......Üç gün boyunca ardı arkası kesilmeyen feryatlar başladı. Bu feryatlar okadar korkuçtu ki kapalı iki üç kapı ardından işitilebiliniyor ve işitenleri dehşete düşürüyordu.
.........Uuuuu, uuuu, uuu diye haykırıyor, inliyordu, önceleri bu ses yaşamak istiyorum şeklindeydi fakat kısa süre sonra kelimesiz hakırışlara dönüştü. Zaman kavramını unuttuğu bu üç gün, o görünmeyen , karşı konulmaz kuvvetin onu sokmaya çalıştığı o karanlık yere girmemek için debelenip durdu. Karşı koymak için harcadığı tüm çabalara rağmen dehşetli sona doğru heran yaklaşmakta olduğunu hissediyordu. .....Birdenbire bilinmeyen bir güç onu göğsünden , sonra böğründen itti. Nefesi daha çok kesildi ve o an deliğe yuvarlandı. Orada, deliğin dibinde bir aydınlık belirmişti o an. Bir süre sonra gerçek yönün anlaşılması gibi herşeyi anlayıverdi İvan İlyiç. Kendi kendine ''EVET GEREĞİ GİBİ YAŞAMADIM, GEREKENİ YAPMADIM AMA ZARARI YOK''........
Hayattaki gerçek değerleri ve mutlulukları ancak ölürken anlayabilen İvan İlyiç en azından bunları ölürken anlayabilmenin sakinliğini yaşadı. Acaba kaçımız gerçek değerlerimizi biliyoruz, sonuç hepimiz için aynı, başkasının başına gelen ölüm er geç hepimizin başına gelecek. Klasiklerin başında gelen bir eser, okuyun, okutun.