“Anneme olan sevgim balta gibi. Çok derin kesiyor.”
Deborah Levy’nin yakın zamanda bir film uyarlaması da yapılan, 2016’da Booker adayı olmuş kitabı Sıcak Süt’ü ne yapacağımı bilemiyorum. Okurken büyük bir haz almadım aslında ama şimdi bu satırları yazarken beni dünyasına epeyce soktuğunu fark ediyorum. Sıcak, basık, yapış yapış, karmaşık, sancılı bir yerlerden yeni dönmüş gibiyim - bir yandan da içimde bir hafiflik; tuhaf.
Anlatıcımız Sofia, annesinin ayaklarındaki sorundan ötürü hayatını ona adamış bir genç kadın. Antropoloji doktorasını tamamlayamamış çünkü yürüyemeyen annesine bakması gerekiyor. Babası aileyi yıllar önce terk etmiş, kendine yeni bir hayat kurmuş. Sofia, annesi Rose’u İspanya’nın bir kasabasındaki bir kliniğe götürüyor, hastalığı bir türlü teşhis edilemeyen anne için son umutları bu klinik. Bu kasabada geçirdikleri zamanı okuyoruz, ikisini de baştan aşağı dönüştüren bir zaman bu.
Okurken mesafelenme sebebim muhtemelen yazarın karakterlerinin hiçbirini bize sevdirmek gibi bir çabası olmamasıydı ki şimdi uzaktan bakınca bunun bende bir tür saygı uyandırdığını fark ediyorum, metnin bu kadar sahici hissettirmesini sağlayan da bu olmalı. Sofia mutsuz, mutsuzluğuyla da mutsuz olan, kendiyle derdi çok biri - okudukça onu bu hale getiren şeyleri anlıyor insan. Rose ise bambaşka bir vaka, Sofia mutsuz olmayı zaten annesinden öğrenmiş. Ama işte bu kasabada başlarına gelenler, tanıştıkları insanlar (ve hayvanlar) önce Sofia’yı değiştiriyor, Sofia da annesini değiştirmeye girişiyor.
Yazarın dilini tarif etmek güç, sanki tam aklında kalmamış bir rüyayı anlatır gibi yazıyor (Sofia’nın tez konusunun hafıza olduğunu düşününce bu dil tercihi daha anlamlı oluyor bence), bu da başta metnin içine girmeyi zorlaştırırken sonra tam aksine sizi o dünyaya hapsediyor resmen, içine alıyor.
Bedenimizle ilişkimiz, hatırlamayı seçtiklerimiz, arzunun ve aşkın dinamikleri, suçluluk duygusunun kudreti... Bir sürü büyük konuda hiç bağırmadan çok şey söyleyen bir metin bu. Üzerimde sahiden tuhaf bir his bıraktı. Sanırım ara ara aklıma gelip, bir süre benimle yaşayacak.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Filmini izledikten sonra aldım. Genelde bu tür eserler filmde eksik kalır; o yüzden izlemeden önce okumak isterdim ama bazen bir film romanın tanıtımında daha etkili olabiliyor. Şu an okumaya devam ediyorum. Virginia Woolf seven birisi sever evet.