Thomas PANE’in 1870 Amerikan Krizi’nde belirttiği öyle zamanlar vardır ki kolay koşulların askerleri ya da iyi zaman vatanseverleri ülkelerine hizmet etmekten kaçınırlar. Çatışma ne kadar zor olursa zaferin de o kadar şanlı olması gibi bir tesellimiz bulunmaktadır. İfadesinden yola çıkarak ABD’deki gelişmeler mercek altına alınmaktadır.
Bazı demokratlar için savaşı kazanmak seçimi kazanmaktan daha az önceliğe sahiptir. Bunun nedeni medyadır.
Ortadoğu’da çok değişken bir ortam bulunmaktadır. Değişkenlerin bu kadar çok olduğu bir coğrafyada atılacak adımların çok daha planlı ve koordineli atılması gerekmektedir. 1990’lı yılların başından itibaren ABD’nin bu bölgeye yapmış olduğu müdahalelere paralel olarak Irak, İran, Suriye, Filistin devletleri ile El Kaide, Hamas ve Hizbullah örgütleri arasındaki ilişkilerin şekillenmesi ve bu durumun ABD’ne ülkesi içinde ve ülkesi dışındaki elçiliklere yansımaları gözler önüne serilmektedir.
Teröristleri saldırmadan engellemek için yapılması gereken üç strateji(Ülkeye girmelerini engellemek, ülkedeki hareket özgürlüğünü azaltmak ve ülke içinde maddi ve manevi destekten mahram bırakmak), teröristlerin ortam bulduğu siyasi otoritenin çöktüğü yerler, Ortadoğu’da demokrasinin seçimlerin ve sonrasında yapılması gerekenlerin yapılması demek olmadığı, insanların somut sıkıntılarını dile getirebilecekleri boşluk açmak demek olduğu, İsrail’in bölgedeki rolü, Filistin Devletinin kuruluşunun bölgeye getirecekleri gibi konular ele alınmaktadır.