Hayal kırıklığı. Sıcak Külleri Kaldı gibi bir kitabın yazarından beklemeyeceğim bir kitap. O kitabın devamı olarak yazılmış olması bu kitabı daha ilginç bir hale getirmemiş, aksine zorlama yapmış. Olaylar örgüsü manasız-daha doğrusu bana göre bu kitapta olaylar örgüsü diye bir şey yok. Tarzı da kitaba uymamış. Her bölüm başka bir karakterin ağzından başlıyor, ama en azından ilk bir kaç satırda kimin konuştuğunu anlayamamak beni huzursuz etti. Aynı tarzda daha ustaca yazılmış kitaplarda bu rahatsızlığı yaşamamıştım ama.
Bunların dışında Oya Baydar'ın görüşleriyle ilgili düşüncem bu kitapla da değişmedi. Bu konuda fazla yazmak da içimden gelmiyor. Yalnız eski solcuların yazdığı şu kadar sayıda kitabı okuduktan sonra bir tesbitim oldu: o dünyada griye yer yok. Hayatlar ve denge siyah ve beyaz üzerine kurulmuş. Bu kitapta da aynı şeyi gördüm. O dönemin insanları ümidin ve ümitsizliğin en çılgınını yaşamak üzere programlamışlar kendilerini. Yani şu anda-her anda-dünya berbat, insanlar bilinçsiz, ama bir gün tam kurtuluş gelecek. Ve bir tarafta ezilenler, öbür tarafta ezenler. Yani mutlaka karşı karşıya gelen ve savaşacak iki grup var, düşmanlık var-eleştirilse de aslında bana gizliden onaylanıyormuş gibi geliyor-
Halbuki arada başkaları da var. Olayların farkında olan, ama çözüm için aşırı davranışlarda bulunmanın bir sonuç getirmeyeceğini, ve hayatın doğal adaletinin izin verdiği ölçüde başka hayatların kolaylaştırılması gerektiğini düşünen, bunun tek yolunun da okumak, düşünmek ve tartışmaktan geçtiğini bilenler. İyi yönde bir değişim olacaksa ancak bu şekilde olacak. Ama bunca yıldır ümitsizlikten ve mutsuzluktan gelen mutlulşuk anlayışını değiştirmek de pek mümkün değil herhalde.
Kitapta dikkatimi çeken başka bir şey de, konduya taşınan devrimci genç Derin'in evine gelenlere sürekli karanfilli sıcak şarapla konyak-ve İsviçre çikolatası- ikram etmesi oldu. Çay isteyene de hemen bir tane 'sallandırdı'. Zaten kitapta bir içkidir gidiyor, ne zaman iki kişi bir araya gelse ya konyak içiyorlar ya şarap vs. Kafeye gidince espressoyla likör içiyorlar vs. Bu hangi dünya acaba? Eğitimli insanların dünyası değil herhalde. Bu dünyayı iyi tanırım ve bu dünyada baş köşede demleme çayla Türk kahvesi oturur. Evde yalnızken aklıma bir kadeh konyak içmek değil, çay demlemek gelir. Yani bir çelişkidir gidiyor bu dünyada, bence o devrin insanlarının kendileri de çıkamıyorlar işin içinden.
Kitap bana edebi anlamda beklediğimi vermedi. Zevk de vermedi. Bitirdim ama bakalım bu manasız olaylar dizisi nasıl bağlanacak diye merak ettiğimden bitirdim. Tavsiye edemeyeceğim.