Bustos Domecq Vakayinameleri
Bustos Domecq Vakayinameleri

Kitapyurdu Fiyatı: 115,50TL

Ürüne Git
1Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
Bustos Domecq Vakayinameleri
Honorio Bustos Domecq ile birkaç ay evvel okuduğum Don Isidro Parodi’ye Altı Bilmece kitabıyla tanışmıştım. Gerçi söz konusu "yazar"ın yaratıcılarını iyi tanıdığım için, o kitabı ilk tanışma olarak nitelemek de doğru olmayabilir. Domecq, Arjantinli yazarlar Jorge Luis Borges ile Adolfo Bioy Casares'in yarattıkları bir hayalî yazar; beraber yazdıkları kitapları, dedelerinin isimlerini birleştirerek oluşturdukları uydurma bir isim olan Bustos Domecq adıyla imzalıyorlar. Okuduğum o ilk kitaba pek de bayılmamıştım, tuhaf şekilde ayrı ayrı bu kadar iyi yazan iki kişinin bir araya gelince yazdıkları şeyin daha zayıf olmasına şaşırmıştım hatta ama bu sefer okuduğum şeye bayıldım. Bu kitabı nasıl tanımlamalı emin değilim ama herhalde en doğru ifadeyle "koca bir şaka" diyebiliriz. Yazarımız Bustos Domecq, bu eserinde sanata ve edebiyata dair denemelerini sunuyor bize. Bu eserde artık Domecq'in dilinin iyice oturduğunu ve ne Borges'e ne Casares'e benzemediğini görmek mümkün. Kitapta tıpkı kendisi gibi tamamen hayal ürünü olan kimi yazarları, sanatçıları, mimarları, şairleri, aşçıları filan tanıtıyor Domecq. Hepsini büyük büyük sözcükler ve anlaşılması güç ifadelerle övüyor, neyi övdüğünü tam anlamasak da övdüğünü anlayabiliyoruz. Domecq'in ağzından bu ultramodernist sanatçılara bol kepçeden övgüler dağıtan Borges ve Casares aslında mevzubahis dönemde ortaya çıkan sanatsal akımlarla bir güzel dalgalarını geçiyorlar, böylelikle kitap da okuduğum en iyi satirler arasındaki yerini alıyor. Yer yer kahkaha attıracak denli absürt metinler bunlar - ilk bakışta büyük bir ciddiyetle yazılmış gibi gözüken ama aslında ziyadesiyle alaycı; ki bence onları muazzam kılan tam da bu. Borges de bir söyleşisinde Domecq'in "uydurma sözcükleri, Latince deyişleri, klişeleri, karmaşık metaforları, yersiz ve gösterişli sözleri bolca kullandığını" vurgulamış zaten. Yani bu kitap kocaman bir parodi aslında. Dışı süslü, içi bomboş şeyler üretenlerin ve onları allayıp pullamaya doyamayanların parodisi. Ve şu anda, 60 sene sonra belki yazıldığı dönemden bile daha geçerli olması da ayrıca ironik. Neyse, sonuçta çok sevdim. Sena Akalın'ın kitaba yazdığı önsöz de çok nefisti, onu da ekleyeyim.