48Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
11.05.2026
Koca Gringo
1914’te Meksika’da kaybolan ABD’li gazeteci / yazar Ambrose Bierce’ın biçimi bilinmeyen ölümünün Fuentes’in hayal gücünden çıkma versiyonu bu kitap. (Filme de uyarlanmış, fena da değil diyorlar.) Bierce’dan haberdar değildim, bu vesileyle tanıştım, araştırdım, pek nev‑i şahsına münhasır biriymiş anlaşılan, kendisiyle tanıştığım için memnunum. Kitap tipik bir Fuentes kitabı diyebiliriz, arkada tarih yazılmakta, dönüşmekte, akmakta (sıklıkla gördüğümüz gibi Meksika tarihi – üstelik bu kez devrim dönemi). Önde ise her zamanki gibi nefis mikro insan hikâyeleri. Harika karakterler, pek tutkulu sevişmeler (sevişme kısımlarında ve dışında – Fuentes’in vücut sıvılarına dair yazdığı şeyleri acayip büyüleyici buluyorum ya, adam zaman zaman Meksika tarihini vücut sıvıları metaforlarıyla anlatıyor ve o nasıl anlatmak!), aşklar, intikamlar, hırslar, kinler. Yine ziyadesiyle epik, nefis bir eser. Canım Fuentes, canım benim. “Generalin giyinikken bile çıplak olduğunu anlattı ay yüzlü kadın. Nasıl ki o konuşurken bile sessiz bir adamdı. (…) Dil bizim eşyayı görmemize izin verir. Söz yoksa hepimiz körüzdür.”
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Koca Gringo
Ambrose Bierce aklımı almıştı, sonra İthaki'nin bastığı diğer kitaplarını bulup okudum, hayatını araştırdım biraz. Amerikan İç Savaşı gazisi, Meksika Devrimi sırasında Pancho Villa'nın yanında savaşmak için yola düşüyor ve kendisinden bir daha haber alınamıyor. Gizemli bir son, yanlış bilmiyorsam başına ne geldiği bugün bile bilinmiyor. Buradan şuraya: Zeyyat Selimoğlu'nun bir kitabını okudum, son sayfalara bakıyorum, AFA'nın bastığı kitapların tanıtımları var. Fuentes, Koca Gringo. Gözüme "Bierce" çarpıyor. Fuentes, Bierce'ın son günlerini kurmuş! Elimde birkaç Fuentes var, acaba bu kitap aralarında olabilir mi? Olabilir, varmış! Listede bir gedik açıyorum hemen, bu kitabı sıkıştırıyorum. Bodoslamadan girmeliyim, Harriet Winslow'a sunulan bir hayal var, Meksikalı General Tomas Arroyo'nun bir ihtimal olarak sunduğu gelecek. Gerçekleşmeyecek, hayallerin kader haline gelmesinin yavanlığı bir yana, muhtemelen gerçekleşmeyecek olması da umutsuzluğa yol açıyor ve Winslow'un Arroyo'yu affetmemesinin sebeplerinden biri bu, diğeri de arkadan kurşunladığı adama duyduğu sevgi. Baştan alıyorum. Yaşlı kadın geçmişi anımsıyor, onca yıldan sonra. Uzun zamandır hissetmediği duygularla baş edebilmek için acıyı bastırması gerekiyordu, başardı ve Meksika günleri önünde bir atlas gibi açıldı. Anlatı kadının hatıralarından oluşmuş değil ama bu hatıralar önemli bir yer tutuyor, tabii anlatıcının sunduğu daha masalsı bir dünya var. Bitmek bilmeyen savaşlar yüzünden gerçekliğin yara haline geldiği bir coğrafyada masallar da mutsuzluğa doğru evriliyor. İmgelerle dolu bir düzyazının şiire vardığı sıklıkla görülüyor, Fuentes geleneği sürdürüp kendi topraklarının kanıyla yazıyor. Gringo tek başına yolculuk ediyor, ülkesinde aşmadığı sınır kalmadığı için yaraya yakışmak için, ölebilmek için savaşın hüküm sürdüğü topraklara geliyor. Anımsanmak, öykülerindeki gibi tuhaf dünyaları arayıp bulabilmek için orada. Garezin anılarla aynı anlama geldiği çöller, aynalarını arayan bulutlar ve ABD'nin bombalayıp yeni yaralar açtığı topraklar, ölümünü arayan bir gringoyu izliyor. Bierce adı sonlara kadar hiçbir yerde geçmiyor, o bir gringo. Kendi ülkesinin dışında bir yabancı. Yabancı toprakların üzerinde, yabancıların arasında, yetmişli yaşlarında bir adam. Coğrafya insana da kazındığından ve bir daha birleşmeyecek bir şekilde, kanla ayrılan sınırlar yüzünden insanlar arasındaki çizgiler hiçbir zaman kesişmiyor. Yaslanacak omuz hiç bilinmeyen dağların sarplığını taşıyorsa, nereye döküldüğü bilinmeyen nehirler gibi geliyorsa kulağa sözcükler, o zaman içe kapalı dünyaların çarpışmasından her şey yerle bir oluyor, birkaç kurşun birbirine bakan yüzleri ayırabilir, eğer hiç birleşmişse. Kurşunların sırası henüz gelmedi. Gringo, Arroyo'nun tayfasıyla karşılaşır ve general gringoyu dener; havaya bozuk para attığında gringo parayı tam ortasından vurur. Savaşın diliyle anlaşırlar, gringo tayfaya dahil olur ve iki adam arasında aynı dili konuşan insanların dostluğuyla birbirlerine garez duyuracak acılardan doğan düşmanlık belirir. Tayfadakilerin her biri bir kimlik biçer, çölün ortasından gelen bir azizdir gringo. Ölümü arayan bir kayıp ruhtur. Felaket tanrısıdır. Masmavi gözleriyle çorak topraklara tufan getirecek bir lanetlidir. Yanında Don Kişot'u getirmiştir bir tek, parçalanmış yaşamının ve rüzgâra sıktığı kurşunların yansıması. Karşısındaki insanlar bir, henüz müstakil bir kişiliğe sahip değiller. "'Biz hepimiz Villa'yız!'" (s. 26) Negan'ı hatırlayın, kurduğu sistemin bir benzeridir buradaki. Mücadeleleri hayatta kalmak ve emperyalist güçlerin uzantılarını topraklarından atmaktır. Hikâyeleri birçok kitapta yazılıdır ama Arroyo için sayfaların bir önemi yoktur, gerçeklik kurmacanın veya tarihin içinde değil, tam oradadır, o anda. Fuentes bu noktada muktedirlerin biçimlendirdiği dünyaya bir temiz sallar, insanın ürettiği her şeyin bir paradigma ürünü olduğunu ve gerçeğin paradigmalara sığmayacağını anlatır. Arroyo gringoya okumayı bilmediğini ama belleğinin olduğunu söyleyip ekler: "'Ben kim olduğumu biliyorum, ihtiyar. Ya sen?'" (s. 34) İhtiyar da bilir, oğullarının kendinden nefret ettiğini, intiharlarına kendisinin sebep olduğunu, insanları paramparça etmekten başka bir şey bilmediğini, kırılganlıklara oyuncak muamelesi yaptığını, yıkımdan başka bir şey getirmediğini bilir. Ait olduğu toplumun bir yansımasıdır, bu yüzden kurşunların ama kurşunların sırasına daha var. Hacienda. Bizdeki toprak ağalığına benziyor. İsyancıların hedeflerinden biri de ağaları indirmek olduğu için bir ağanın evini -sonradan ortaya çıkıyor ki Arroyo'nun o evle ilgili hoş anıları yok- basıyorlar ve evde aynalar hariç her şeyi kırıyorlar. Winslow bu noktada hikâyeye dahil oluyor. ABD'den zincirlerini kırarak kaçıyor ve ağanın çocuklarına İngilizce öğretmek için evde yaşamaya başlıyor, isyancıların saldırısına kadar. Arroyo'ya ve askerlere aynalara bakmalarını söylese de kastettiği anlaşılmaz. Kadınla ilgili izlekler var, tekrarlanan cümleler. Üç tane sanırım, biri bu aynalar meselesi. Aynalara bakın, kendinizi görün, ne yaptığınızı anlayın, yıkımdan başka bir şey taşıyın yanınızda. Hayır, Arroyo'nun dediği gibi herkes ne olduğunu bilir, bunu başka bir yerden görmeye lüzum yoktur. Winslow-Arroyo-gringo arasındaki üçlü ilişki başlı başına bir konudur, girmeye cesaretim yok. Şunu söyleyebilirim, Winslow-gringo arasında bir sevgi var, birbirlerini yabanda bulmuş kardeşler onlar. Gringonun bastırmaya çalıştığı aşkın altında daha derin bir bağ var, birbirlerini anlamaya en yakın iki insanın gücü yaşamaya devam etmelerini sağlıyor. Arroyo'yu öfkelendiren bu derinlik oluyor, Winslow'la aralarındaki şiddetli aşka rağmen topraklarının taşıdığı öfkeyi hatırlayıp gringoya kurşun yağdırıyor sonunda. Villa'nın olaydan haberdar olup gringoya ölümlü bir ölüm sunmak için çürümeye başlamış adamı mezardan çıkarıp göğsünden kurşunlatması, cenazesini Winslow'la ABD'ye göndermesi ve Arroyo'yu kurşunlatması radikal bir çözüm gibi gözükse de pratik çıkarlar gereği. Bireysel mücadeleler davayı tehlikeye atabilir, ABD'ye kafa tutmak için pozisyon alan bir yapılanmanın bunlara tahammülü yok. Sonuçta kadın memleketine dönüp yaşlanıyor ve her şeyi hatırlıyor. Karakterlerin hikâyeleri anlatılan masalla eş zamanlı, bir geçmişten veya gelecekten bahsetmek mümkün değil, sanki toprağı kaynayan bir denizin ortasına oturtulmuş ve insanların yaşamları durmaksızın devinen yaşamın içinde olabildiğince cömert bir şekilde anlatılmış gibi. Yoğun, büyülü bir hikâye bu.
mati47
Hezarfen
17.02.2026
Meksika edebiyatından en sevdiğin kalemlerinden olan yazarın oldukça farklı bir kitabı. Kitabın maalesef şu anda basımı yok. Kitap Meksika iş Savaşı’nda kaybolan ve yerel halkın diliyle yabancılara gringo denildiği için koca gringo lakabıyla tanınan Amerikalı bir gazeteci odak haline getiriyor. Kitap gerek Meksika iş Savaşı’nı ve bütün mücadelelere rağmen özgürlüğüne ulaşamayan meksika halkının acilarini anlatırken arka planda insanın iç dünyasını harika bir dille anlatıyor
Zenci Forvet
Kitapkurdu
15.06.2024
Pek bana göre değildi ama Meksika edebiyatından bir eser okumak beni mutlu etti.
skagenmalerne
21.12.2021
Meksika edebiyatının önemli isimlerinden Carlos Fuentes'in devrim temalı güzide bir romanı. İşlenen konuların halen günümüzde de sıklıkla söz edilmesi, kitabı daha bir cazip hale getiriyor.
van kedisi
07.11.2021
Savaş,aşk ve devrimin iç içe geçtiği güzel bir kitap.
seyesla
02.02.2021
yine güzel bir kampanya ürünü olmuş.
Güneş Subayı
09.10.2020
Kitapyurdu'nun kampanyası ile aldığım 1913 Meksika'da geçen olağanüstü güzel büyülü gerçekçilik romanı.
Adalan
06.10.2020
Meksika Edebiyatı’nın en önemli ve en bilinen yazarlarından olan Fuentes’le tanışma kitabım olacak bakalım:)
kitapbişeyi
Kitapkurdu
22.09.2020
kampanya ile almıştım, beğendim, okunabilir.
anadolu2610
Kitapkurdu
24.06.2020
Böyle yazarların kampanyaya dahil edilmesi çok iyi.
edremit1969
26.05.2020
büyülü gerçekçilik ve fuentes ve mükemmel çeviri çok sevdim
mati47
Hezarfen
22.05.2020
büyük bir kalem güzel bir kitap kampanya için teşekkürler kitapyurdu
zaman tamircisi
16.05.2020
can yayınları ve kitapyurdu indirimleri sağ olsun.
Aynur Karakaş
Kaşif
04.04.2020
Carlos Fuentes'ten Meksika devrim yıllarına ait güzel bir eser.
Lenito
03.04.2020
Kampayada böyle kitapların yer alması müthişti, bu vasileyle okuma fırsatı yakaladım. Teşekkürler kitapyurdu
Conqueror6
26.03.2020
Can Yayınları sayesinde farklı bir edebiyatla daha tanıştık. Kitabı beğendim, çeviri başarılıydı.
semuel
05.03.2020
Latin edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olan Meksikalı Fuentes'den masalsı bir kısa roman. Farklı dünyalara davet ediyor.
ea15
04.03.2020
yazarın okuyacağım ilk eseri olacak. umarım beğenirim.
cenkk.
29.02.2020
Yazarın en önemli eserlerinden.