Katedral'de Sohbet
Katedral'de Sohbet

Kitapyurdu Fiyatı: 446,60TL

Ürüne Git
11Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
Katedral'de Sohbet
Mario Vargas Llosa'nın "eğer yazdıklarım arasında yangından sadece bir romanımı kurtarmak zorunda kalsaydım onu kurtarırdım” dediği ve yıllardır dilimize çevrilmesini beklediğimiz Katedral'de Sohbet sayesinde uzun bir Peru yolculuğu yaptım, döndüm. "Acaba Peru tam olarak ne zaman çuvallamıştı?" diye soruyor kitaptaki Santiago - sorunun içinde gizli diğer soru ise "peki ben ne zaman çuvallamıştım, hayatımın hangi anıydı?". Bir burjuva çocuğu olan ve ailesinden farklı bir hayatı seçen Santiago'nun, babasının eski şoförü Ambrosio ile yıllar sonra Katedral adlı tavernada oturup bu sorulara cevap aramak üzere geçmişi deşmelerini okuyoruz. Llosa, Yeşil Ev'de de yaptığı manyaklığı bu kitabın bazı bölümlerinde de yapıyor: Aynı anda 4 farklı öyküyü anlatıyor, her paragrafta diğer öyküye geçiyor, mekân ve karakterler durmadan değişiyor, dikkatinizi bir an kaybederseniz hikâyeden kopmanız olası. Ama kendisi bize acımış olsa gerek ki bu deliliği bu kez sadece bazı bölümlerde yapmış. Her ne kadar diğer kısımlarda da kitap lineer ilerlemiyor olsa da, Yeşil Ev kadar zorlu da değil asla. Zamanda sürekli ileri geri giderek parçaları birleştiriyor Llosa ve 800 sayfanın sonunda elimize ihtişamlı bir çöküş öyküsü bıraktığını fark ediyoruz. Teknik olarak çok etkileyici bir kitap, büyük yazarlık böyle bir şey hakikaten. Latin Amerika toplumları ile benzerliklerimiz hep söylenir, burada da aynı şeyi görmek mümkün. Ya ezen ya ezilen tarafta yer almak zorunda kaldığınız, ara pozisyonları benimsemenin imkansızlaştığı bir siyasi ve toplumsal çürüme içinde hayatta kalanları okuyoruz. Ve tabii herkese yayılan bir büyük umutsuzluk hali... (Tanıdık geldi mi?) Bu kitap Peru'nun Odria diktatörlüğü döneminin değil, baskı altında yaşamak zorunda kalan her toplumun öyküsü bence. Çürümenin toplumun her sosyoekonomik sınıfına yansımasının kaçınılmaz olduğunun öyküsü. Ben çok sevdim ama benim için yine de bir "Teke Şenliği" olmadı, zira o bambaşka bir şeydi. Ama Santiago, Ambrosio ve özellikle de Don Fermin'le tanışmanızı çok isterim. (O nasıl müthiş çizilmiş, nasıl gerçek bir karakterdir ya!) Böyle. Llosa'cığım, iyi ki.
Aynur Karakaş
Kaşif
12.12.2025
Yazarın en güzel eserlerinden biri ,akıcı bir dil ve şahane bir kurgu.
Taylan Urhan
Kitapkurdu
28.11.2025
1950’ler Peru’sunda geçen, diktatörlük, yozlaşma ve kişisel hayal kırıklıklarını uzun bir bar sohbeti üzerinden anlatan zorlayıcı ama çok güçlü bir roman. Anlatım tekniği karmaşık, dikkat ve sabır istiyor; ama atmosfere girince hem politik hem psikolojik açıdan çok etkileyici bir okuma sunuyor.
amylee9111
Kitapkurdu
18.11.2025
Kitap kesinlikle cok akici, ama tarzini sevmedigim icin yarim biraktim. Bilinc akisi teknigi ile yazilmis, bu teknigi seven biriyseniz kitap asiri surukleyici olur. Ben sevmememe ragmen kitabi akici buldum ama 800 sayfa okuyacak kadar da degil.
SAN'a
Kaşif
22.07.2025
Muazzam bir edebi eser. Tavsiye olunur.
efesane
Kitapkurdu
06.05.2025
1950'lerin Peru'sunda diktatör Odría Amoretti'nin döneminde iki kişinin sobetiyle başlar her şey. Santiago ve Ambrosia koyulaşan konuşmalarında geçmiş ila günün tarihini aktarırken yapılan siyasi girişimlerini, halkın sömürülmesini ve baş kaldırılarını kafamızın içine adeta bir kakofoni şeklinde sokar. Neden? Çünkü yazarın aynı anda çoklu konu anlatımı "bilinç akışı" tekniğini harmanlaması bir nevi affallamamızı lakin daha sonra anlamamıza neden olur. Dört ana bölümden oluşup sonunda tüm hikayeyi bir araya toplaması kitabı açıklıyor.
öyķüm
Bilge
02.11.2023
Okunması gereken kapsamlı bir eser geçişli diyaloglar yorsa da ritmini buluyor sonra
AlperC*
27.09.2023
Llosa'nın bu romanını Buddenbrooklar ve Gecenin Sonuna Yolculuk gibi tereddütsüz olarak tüm edebiyat tarihinin başyapıtlarından kabul edilen iki romanın akabinde okudum. Şöyle özetleyim; Andığım iki kitap da bunun yanında hiçbir şey değil. Kurgu ve anlatım inanılmaz, yani hakikaten bir adam, 1950lerde, Peru gibi bir ülkede, 30lu yaşlarının başında böyle bir eseri nasıl yazar. Gerçekten, naçizane şapka çıkartıyorum.
prafa
Kitapkurdu
08.09.2023
Ölmeden önce okunması gereken 10 kitap arasında:)
CallMeIshmael
26.07.2023
Edebiyat zevkine güvendiğim Sevan Nişanyan bu kitabı 5 kere okuduğunu söyledi YouTube videolarından birinde. Okunması kolay bir kitap değil. Faulkner'in "Ağustos Işığı" adlı kitabın kurgusundan çok etkilenerek yazılmış bir kitap bu. Biraz sabır göstermek gerekir bu kitabı okurken. Bana göre bir başyapıt "Katedral'de Sohbet".
mert1717
mert1717 20 Eylül 2023
Ben de Sevan Nişanyan'ın övgülerini referans alarak bu kitabı dün sipariş ettim. Yazarın daha önce Teke Şenliği isimli kitabını okumuştum ve kitap beni çok etkilemişti. Yazarın dili, sözcükleri işleyiş şekli, yazarın zekası ve kültürü kitaba öyle bir işlemişti ki bu her hecede ve cümlede anlaşılıyordu. Siz de Katedral'de Sohbet'e başyapıt demişsiniz ki umarım benim içinde sizin ki kadar iyi bir okuma olur. Kalın sağlıcakla :)
SEPELER
Üstat
08.06.2023
Llosa kitabını anlatırken şöyle diyor: "Eğer yazdıklarım arasında yangından sadece bir roman kurtarmak zorunda kalsaydım onu kurtarırdım." Bu cümle bile ne kadar kıymetli bir kitap okuduğumun kanıtı.