İlkbahar
İlkbahar

Kitapyurdu Fiyatı: 337,50TL

1Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
İlkbahar
Of. İlkbahar'la beraber artık Ali Smith'e iyice teslim olmuş durumdayım, her kitap bir öncekinden daha iyi zira. Alınız beni Ali Hanım, yazacağınız her şeye varım bundan sonra, bu nedir artık? Kış ile ilgili yazarken yaptığım uyarıyı yinelemek istiyorum: ipuçlarını kaçırmayın. Bu kitapta da daha önceden tanıdığımız biri var. Mevsimler Dörtlemesi'nin her bir kitabı, bağlantısız gözüken ama aslında bağlantılı olan (o söz ettiğim ipuçlarıyla bulması bize bırakılmış) insanların hikâyelerini anlatıyor. Fakat tabii ki mesele ve bağ bundan ibaret değil: çok kapsamlı, epey yetkin, dört başı mamur bir çağımız eleştirisi asıl bağıntı. İkiyüzlülüğümüz, konformizmimiz, sistemi yeniden üretmek için yaptıklarımız ve yapmadıklarımız, kafamızı çevirdiklerimiz (ve tabii tümünün bir sembolü olarak Brexit)... Çok sert, çok gerçek. Katherine Mansfield ve Rainer Maria Rilke'nin aynı anda aynı mekânda bulunmuş olabilecekleri ihtimaliyle açılan, ilerledikçe Dickens'a, Shakespeare'e, Chaplin'e doğru genişleyen bu romanda önceki iki kitaba kıyasla çok daha fazla karakter var ancak hikâyeleri adeta nakış işler gibi birbirine öyle bir bağlıyor, mühürlüyor ki yazar! Bir mülteci gözetim merkezinde çalışan Brittany adlı kadının (eh, kendisi aslında bizzat Britanya tabii) ve 12 yaşındaki yasadışı göçmen Florence'in öykülerinin romana dahil oluşuyla beraber anlatı muazzam bir boyut kazanıyor. Florence, epeydir okuduğum en etkileyici karakterlerden biriydi. Tanrıça gibi tasvir edilmiş biri o. Var mı, yok mu, kendisine inanırsak var olur ve bu çürümüşlüğü yener mi? Florence bize umudu terk etmememiz gerektiğini hatırlatmak için orada. Bu kitabı bu kadarcık yerde anlatmak imkansız çünkü yüzeyde görünenin ardında onlarca katmanı var. 20'lerden 70'lere ve oradan da bugüne uzanıyor ve değişen toplumsal dinamikleri kusursuz aktarıyor yazar. Ali Smith sen hem biraz kâhin, hem biraz sihirbazsın besbelli - ama hepsinden öte olağanüstü cesursun. Brexit gibi hâlâ vuku bulmakta olan bir tarihsel hadiseyi alıp üstüne bu ihtişamda bir kurgu bindirmek kesinlikle büyük bir cesaret işi - yazarlar tarihe zaman tanımayı tercih eder çünkü. Sen etmemişsin: iyi ki etmemişsin. Sıra geldi Yaz'a.