“Yeşilin Kızı Anne” in üçüncü kitabı “Ada”yı sizinle kısaca paylaşmak istiyorum bu kez. Şu an için bu serinin son kitabı.
Kahraman(lar)ımız artık büyüdüler ve gençlik dönemindeler. Üniversite öğrenimleri için kasabalarından ayrıldıklarında yeni bir hayatın ve deneyimin içinde buluyorlar kendilerini. Serinin bu kitabında da hayatın gerçeklikleri kahraman(lar)ımızın doğal olarak peşini bırakmaz. Çok sevdikleri arkadaşların ölümü, kimilerinin aşkları, düğünler, doğan çocuklar, küçüklerin büyümesi, büyüklerin yaşlanmaları, hayatlarına giren yeni arkadaşlar… “Ah, insanların büyümek, evlenmek ve değişmek zorunda kalmaları ne korkunç! (s.202)”
Sonuçta ilk kitapla başlayan isminin sonunda “E” bulunan Anne’in serüvenini okumanızı öneririm. Üç kitaptan oluşan serinin sonunda umutlarını ve hayallerini yitirmeyen bir genç kızın öyküsünü okumuş olacaksınız. Bu sizin de hayata bakışınıza bir anlam katacak. İlkin tuhaf karşılanan, sonraları kucaklanan ve başarılarıyla gurur duyulan bir çocuğun yaşamına dair satır aralarında hepimiz için çıkarılacak dersleri olan bir roman diyebilirim.
İyi okumalar.
İnsan, hayattaki böyle basit şeyleri fark etmek için zaman bulmalı.
Anne'in macerası üniversite yıllarında devam ediyor. Sanırım bu, serideki en sevdiğim ikinci kitap olabilir. PEI'deki Avonlea'dan ayrılıp Nova Scotia'daki Redmond Koleji'ne dört yıllığına gittiğinde, eski arkadaşlarıyla görüşmeye devam ederken yeni arkadaşlar edinir, yazma becerilerini daha derinlemesine keşfeder ve hatta birkaç evlilik teklifi alır. Bu kitapta Anne, Redmond'a gidiyor ve üniversite öğrencisi oluyor.
Serinin bu bölümünde, büyümenin getirdiği hüzünleri yakalarken, Anne kitaplarını bu kadar özel kılan tüm büyüyü de koruyor. Aslında bu serinin tamamını da özel kılan şey Anne’nin günümüz genç okurları için iyi bir rol model olabileceği. Fakat serinin sadece bu kitabını düşündüğüm zaman aklıma ilk gelen şey, kedi… Okumasını size bırakmak adına merak uyandıracak birkaç detay vermekle yetiniyorum. Okuyanlar bilir, okuyacak olanlar dikkat kesileceklerdir. Birkaç üzücü olay olsa da, hikaye oldukça merak uyandıran bir şekilde anlatılmış ve sonu şimdiye kadar serinin en beğendiğim sonuydu.
Anne serisindeki karakterleri gerçekten sevdim. Ve onların günlük hayatlarını okumaktan keyif alıyorum. Bu anlamda da sıkılmadığım bir seri diyebilirim. Anne nerede yaşarsa yaşasın neşe bulmaya devam ediyor. Her mevsim başka bahar, onun için. Bu kitapta onunla ve yaşadığı şeylerle daha çok özdeşleşebiliyoruz. Fakat her şey ve herkes onu seviyor, etkileşim kurduğu her erkek ona evlenme teklif ediyor, herkes onunla arkadaş olmak istiyor, herkesin gözdesi, üniversitenin en iyisi, yetenekli bir yazar, şeklindeki düşündüğüm bazı kısımların abartılı kısımlar olduğunu itiraf etmeliyim. Her şeyin kusursuzluğundan da bazı bölümlerde biraz sıkılmış olabilirim. Bay Harrison ve Anne'in, hikaye yazma konusundaki ilk başarısızlığını tartışmalarında ise gülümseten diyaloglar oldu. Verilen güzel sonla da doğallığı tekrar yakalayıp, seriye devam etme hissini de perçinledi. Anne Shirley'nin genç bir hanıma dönüşmesini okumak çok hoştu. Kitabın havası, umut dolu ilerleyişi, heyecan verici ortam değişiklikleri ve dostlukları diğer kitaplar gibi samimiydi. Her zaman söylediğim gibi şimdiye kadar okuduğum klasikler arasında okuması en kolay olanlardan biri. O kadar sevimli ve neşeli bir seri ki… Okumak için ertelenmemeli!
Sonunda büyüyüp genç kız olan Anne artık 18 yaşındadır. Tanıdık bir isimle birlikte Redmond’da üniversiteye başlar. Bu onun en büyük arzularından biri olsa da Avonlea’yı özlemekten kendini alamaz ve oradan ayrılmakta ne kadar zorlansa da bir yandan da yeni yaşam koşullarına hızlıca uyum sağlayıp alışacağından emindir. Marilla başta olmak üzere geride bıraktığı arkadaşları ve özellikle ikizler hakkında çokça endişe sahibidir. Yine de tatillerde onların yanına dönebileceği bir ailesi olduğu için kendini şanslı sayar. Sevgi ve heyecan içerisinde kendisini bekleyen insanların olması ona yaşayabileceği bütün maceralardan daha önemli görünür. Arkadaşları sırayla nişanlanırken, o, bu gibi konulara kafa yoramayacak kadar meşguldür. Aldığı birçok evlenme teklifine rağmen kimseye kapılmayan ve mantıklı davranmaya çalışan Anne’ye o sırada kalbinin başka sürprizleri vardır. Yeşeren yeni duygularına bir anlam bulmaya çalışırken kendisinin de yeni ve bilmediği yönleriyle karşılaşır. Geçmişinden izler bulur ve saklayabileceği hatıralara kavuştuğu için çok mutludur. Öte yandan yakınlarını kaybetmenin acısını bir kez daha tadar ve içindeki burukluğu hayatın neşeli yönlerini görmeye çalışarak atlatır. Genel olarak bakıldığında Anne için bu kitapta yaşanan her şey “yeni”. Kendisi ve duygularıyla yeni baştan tanışır. Okuyucu, kendisini, kahramanımızın yaptığı seçimlere şaşırmayıp “İşte bu tam Anne’nin yapabileceği bir şey.” derken bulabilir. İçimizden biri olmaması imkansız.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin yine bir çırpıda okunup nasıl bitiverdi anlamadığım 3.kitabı. Bu kitapta Anne'nin üniversite yıllarını okuyoruz. Avonlea'dan ayrılan Anne bu duruma üzülse de her zamanki gibi yine başının çaresine bakmayı becerir ve etrafına müthiş uyum sağlayarak her anın tadını çıkarmayı başarır. Kitabın sonunda ise beklediğimiz o sahne nihayet gerçekleşiyor ve Anne ile Gilbert sözleniyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Parıldayan Sular Göleti, Huş Ağacı Patikası, Mor Vadisi, eşsiz doğal güzellikleri, büyüleyici manzarasıyla bir zamanlar hayallerine ev sahipliği yapan Green Gables'dan üniversite eğitimi için ayrılma vakti gelen romantik kahramanımız Anne için yeni bir dönem başlamaktadır. Redmond Üniversitesinde yepyeni heyecanlar, güzel dostluklar kurar. Unutulmaz anıların biriktirildiği, tatlı maceraların konuşulduğu Patty'nin Yeri Anne için sıcak bir yuvaya dönüşmüştür. Hayallerindekine hiç benzemeyen birkaç evlenme teklifi alan Anne hepsini reddetmiştir. İlk başta Gilbert'ın teklifini de kabul etmeyip ondan uzak kalmanın kalp sızısını taşıyan duygusal kahramanımız için kabullenmesi zor olsa da kalbinin sesini dinleyerek aşk diyarının umutlu kraliçesi olması ve buna Gilbert'la "Mutluluğumuzun doğum günü" demeleriyle mutlu sonla biten bu hikaye birçok hayal, hüzün, neşe, duygu, en önemlisi umut barındırıyor.