak muhafazkarlığa kapı açar. Restorasyoncu anlayış tam da budur. Cumhuriyet Tanzimatla başlayan hareketin siyasal zirvesidir. Ancak ona indiregenemez.
Kamil Yıldırım
Kamil Yıldırım 30 Ekim 2021
Yazar, devrin gazete ve dergilerinden konusuyla ilgili önemli bilgiler veriyor. Gelgelelim, teorik konumu sorunlu. Osmanlı Türk  modernleşmesini "militarist modernleşme" olarak görüyor. "Militer" olan ile "militarist" olanı birbirine karıştırıyor. Modernleşme, bütün batılı-olmayan toplumlarda, tanımı itibarıyla, dışsal bir rekabet, ya da siyasal-varoluşsal kaygulardan kaynaklanıyor. Bir toplumun içsel talebi olarak gelişmiyor. Bu bakımdan askeriyenin merkezi bir önem kazanması anlaşılabiliyor. Modernleşme, toplumun bireylerinin görgülerini, tavırlarını, tarzlarını değiştirme arzusundan kaynaklanmıyor yani. Militarizm, bir toplumun askeri-fetihçi hedefler doğrultusunda askeri şemaya göre örgütlenmesi, askeri pratik ve söylemlerin toplumun günlük yaşamını kat etmesi gibi anlamlara geliyor.  Yazar, son yıllarda liberal cemaat tarafından seslendirilen bu ve benzeri salt ideolojik kavramları teorik analizinin merkezine yerleştirmekle baştan yanlış yapıyor.