içinden damıtılacak epey bilgelik var bence bu kitabın...
"Bilinmeyen bir soyutlamadır, bilinense bir çöl. Ama şöyle böyle bilinen, hayal meyal görülen yer, arzuyu ve hayali fena halde kışkırtır."
Arjantinli yazar Juan José Saer ile tanışma kitabım oldu "Kimsesiz". (Ben ve Arjantinli yazarlar, biliyorsunuz.) 16. yüzyılda Hint adalarına giden bir gemiye miço olarak binen ve sonrasında 10 sene boyunca bir yerli kabilesinin yanında kalan (tutsağı olan demiyorum, zira başka bir ilişki var burada) anlatıcımızın, üzerinden 60 sene geçtikten sonra dönüp bu olay tarafından şekillendirilen hayat hikâyesini anlatışını okuyoruz kitapta. 150 sayfalık hacmi ve macera romanı gibi tınlayan konusu yanıltmasın, hiç kolay bir kitap değil bu, aksine. Çokça eğretilemeler, insan doğasına dair epey detaylı inceleme ve analizler barındıran, özellikle son bölümde basbayağı felsefik bir sorgulamaya girişen bir metin.
Sürekli lafı Proust'a getiriyorum bu ara ama kusura bakmayın, anlatıcının hatırlayış ve aktarış biçimini kesinlikle ziyadesiyle Proustyen buldum. Bu benzerliği bir defa kurunca da sanki egzotik bir adada geçen alternatif ve kolonyal bir Kayıp Zamanın İzinde okur gibi hissettim, epey enteresan bir deneyim oldu benim için.
Zaman zaman ayrıntıların fazlalığı biraz yorucu olsa da, içinden damıtılacak epey bilgelik var bence bu kitabın. Özellikle anlatıcının, yerlilerin dili ve birden fazla anlama gelen kelimelerinin dünyayı deneyimleme biçimlerine dair neler söylediğini keşfetmeye çalıştığı etimolojik analizlerin olduğu kısımlara bayıldım. Bu bölümlerde yazar adeta bir antropolog gibi derinlemesine inerek didikliyor meseleyi ve böylece incecik bir kitaptan beklemeyeceğiniz bir derinlik buluveriyorsunuz.
Yine de bazı bölümlerin durup yeniden okuma ihtiyacı duyuracak denli zorlayıcı ve teorik olduğunu da ekleyeyim. Hakkını vermek istiyorsanız şayet sakin, odaklanabileceğiniz bir zamanda ağır ağır okumanızı önereceğim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
**"Kimsesiz"**, Juan José Saer’in zaman ve hafıza arasında geçirdiği derin bir yolculuk. 16. yüzyılda bir İspanyol gemisinin bilinmedik topraklara düşmesi ve yerli halkla kurduğu bağlantılar üzerine kurulu bu hikâye, vahşi ve medeni dünyalar arasındaki ahlaki sorgulamayı işler. Miçonun yıllar sonra yaşadıklarını kaleme alması, geçmişin ve bugünün iç içe geçtiği bir anlatıya dönüşüyor. Saer, zamansız bir gerilim ve dilsel zenginlik içinde, unutulmaz bir edebi deneyim sunuyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Modern dünya ile ilkel olan arasındaki farki merak edenler için güzel bir roman olmuş. Robinson tarzı bir roman bekliyordum ama daha durağan durum analizi yapan bir roman çıktı. Ama sıkıcı olduğunu söyleyemem.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
@jaguarkitap “Kimsesiz” . Medeni (!) dünya ile vahşi dünya karşı karşıya geliyor anlatıda diyor arka kapakta. Bilinmedik bir yere ulaşan geminin mürettebatının miçosu dışındaki karaya ayak basan herkesi öldürüp sonra onları yiyen bir yerli topluluğun törensel hallerini açıkça
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jaguar yayınları ilk defa hayal kırıklığına uğrattı. Bitirdim ama hiç keyifli bir okuma olmadı. Konu çok güzel olmasına rağmen vasatın altı bir şekilde işlenmiş.