Balkanlar'da İsyan / Osmanli-İngiliz İlişkileri Kapsamında Bosna-Hersek ve Bulgaristan Ayaklanmaları (1875-1876) Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
Münevver Adıgüzel
24.05.2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Balkanlar'da İsyan- Mithat Aydın
Kıymetli okurlara kitap hakkındaki değerlendirmeyi sunmadan önce, kitabın yazarını tanıtmayı her zaman öncelikli olarak faydalı buluyorum. Mithat Aydın, 1970 yılında Elazığ'da doğdu. Lisans eğitimini Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin Tarih Kürsüsünde tamamladı. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi kürsüsünde devam ettiği akademik kariyerinde 1993-1996 yılları arasında Yüksek Lisans, 1996-2002 yılları arasında da Doktora derecelerini aldı. Günümüzde ise Pamukkale Üniversitesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü'nde Profesör unvanıyla görev yapmaktadır. Yazar, Osmanlı Tarihi, Balkan Tarihi ve Kent Tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Balkanlar'da İsyan adlı eserinin incelemesine gelindiğinde ise, Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyılda içerisinde bulunduğu kötü durum, dış dünyanın da etkisiyle, önce 1875’te Hersek ayaklanması ile daha da belirgin bir hal aldığı görülüyordu. Bunu takiben, 1876’da ise Hersek ayaklanmasının bir uzantısı olarak Bulgar isyanlarının yaşanması, Balkan krizinin ciddiyetinin kritik bir boyuta ulaşmasına neden oldu. Bu ayaklanma, Osmanlı merkez yönetimi tarafından güçlükle bastırılmıştı. Bu gelişme ile, Bulgar ve Rus kaynaklarına dayanan haberler kısa süre içerisinde İngiliz liberalleri tarafından siyasi propaganda aracı haline getirilerek Türklere karşı bir öfkenin oluşmasına ortam hazırladı. Buna karşın İngiliz hükümeti, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü politikasını devam ettirmek istemişse de yoğun kamuoyu baskılarına daha fazla direniş gösteremedi. Nihayetinde İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne karşı benimsediği bu politika gelenekselleşmekle birlikte Bulgar ayaklanmaları ve Osmanlı-Rus harbinin de katkılarıyla, Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin gelişiminde bir dönüm noktası oldu. Balkan krizinin önemli bir bölümünü oluşturan Bulgar ayaklanmaları, döneminin en önemli olaylarından biri olarak da kabul edilebilir. Eser içeriğinde konu genel hatlarıyla üç ana başlık altında ele alınmıştır. Kapsamı bakımından bütünleyici olmakla birlikte, bahsi geçen bölgenin Osmanlı hâkimiyeti öncesi ve süreci boyunca dönem hakkında derli toplu bilgiler vermektedir. Bu da okuyucular açısından konunun anlaşılmasına ve bölge hakkında genel bir bilginin oluşmasına olanak sağlamıştır.

Eserin I. ve II. bölümleri Bosna-Hersek ayaklanmasının kilometre taşlarını neden-sonuç ilişkisi içerisinde detaylı ve akıcı bir dille ifade edilmesi, konuyu bilgi karmaşasından uzaklaştırdığı görülüyor. Bunlara ilaveten eserde görsel ve harita materyallerine eserde yer verilmesi, okuyucu için bölgeyi coğrafi ve beşeri faktörler açısından zenginleştirmiştir. Eserin son bölümüne gelindiğinde ise Bulgar ayaklanmasının neticeleri ele alınmıştır. Ayrıca, I. ve II. bölümlerde aktarılan bilgilerin beraberinde, 1876’da gerçekleşen Bulgar ayaklanmasının neden ve sonuçlarının tam manasıyla bağlayıcı olduğu kanaatine varılmaktadır. Kaynak tahlili ve tasnifi son derece mahir bir şekilde yapılan eser, konuyu son derece sansasyonel hale getirmiştir. Eser içeriğinde araştırma eserlerin cömertçe kullanılması, çalışmanın iyi bir taramadan geçtiğini gösterse de, birinci el kaynakların sadece Osmanlı Arşivlerinden oluşması, - ancak yabancı literatüre de yer verilirse - eserin daha kapsamlı olacağını düşünüyorum. Bu nedenle eserin akademik çevreden ziyade, serbest okuyucu kitlesine de hitap ettiği söylenebilir. Ayrıca eserin pragmatik anlatımı olaylar arasında bağlantılar, yaşananlar karşısında diğer devletlerin gösterdiği reaksiyonlar da çok net bir şekilde aktarılmıştır. Esas itibariyle bölgede yaşananların, tesadüfi gelişmeler olmadığını tarihsel gelişimi ile başarılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu kitabı inceleme vesilesiyle, eser sahibi Mithat Aydın’a teşekkürlerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na. Böyle kıymetli çalışmaların artması dilekleriyle...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
zafer saraç
03.05.2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsyan İkliminde Balkanlar ve Osmanlı-İngiliz İlişkileri
Büyük coğrafyalar büyük isyanlara gebedirler. Bunun en iyi örneğini Osmanlı verir. Yaklaşık altı yüz yıllık ömründe yüzlerce isyan girişimine maruz kalan Devlet-i Aliye en muktedir olduğu dönemlerinde bile isyan ateşini söndürmekte güçlük çekmiştir. Hele imparatorluğun çaptan düşmeye başladığı 18. yüzyıl ve sonrasında ortaya çıkan isyan hareketleri Osmanlı’nın yıkılışına giden süreçleri tetiklerken, Düvel-i Muazzama emperyalist hedeflerle hasta adamı paylaşmak için sıraya girmiştir. Büyük devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine müdahalesi için iyi bir bahane olan isyanlar, planlı olarak otorite kaybının olduğu yerlerde çıkarılmışlardır. İsyanın kıvılcımını yakanlar, çıkan büyük ateşin karşısında ellerini ovuştururlarken, ortaya çıkması muhtemel yeni durumda hamilik ettikleri milletleri maşa olarak kullanarak kendi hisselerinin sınırlarını çizmeye yeltenmişlerdir. Osmanlı sınırları içinde bir coğrafya vardır ki, ismi isyanla eştir: Balkanlar…

19. yüzyılda adından çokça söz ettiren Balkanlar, çıkarılması olası isyanlar için fazlasıyla müsait çok uluslu yapısıyla adeta kaynayan bir kazanı andırır. İsyan ateşinin fokur fokur kaynadığı bu coğrafyada Osmanlı’nın lehine olan tek olgu paylaşımda çıkan anlaşmazlıklardır. Osmanlı, bölgede söz sahibi olduğunu öne süren onlarca millet ve devletin arasında ata toprağı için mücadele ederken; diplomasi ve siyasi tarih, ders verircesine kendisini gösterir. Bu nedenle Balkanlardaki her bir kırılma anının iyi incelenmesi şarttır. Akademisyen Mithat Aydın da Balkanları çalışmalarının merkezine alarak “Balkanlar’da İsyan” isimli eseriyle makûs kaderine direnen bu coğrafyayı Bosna-Hersek ve Bulgaristan ayaklanmalarından neşet eden Osmanlı-İngiliz ilişkileri kapsamında ele alır.

Tarih metodolojisinde hedefe alınan coğrafyanın tüm yönleriyle değerlendirilmesi şarttır. Bu nedenle Aydın eserine giriş yaparken genelden özele doğru bir yol izleyerek ilk aşamada bölgenin Türklerle ve Osmanlılarla ilişkisinin üzerinde durup, sonrasında eserin özel değinisi olan Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin tarihine yönelir. Balkanlar, Osmanlı ve İngiliz üçgeninin merkezine de son olarak Bosna Hersek ve Bulgaristan ayaklanmalarını oturtur. Aslında yazarın bu yaklaşımı büyük bir resim içerisinde siluetleri belli olan iki portreyi (Osmanlı-İngiltere) anlatmak gibidir. Birbirlerine konumları, duruşları sürekli değişen bu iki portre sahibinin cansız bir hatıra üzerindeki durumlarını analiz etmek ise geçmişin geleceğe ayna olması kabilinden değerlendirilebilir. Geçmişin anlattıklarından yola çıkan yazarın geleceğe verdiği bilgiler ise tarihin ders verici niteliğinin yazarın amacına hizmet etmesi şeklinde algılanabilir.

Geçmişte elçilerin uzun seyahatleri sonrası kısmen zayıf gelişen diplomasi, günümüze gelindiğinde her tarihi olayın arka planına muktedir bir şekilde yerleşen hâkim bir stratejiye dönüşür. Bu yüzden siyasi tarihte kendisine yer bulan her olayın uluslararası ilişkiler bağlamında da değerlendirilmesi önem arz eder. Bir savaşın kaybedeni kazanını olduğu gibi sonrasını masa başında yöneten bir güruhun ve olaylar ağının olduğu da vakidir. Bu minvalde Balkanlardaki krizin de diplomatik olarak çözümlenmesi muhatabına çok şey anlatır.

Öncelikle diplomasi, örtülü ya da açık yüzlerce temas noktasının, belgenin ve bilginin sistemli bir şekilde ortaya dökülmesiyle aşikâr kılınır. Devletlerarası ilişkilerin tam manasıyla anlaşılması yazışmaların şifrelerinin çözülmesiyle mümkün olur. Bu aşamada Aydın, ilk olarak devlet arşivlerinin yordamıyla ortaya çıkan görüngüyü çalışmalarına temel olarak yerleştirir. Temel üzerinde yükselen kısımda ise raporlar, soruşturmalar, diplomatik mektuplar, hatıralar, biyografik metinler, gazeteler vb. evraklar kullanılır. Son olarak ikincil kaynakların (günümüzde yazılanlar da dâhil olmak üzere) ışığında yorumlar yapılır. Kaynaklara dair bu işleyişin, eseri daha anlaşılır kılmakla birlikte Aydın’ın yorumlarını daha rafine hale getirdiğini söylemek gerekir.

Eser, giriş hariç üç bölümden oluşmakla birlikte ayrı kısımlarla Osmanlı-İngiliz ilişkileri bağlamında Bosna-Hersek ve Bulgaristan ayaklanmalarına mercek tutulur. Her iki isyan arasında önemli bir kırılma anı olan Berlin Memorandumu’na ise ayrıca bir bölüm eklenir. İngiltere’nin Berlin Memorandumu’na karşı tavrı ise devletlerin dostlarının olmadığını, menfaatlerinin olduğunu kanıtlar niteliktedir. Uluslararası ilişkilerin nasıl işlediğinin anlaşılabilmesi için bu kısım ayrı bir dikkati hak etmektedir. Alınan kararların, bozulan hükümlerin ve bir motor edasıyla işleyen diplomasinin etkili devlet adamlarının elinde nasıl üst düzey bir fonksiyon kazandığını görmek ibret vericidir. Bu kısımda ve eserin genelinde devletlerarası ilişkiler üzerinden diplomasinin ruhuna vakıf olmak mümkündür. Sonuçta, aktörlerin değişmesine rağmen, herhangi bir kazaya uğramaksızın, menfaat odaklı kazanımlar her devletin hedefidir.

Eserin üstün özelliklerinden birisi de pragmatik bir yöneliminin olmasıdır. Özellikle, dış politika konusunda ülke yararına faaliyet gözetenlere yönelik stratejik davranış şekillerine gönderme yapan bilgileri, geçmişteki olay ve karşılığında sergilenen tavır durumundan elde etmek mümkündür. Zira Balkanlar halen dünyanın gündemini belirleyen önemli bölgelerden birisidir. Üstelik bölgenin jeopolitik ehemmiyetine binaen geçmiştekine benzer politikaların üretildiğini görmek eserin ders verici nosyonunu ön plana çıkarmaktadır.

Sonuçta, Osmanlı Devleti’nin son yüzyılının bütün kaosu içerisinde dünyanın gündemine oturan önemli olayların birbiri ardınca geldiği bilinir. Bir zincirin halkaları gibi birbirinin peşi sıra iç içe geçmiş şekilde büyük bir devleti çöküşe götüren bu olayların her birine aynı ehemmiyetin verildiğini söylemek güçtür. Aslına bakılırsa derinlemesine tahlil edilmesi gereken her bir vaka kendisinden sonra gelen olayın daha beliğ bir hale gelmesini sağlamaktadır. Ayrıca en basitinden bir savaş, çatışma veya isyan olayının siyasi, sosyal, ekonomik ve diplomatik vb. yönlerinin de farklı eserler kapsamında ayrıntılı ele alınması gereklidir. Bahsedilen kitapta Bosna-Hersek ve Bulgaristan isyanlarının diplomatik yönü çok iyi şekilde tetkik edilmektedir. Üstelik ortaya çıkan tabloda İngiliz diplomasisinin kadim sırlarını da deşifre etmek mümkündür. Üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk sathında, kendisini dolaylı da olsa etkilemesi muhtemel her türlü tehdidi çok önceden gözeten İngiliz diplomasisinin basireti ve etkin olay yönetiminden her zaman ders çıkartabilmek mümkündür. Bu nedenle eserin hedef kitlesinde sadece konuya ilgili akademik sınıfın değil de diplomatlarımızın olabileceğini tahmin etmek güç değildir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Mehmet Poyraz
14.02.2022
Osmanlı Devleti’nin nasıl tuzağa düşürüldüğünün anlatıyor da diyebiliriz bu esere. Müellif çalışmasına Balkanlar’da Türk varlığından bahisle önce Hunları zikrederek girişmiş. Böylesi yapması, 4.yüzyıldan itibaren bölgede Türk’ün olduğunu anlatması, en azından Osmanlı’nın bölgede işgalci olduğu algısını tarumar etmiştir. Neredeyse bir asır, Rusya, İngiltere ve Fransa ile denge siyaseti yürüten Osmanlı’nın canhıraş şekilde var olma mücadelesi verdiğini de okumaktayız. Çalışma bizi “tek yönetici”nin hatası olduğu düşüncesinden uzaklaştırıp Batı’nın Osmanlıyı nasıl boğmaya giriştiğini anlatırken, esas çöküşün şifrelerini Balkanlar üzerinden okumaya yöneltmektedir. Bilirsiniz daha çok mesele Ortadoğu üzerinden anlatılmaya çalışılır. Eserin başlığına dönecek olursak, Hersek, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan’a Batı’nın müdahalesi deyim yerindeyse tane tane anlatılmış. Müellifi dili gayet akıcı ve okuru sıkmıyor. Okunası ve arşivlenesi bir eser ortaya çıkarılmıştır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir