Amerika’nın kuzey Irak Kürt’leriyle 1950’li yıllardan bu yana zaman zaman direkt, zaman zaman da dolaylı yollardan ilişkiler kurduğunu biliyorduk, bununla beraber detayları resmi görüşme tutanaklarının da içinde olduğu belgelerden öğrenmek bu kitapla mümkün. Özellikle Körfez savaşı esnasında gelişen olayları bu takip etmek için kitabı okumakta fayda var. Ancak; Bu kitabın bana öğrettiği şey şudur: ‘’Amerika ve İsrail’in 1940’lı, 50’ li yıllardan beri sürdürdüğü ortamı hazırlama çalışmaları, onlara istediğini yapma serbestisi tanırken, bugün Kuzey Irak’ta oldu-bittilerle karşılaşan Türkiye’ nin bölgeye ilgi göstermekte geç kaldığı''dır.
Kitabın sonlarına doğru ‘’ABD Kürt devleti kurulmasını istiyor mu?’’ sorusuna bağlanarak yapılan değerlendirme de oldukça güzel. Bu değerlendirmenin sonucunda ulaşılan neticeye katılmasam da şu tesbit çok doğru: Türkiye’nin ‘’Kürt devletini istememesinin sebebi’’, sadece kendi topraklarında yaşayan kürt kökenli halkın aynı şeyi isteyeceği korkusu değildir. Kürt devleti kurulduğu takdirde; ABD, Arap Dünyasının gözünde bir Arap devletini parçalamış olacak, bu da bölgedeki radikal İslami akımları güçlendirecektir. Ayrıca böyle bir durumda İran, Suriye ve Irak’ta ki şii ağırlıklı diğer grupların nasıl bir tavır takınacağı belirsizdir. Bölgenin istiksizrarlaşması sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya ağır yük getirecektir.
Bizim bunu tüm dünyaya ama önce kendi halkımıza anlatmamız lazım..