Sadece siyasi yöneticilerin değil, şirket yönetimindekiler, öğretmenler başta olmak üzere herkesin uygulaması gereken öğretiler mevcut
Bu kitabı okumayı düşünenler için en önemli uyarı, muhtemelen kitabın diline alışmak için kendilerine süre tanımaları olur. Okuma sürecinde fazlaca tekrarlarla karşılaşacaksınız ve basit bir dille ifade edilen düşüncelerin tekrarları sizi rahatsız edecek. Ancak bunun etkili hitabet açısından sıkça uygulanan bir yöntem olduğunu belirtmek isterim. Seyircisini etki altına alan, ilgilerini daima üzerine çekmeyi başaran ve mesajını en iyi ileten konuşmacılar genel düşünceyi parçalar halinde yer yer tekrarlardan yararlanırlar, elbette diğer pek çok tekniğin yanı sıra. Buna bir ders kitabı gibi yaklaşıp her bölüm sonunda kitabı kenara bırakmanızı ve üzerine uzun uzun düşünmenizi tavsiye ederim. Bölümde işlenen düşünce üzerine farklı kaynaklardan okumalar yapmanızı ve aynı konuda başka ne tür fikirler olduğunu araştırmanızı öneririm. Böylelikle kendinize, aklınıza uygun olan bir düşünce yaratmış da olursunuz. Tabii bu, ilgili bölümde yer alan düşünceyi daha iyi anlamanıza da yardımcı olacaktır.
Buradaki düşüncelerin rasyonel düşünce ve mantık üzerine kurulmuş bir felsefe olan Mohizm'in kurucusuna ait olduğunu hatırlatmak gerekir. Özünde barışçıl bir felsefe olsa da bu kitapta savaş anında yöneticilerin takınması gereken tutumlara da yer veriliyor. Ancak buradaki öğretilerin bölümün sonuna doğru asıl şeklini aldığına dikkat etmelisiniz. Konuyu genel örnekler ve benzetmelerle veriyor ve daha sonra olması gerektiğine inandığı şekli alana kadar onunla beraber yürümenizi sağlıyor. Dolayısıyla kitabı okurken yazarla kavga etmemelisiniz. Diğer yandan Mohizm'e dair tek bir şey bile bilmiyor olsanız da kitaptan alacağınız verim düşmeyecektir. Çünkü olabilecek en basit haliyle veriyor. Öyle ki bu düzenin nasıl olup da kurulamadığına şaşırırken buluyorsunuz kendinizi. Verilen bazı örneklerin günümüze pek uymadığı ve bazı kesimleri gücendireceğini düşünebilirsiniz. Ancak bu örneklerin, o zamanın koşullarında verildiğini hesaba katarak temelinde ne demek istediğine odaklanmalısınız. Mesela bir yerde savaş ve kıtlık baş gösterdiğinde ata verilen yemin kesilmesi gerektiğinden bahsediyor. Ancak bunun kulağa vicdansızca geldiği açık. Bana kalırsa atların binek olarak "kullanılıyor" olması da son derece adaletsiz ve tatsız bir durum. Nitekim buradaki bakış açısı şu olmalı. Savaş ve kıtlık anında tasarrufa gidilmesi ve makamı, yeri, durumu ne olursa olsun herkesin eşit bir şekilde duruma uyum sağlaması gerektiğinin altı çiziliyor. Her zaman cümlenin altını okumanızı öneririm. Onun altındaki anlamı kanırtmak ve -eğer olacaksa- hayat felsefesi olarak benimsemek daha mantıklı geliyor bana. Spesifik örnekler her duruma uygun olmayabilir ve o örneklere verilen tavsiyeler genel bir soruna pekala merhem olabilir. Zaten birini, bir kitabı, bir takımı, yani hayattaki herhangi bir şeyi tamamıyla savunup reddedemeyiz. Her birimizi, evrendeki her şeyi binlerce parçadan oluşan bir yapboz gibi düşünüp yalnızca doğru olduğuna inandığımız parçanın peşinden koşmalıyız. O yapboz tamamlandığında ortaya çıkan resmi sevmek zorunda değiliz. Sadece doğru parçayı bulduğumuzdan emin olsak yeter.
Mo Zi -asıl adı Mo Di- Confucius'un ölümünden birkaç yıl sonra dünyaya gelmiş ama o da diğer düşünürler gibi politika ve sosyal düzenin dengesini bulmaya ve kaostan çıkış yollarına odaklanmış. Onun cevabı yönetici pozisyonunda olan kişinin bilgeliği ve erdemliliğine odaklanmak olmuş. Pek tabii makamın kendisine değil, oradaki kişinin kendine kattığı şeylere saygı durulması ve bunun takipçisi olunması gerektiğini söylüyor. Kitapta çok güzel bir örnek var bununla alakalı. "Hâlâ ülkeler liderleri tarafından yönetiliyor ama neden kaos devam ediyor?" sorusuna cevap olarak You Miao'nun beş ceza uygulamasını temel alarak bir şeyin, sistemin kötü idare ediliyor oluşunun o şeyin, sistemin kötü ve başarısız olduğu anlamına gelmeyebileceğine vurgu yapılıyor. Eski kralların kitabı denilen Shu Ling'ten şu alıntı yapılıyor: "Ağız iyiyi de yayabilir, savaşa da teşvik edebilir." Bu ağzın iyi olmadığı anlamına mı gelir? Dolayısıyla bir şeyin iyi veya kötü olmadığına, ondan ne derece fayda sağlayabileceğine veya o şeyin çevresine ne derece faydalı olduğuna karar vermeden evvel yeterince derin gördüğünüzden emin olmalısınız. Bu kitabın sevdiğim yanlarından biri de bu. Farklı pencerelerin de var olduğuna işaret edip duruyor. Sizin Mo Zi'nin pencerelerinden bakmadan evvel onun kim olduğunu unutmanız veya hiç bilmemeniz daha iyi olur. Çünkü burada -aslında her zaman- kimin söylediğinden çok ne söylediğine bakacaksınız.
Fanatizm bizi gülünç durumlara sokar. Dolayısıyla bu kitaptaki her bölümün iyi olduğunu söylemiyorum. Bazı yerlerde birbiriyle çelişen düşünceler veyahut örnekler var. Bu yüzden alıp bu kitabı, bu kişiyi kutsallaştırmayın. İçinden altını çizdiklerinizi alın ve uygulamaya başlayın. Göreceksiniz ki pek çoğu aslında sadece politika için değil aynı zamanda hayatın pek çok yerinde işe yarayabilecek öğretiler. İyi bir insan olmak için de herhangi bir meslek için de pekala uygulanabilir. Yönetici-altında çalışanlar, öğretmen-öğrenciler veya müdür-öğretmenler gibi pek çok alt üst ilişkisinde gayet geçerli tavsiyeler mevcut. Takip ettiğiniz kişinin makamına değil, olduğu kişiye odaklanmalısınız. Üst mevkidekiler de altındakilere sağladığı fayda, olduğu kişiye göre hak ettiği konuma getirmekten geri durmamalı. Hepsi bu.