Afgan Türkistanı'nda Rus-İngiliz Rekabeti / Afgan Sınır Komisyonu'ndan Mektuplar
Afgan Türkistanı'nda Rus-İngiliz Rekabeti / Afgan Sınır Komisyonu'ndan Mektuplar

Kitapyurdu Fiyatı: 300,81TL

Ürüne Git
7Yorum
Neslihan Ünsal
Kitapkurdu
14.07.2025
Yate'in Satır Aralarında Afganistan Türkistanı
Charles Edward Yate’in Afgan Türkistanı’nda Rus-İngiliz Rekabeti adlı kitabı, ilk bakışta tarih ya da siyaset bilimiyle profesyonel olarak ilgilenenlere hitap ediyor gibi görünse de, aslında dikkatli bir okurun elinde zamanlar ötesine seslenen çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Kitap, 1880’lerde Rusya ve İngiltere’nin Orta Asya üzerindeki nüfuz mücadelesi sırasında görev yapan Yate’in sınır komisyonu sürecinde yazdığı mektuplardan oluşuyor. Ama bu mektuplar kuru ve resmî değil; tam tersine hem gözlem gücü yüksek hem de neredeyse edebi bir anlatımla örülmüş. Yate, Afganistan’ın kuzeyinden, Türkistan sınırındaki dağlardan, ovalardan ve insanlardan söz ederken, sadece harita çizen bir görevli değil, bulunduğu coğrafyayı anlamaya çalışan bir anlatıcı gibi davranıyor. Yerel halkların yaşamları, aşiret ilişkileri, kıtlık ve yoksullukla başa çıkma biçimleri, hatta yolculuklardaki küçük detaylar bile mektuplarda yer buluyor. Bazen bir tabiat tasviriyle, bazen bir köyde yaşadığı küçük bir olayla insanı tarihin soğuk yüzünden çıkarıp hayatın içinden bir kesite götürüyor. Bu kitap sadece tarihi olayları öğrenmek için değil, aynı zamanda geçmişte bir insanın gözünden bugünün sınırlarının nasıl şekillendiğini anlamak için de okunabilir. “Büyük Oyun” denen emperyal rekabetin, haritada ince bir çizgiyle bitmediği; kültürlere, halklara ve hayatlara nasıl dokunduğu edebi bir dille anlatılmış. Meraklısı için yavaş okunması gereken ama çok şey anlatan bir kitap. Resul Şahsi'nin çevirisi de kitabın okunma zevkini yükselten bir diğer etken.
zafer saraç
Hezarfen
25.05.2026
Afgan Türkistanı'nda Bir İngiliz
Milletlerin dünya sahnesindeki rekabetleri hiç bitmez. Coğrafi keşiflerle başlayan sömürgecilik yarışı sonrası dünyayı paylaşamayan emperyalistler gözlerine kestirdikleri coğrafyalara tüm güçleriyle yüklenirler. Altın yumurtlayan kaz gözüyle baktıkları ülkeleri üzerinde tüy kalmamış kazlara çeviren sözde hümanist Batılılara onlardan olduğunu iddia eden Rusya’da katılır. Rusya’nın ilk ve kolay hedefi Türkistan’ın önünde üzerinde güneş batmayan bir sömürge imparatorluğu kurarak Hindistan’ı mesken tutan İngiltere vardır. İngiltere ve Rusya’nın Asya’daki temas noktası ise Afgan Türkistanı’dır. Türkistan üzerinde iki emperyalist devletin karşılaşmasında ilk aşamada çatışma zuhur etmez. Sun-Tzu’nun prensibi gereği savaşmadan kazanmanın peşinde olan Rusya ve İngiltere emperyal planlarına diplomasi yoluyla ulaşmayı hesap ederler. Zira büyük coğrafyaları kısıtlı askerle kontrol etmek zorunda olan İngiltere de bazı bölgelerde taşeron kullanmayı uygun görür. En nihayetinde diplomasi yoluyla kendilerinin olmayan toprak üzerinde sınır çizmek isteyen iki sömürgeci güç antlaşma masasına oturur. Her antlaşmanın temiz bir masası olduğu gibi çileli de bir sahası vardır. İşte sahaya çıkan subaylardan birisi Charles Edward Yate Rus-İngiliz subaylarından oluşan Afgan Sınır Komisyonu’nda görev yapar. 1885’ten itibaren yaklaşık iki yıllık görev süresince ülkesine izlenimlerini mektup şeklinde yollar. İlk aşamada yazılanların mektup olması akla gayri resmi bir üslubu getirebilir. Ama işin aslı mektuplar ciddi ve resmi özelliğe sahip rapor şeklinde kaleme alınır. Yate’nin sınır tespit komisyonun İngiliz tarafının başındaki isim West Ridegeway’in yardımcısı olması olayın birinci elden anlatımını olanaklı kılar. Yate her şeyden önce bölge konusunda zengin donanımıyla öne çıkar. Kitapta hayatına dair detaylı bir özgeçmiş olmamasına karşın yazdıklarından diplomatik ve askeri yetenekleri anlaşılır. Ama buna karşın Türkçe bilmemesi handikaptır. Yate yorumlarını dile getirirken yüksek gözlem gücünü sürekli kullanır. Her ne kadar anlattığı olayın ana teması sınır tespiti olsa da çoğu zaman merkezden uzaklaşarak yorumunu farklı konular üzerine de görüş bildirir. Bu açıdan eseri seyahatname özellikleri gösterir. Misal karşılaşılan sosyal konular ve gündelik yaşama ilişkin anlatılar ihmal edilmez. Rusların ve İngilizlerin tabiiyetindeki insan gruplarına ilişkin değerlendirmeler ise çok detaylıdır. Misal Rus Kozakları nerdeyse her şeyleriyle tanıtılır. Yazarın asker olması anlatısının şekillenmesine en etkili amildir denilebilir. Zira coğrafi bilgisi her satırda kendisini gösterir. Topoğrafik bilgisi ile komisyonda ne denli etkili olduğu anlaşılır. Zaten Yate, arkadaşlarıyla sınırı belirleyen taşları yerleştirirken sık sık coğrafi bilgilendirme yapar. Bakış açısını İngilizlerin avantajlarına ve dezavantajlarına odaklayan Yate güçlü anlatımıyla öngörülerini okuruyla paylaşır. Bölgedeki aşiret, boy ve halkların İngilizlere karşı tutumunun ne olduğu sık sık belirtilir. Yine bölgede Afganların eliyle Ruslara karşı bir cephe kurma fikriyle hareket eden İngilizlerin Afganlarla olan ilişkisine geniş yer ayrılır. İngilizlerle Afganların arasının iyi olduğu fikrini vermek isteyen bunu açıkça belirten Yate, bazen karşılaştıkları olumsuzlukları da ifade etmekten geri durmaz. Yani dikkatle bakılırsa Afganların İngilizlerden rahatsızlığı zımnen de olsa Yate’nin yazdıklarının alt metninde kendisini gösterir. Yate her ne kadar İngiliz tarafını anlatsa da Rus tarafının başarılı faaliyetlerinin altını özellikle çizer. Bu yaklaşım denenmiş uygulamaların yansıtılması açısından İngiliz tarafına örnek gösterme çabası şeklinde ele alınabilir. Zira sömürü prensiplerinin uygulayıcıdan bağımsız bir halde esasta uyuştuğu bilinir. Bununla birlikte askeri bilgiler istihbarat dökümü şeklinde anlatılır. Bu bilgilerden yola çıkarak Rusların zaaflarını bile tespit etmek mümkündür. Rusların zaafları İngilizlerin işini kolaylaştırması muhtemel etmenler üzerinden sunulduğundan Yate’nin pragmatik hedefleri yer yer açığa çıkar. Yate, Afganistan’ın yerli unsurlarına askerce bir bakış atarak sosyal yapının röntgenini çeker. Bu açıkçası coğrafyadaki demografik dağılımın en ince detaylarına kadar inildiğinin göstergesidir. Anlatanın istihbaratçı kapasitesi hesap edildiğinde, mektupların normal seyahatname statüsünden çıkması normal karşılanabilir. Bir asker için zinde bir idman sayılan avın sürekli yapılması, bölge yerlilerinin savaş esnasındaki yaklaşımlarını çözümleme çabası olarak yorumlanabilir. Her etnik grubun İngilizlere karşı sosyal tepkisi ölçülürken askeri kapasite de dikkatten kaçırılmaz. Anlatımın bölge tarihine güçlü değiniler içermesi Yate’nin Afganistan’ın geçmişine dair zengin bir okuma tecrübesini kanıtlar. Bazen kendisinden önce gezen seyyahları referans göstermesi onun donanımını vasatın üstüne çıkarır. Yazar sadece siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel yapı gibi bir raporun ana bölümlerini ele almakla kalmaz. Bazen mitolojik bir anlatım, menkıbe, efsane ya da dini inanışı bile satırlarına taşıyarak anlatısını çok boyutlu hale sokar. Bu yoğun anlatının içinde günlük yaşantı, karşılaşılan ilginç olaylar, sohbetler, iklimden ve yolculuktan kaynaklanan sorunlar da yer yer satırlar arasında kendisini gösterir. Anlatının bir mektup ya da yaşantı içeren bir günlük hüviyetine büründüğü bu kısımlar askeri bir raporun serencamından okurun uzaklaşmasına sebep olur. Bölge coğrafyasının eski-yeni yerleşim yerlerine ve etnik dağılımına dair birinci elden bilgiler içermesi eserin kaynak kıymetini arttırmaktadır. Özellikle Türkmen kabilelerin yerleşimi Türkistan’ın tarihine dair önemli bilgileri muhatabına kazandırmaktadır. Yine eserin ehil bir el tarafında tercüme edilmesi, okura ve araştırmacıya ilişkin kolaylıkların bu sayede okuma tecrübesine eklenmesini sağlayıp, Yate’nin yazdıklarını sıradan mektup olmaktan çıkarıp önemli bir kaynak yapar. Misal Afgan Türkistanı’nda bir boy ya da yer üzerine çalışma yürütenlerin Yate’nin notlarına bakmadan araştırmasını sonuçlandırması beklenmez. Sonuçta bir İngiliz subayının ülkesinden binlerce kilometre uzakta kar-kış ve soğuk-sıcak demeden yüksek görev bilinciyle hareket ederek yazdığı mektuplarından oluşan eser Türk okurunun ilgisine sunulmuştur. Aslında dikkat çekilmesi gereken konu buradan zuhur etmektedir. Soydaşlarımızın olduğu coğrafyayı emperyalistlerin eline düşmeden önce araştırmak Türk bilimine düşer. Ama bu konuda geride kalmamız bir İngiliz’in bakış açısına göre ata toprağımızı tanıma talihsizliğine duçar olmamıza neden olur. Buna rağmen eserin tercüme edilmesi en önemli teselli konumuna yükselir. Zira bu tarz eserlerin literatürde artması her türlü takdire şayandır. Bu eserler arttıkça ata toprağımız okurumuz ve Türk insanı için daha çok manidar hale gelecektir.
İsmail
31.08.2023
Günümüz Afganistanını anlamak için bir parça geçmişini irdelemek lazım. Bu eser de tam bir başlangıç.
Şevket ŞEKER
05.03.2022
afganistan için önemli bir kitap
Mehmet Poyraz
Kitapkurdu
22.01.2022
Bölgede günümüze kadar sirayet eden meselelerin kökenini öğrenme adına faydalı çalışmalardan biri olan bu kitap, çok derinlemesine bilgiler muhteva ettiğinden meraklılara ve araştırmacılara tavsiye ediyoruz. Kimi yerde hayrete düşeceğiniz kelimeler mutlaka olacaktır, buna emin ol. Ayrıca yayınevinin de tebrik etmek gerekiyor böylesi detay konuları gün yüzüne çıkardıkları için.
serendr
28.10.2021
Kitabı bir çırpıda okudum. Harika bir konu ve gerçekten gözden kaçmış bir kitap. Yüzlerce çok önemli bilgi kırıntısı var. Çevireni ve yayınlayanı tebrik ederim.
Yorgun Okuryazar
16.09.2021
Mesele çok eski ama Afganistan her dönem dünyanın odağında.