Musahabe serisi hazretin sohbetlerinde tutulan notlardan oluşturulmuştur. Bu ilk cildin ikinci yarısını tasavvufi anlayış ve hassasiyeti hem de çok güzel bir Osmanlı türkçesiyle ifade ettiği için herkesin okumasını isterim, bir başka tavsiye edeceğim eseri de özellikle mükerrem insanı anlattığı son kısmının her kelimesi irfan yüklü olan Mükerrem İnsan eseridir. Allah'ın 20. yüzyılda ülkemize bahşettiği 5-6 mürşid-i kamilden biri olan bu yüce zat hayatının son yıllarını geçirdiği Medine-i Münevvere'de Cennetü'l Baki kabristanında medfundur, kabri kabristan girişini esas alırsak sol taraftaki en uzak pencereden geriye doğru 38. pencerenin önünde 10 metre kadar içeridedir, orada ve burada Fatiha ve Yasin'den geriye bırakmayınız. Allah o, Mehmet Zahid Kotku, Abdülhakim Arvasi gibi büyüklerimizin ruhaniyetlerini üzerimize sayeban eyleyip mahşer günü beraber haşreylesin ve şefaatlerine nail buyursun. Hazret hakkinda iki vakayi naklederek hatm-i kelam edeyim.
Sami Efendi irsad vazifesiyle memleketi Adana'ya gonderildiginde oradan Istanbul'a mursidine hediyeler gondermek adetiydi. Fakat o, hediyelerinin bizzat kendi elinin emegi olmasina buyuk itina gosterirdi. Rivayete gore ekinler bicildikten hasad toplandiktan sonra tarlalara gider, yerlere dokulen basaklari toplar, onlari guzelce bulgur yapar ve Istanbul'a gonderirmis. Onun bu haline muttali olan babasi: "Oglum, benim ambarlarim bugday dolu. Nicin Efendi'ne onlardan gondermiyorsun?" der. O da: "O kapiya layik olan el emegi, goznurudur" buyururlar.
Bir dostu Musa Efendi'yi ziyaret etmek ister. Yesillikler, cicekler ve guzellikler arasindaki devlethaneye varir. Huzura kabul edilir. Bakar ki, Musa Efendi uzerinde bir battaniye, soguk bir odada, sedirde oturmaktadir. Selam, musafaha ve hal hatirdan sonra aralarinda su konusma gecer: - Efendim, kis geldi, soguk basti, sogukta oturuyorsunuz. Halbuki imkaniniz var, nicin sobanizi yaktirmiyorsunuz?- Evet, dogru soyluyorsunuz. Ama, daha Muhterem Ustazimiz devlethanelerinde soba yaktirmadi. O da, bizim gibi sogukta oturuyor.O ne zaman sobayi yakarsa, biz de o zaman yakacagiz insaallah! -Efendim, Sami Efendimizin odunu komuru mu yok? - Hayir, aksine, yeteri kadar odunu da var, komuru de.... - Peki efendim, sobasini yaksa da, sogukta oturmasa!.. Acaba sobasini nicin hala yaktirmadi? -Istanbul'da fakir fukara evleri henuz sobalarini yakmadilar. Onlar sogukta otururken, sicak evinde rahat etmeyi Sami Efendimiz edebe aykiri buluyorlar.