kitap, kapitalist ve emperyalist politikaların ülkeleri nasıl abluka altına aldığının çok güzel bir resmini çizmiş. kapitalizmin sermayesini azgelişmiş ülkelere nasıl kaydırdığını, bu sermayenin nasıl istihdam yaratamadığını ve emperyalizmin uluslarüstü kurullar (İMF vb.) aracılığıyla yaydığı politikalarla azgelişmişliğin sürekliliğini nasıl sağladığını çok güzel ve anlaşılır bir şekilde anlatmış Fikret Başkaya. Kitabı da şöyle sonlandırmış: "kapitalizme ve emperyalizme karşı verilecek mücadele, sadece eşitlikçi, özgürlükçü, sömürüsüz ve baskının olmadığı, insanların tüm potansiyel yeteneklerinin filizlenip gelişmesine uygun koşulların yaratılacağı bir toplumsal düzen oluşturma amacıyla da sınırlı değildir. gezegenin kendisinin ve onun üzerinde yaşayan tüm canlıların var olşunun ve geleceğinin de yegane güvencesidir. böylesi bir ortamda onurlu yaşamaya aday insanlar için de seçenekler ikiye ayrılmış durumdadır. ya bu akıl almaz gidişe karşı durmak, sömürü düzeninin ürettiği sonuçlar ve olumsuzluklarla kıyasıya mücadele etmek; ya da kendini ve çevresini aldatmak ama sonuçta aldanmak anlamına gelen, mevcut düzende ve yozlaşmış ilişkiler ortamında kendi durumunu düzeltmek için boşuna debelenip durmak... daha çok kişisel refah peinde koşarken geri kalan ezici çoğunluğun refahının koşullarını ortadan kaldırmak... bu yüzden, kapitalizme ve emperyalizme karşı verilecek mücadele, sadece insanlık onurunu kurtarmanın değil, insanlığın geleceğini güvence altına almanın da yegane yoludur."
Evet, mücadeleye!