En‑fes bir kitap, enfes. Kıskançlıktan ağlayarak okudum açıkçası, 7 olağanüstü yazarla bu detayda söyleşiler yapabildiği için Rita Guibert hayatta en kıskandığım insanlar listesine dalıverdi. Neyse evet, bu kısmı bir yana, gerçekten bayıldım bu kitaba. Latin Amerika edebiyatına biraz aşina olmak gerekiyor bence tadına varabilmek için; bu yazarların birkaç eserini okumuş olmak, dertlerini ve üsluplarını bilmek lazım. Her ne kadar Latin Amerika edebiyatı olarak kategorize ediyor olsak da bu 7 ismin ne kadar farklı çıkış ve varış noktaları olduğunu, kıtalarının tarihinin ötesinde nerelerden etkilendiklerini, birbirlerine dair eleştirilerini okumak çok ufuk açıcıydı. Ayrıca sadece kıta edebiyatı değil Avrupa edebiyatı ve siyasete dair ve hatta edebiyat‑siyaset ilişkisine dair de (bağımlı edebiyat mevzuu mesela) oldukça detaylı değerlendirmeler var kitapta, dolayısıyla söz konusu yazarların pozisyonlarını ve eserlerini çerçevelemek ve daha iyi anlamak açısından da çok faydalı oldu benim için. Sonuçta bana kalan edebiyatın büyüklüğü ve evrenselliğiyle sarmalanma hissi oldu, ne mutlu. Borges’in “Şimdiye kadar okuduğum, hatta okumadığım bütün kitaplardan esinlendim – benim dönemimden önceki tüm edebiyattan. Adını bilmediğim insanlara çok şey borçluyum. Bir dil başlı başına bir edebiyat geleneğidir” cümleleri ve Paz’ın şu tespiti sanırım bendeki duyguyu özetlemeye yetecektir: “Etkilenme mi? Hayır: rastlantı, çakışma. Modern edebiyat, dillerin ve geleneklerin çoğulluğuna karşın bir’dir.”
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Latin Amerikalı yazarlar bir döneme damgasını vurmuş, oldukça önemli bir edebiyat ekolü. Bu tarz kitaplar büyük yazarların yazma serüvenini, edebiyata bakışını ortaya koymak adına çok değerli.