Malina tek kelime ile ''MUTLAK AŞKIN ROMANI''
Bahsedilen mutlaklık ilişkilerin tek taraflı girdiği maraziyettir, hastalıklı haldir. saplantı derecesinde tutkudur çoğu zaman.Ancak romanın salt bir aşıkla ya da karşı cinsle değildir meselesi,tabanda hayatladır,yaşamakladır.
malina, başından sonuna kadar yazarın kahve ve sigarayı eksik etmediği bir roman. Zaman zaman dil ve yarattığı psikolojik baskı nedeni ile okuru zorlasa da Alman edebiyatını yücelten bu eseri her ''ben iyi bir okurum'' diyenin edinmesi gerekiyor.
Artık okuru zorlayan romanlar çok yazılmıyor ne yazık ki...
Ve en sevdiğim satırlar:
bachmann'ın malina'sından:
"(...) ve benim için asıl huzursuzluk kaynağı olan durum, varlığımın onu asla tedirgin etmemesi, varlığımı istediği zaman algılaması, söylenecek bir şey olmadığı zaman algılamaması; sanki evin içinde sürekli birbirimizin yanından geçmiyormuşuz gibi; sanki günlük hayatımız içerisinde birbirimizi görmezlikten, duymazlıktan gelmemiz olasıymış gibi. o zaman bana öyle geliyor ki, malina huzurlu, çünkü ben onun için çok önemsiz, artık çok bilinen bir ben'im; beni bir çöp gibi, varlığı gereksiz bir yaratıkmışım gibi fırlatıp atmış; sanki yalnızca onun kaburga kemiğinden yaratılmışım ve başlangıçtan bu yana onun için gerekli değilim, ama aynı zamanda da varlığı gerekli olan, karanlık bir tarihim; onun tarihine eşlik eden, o tarihi tamamlamak isteyen, ama onun kendi gölgesiz tarihinden ayırdığı ve araya sınır koyduğu bir tarih."