Bana böyle şeylerle gelebilirsiniz, bayılırım: Pierre Bayard'ın "Peki, Eserler Yazar Değiştirseydi"si tam benim kalemim; edebiyatla muzip oyunlar oynayan bir küçük kitap. Bayard, kimi kült eserleri başka yazarlar yazmış gibi davranarak analiz ediyor; Tolstoy'un "Rüzgar Gibi Geçti"sinin ne açılardan tipik bir Tolstoy eseri olduğunu, "Yabancı"nın yazarının elbette ve şu şu nedenlerle Kafka olduğunu filan büyük bir ciddiyetle anlatıyor. O kadar ciddi anlatıyor ki insan hakikaten ikna oluyor.
Edebiyatla yetinmeyip Potemkin Zırhlısı'nı bir Hitchcock filmi olarak inceliyor, Çığlık tablosunu besteci Schubert'in yaptığını ve yaparken ne düşündüğünü açıklıyor - harika!
Tabii tüm bunları zevzekliğinden yapmıyor kendisi, biz okurlar eserin yazarının başkası olduğunu düşünsek eserle ilişkimiz nasıl değişirdi, ya da bu kitabı bir başkası yazmış olsa nasıl yazardı diye düşünerek eseri daha derinlemesine analiz edip başka bir yerinden tutabilir, yenilenmiş bir okuma yapabilir miyiz; bu tür sorulara yanıt arıyor.
Bu arada kendisi harika kelimeler de icat ediyor bu işi yaparken; mesela "önceden intihal": daha sonra yaşayacak bir yazarın eserlerinden gizlice esinlenme durumu. (Aklıma Borges'in "okuduğum ve okumadığım tüm kitaplar edebiyatımı etkilemiştir" mealindeki cümlesi geldi, canım Borges.) Ya da "seyyar atıf": bir eserin tek bir müellifi olmadığını onun değiştirilebileceğini kabul eden ilke, gibi gibi.
"Perspektife yerleştirme" adını verdiği bir iş yapıp bildiğimiz büyük eserlere ve yazarlara başka bir gözlükle bakmamızı sağlıyor Bayard. Hem çok eğlenceli, hem de müthiş ufuk açıcı bir deneme bence bu. Çok sevdim.