öykülerin hepsi bir matematiksel mantığa ve bütünlüğe oturuyorlar...
"Her şey sihirli bir süt şişesinden cinin çıkıp da bana, Picasso olmayı mı bir Picasso'ya sahip olmayı mı tercih ettiğimi sormasıyla başladı. İkisine de razı gelebilirdim ama 'sadece biri' diyerek uyardı beni."
Sevgili Cesar Aira, canım Aira. Dördünü buluşmamız itibariyle kâni oldum ki sana asla alışamayacağım, yanında asla tam bir konfor hissedemeyeceğim, tam tuhaf zihnini anladığımı sandığım anda çok acayip bir cümle kuracaksın ve hop ben yine kafam karmakarışık halde suratına bön bön bakacağım - ama gel gör ki bunlar olurken bir yandan sürekli güleceğiz (ben, en azından) ve bu yüzden senden asla kopamayacağım. N'apiyim, sen de böylesin işte ve ben seni de, geometrik çalışan tuhaf hayal gücünü de çok seviyorum. Bak, sayende bir hayal gücünü geometrik olarak nitelemek gibi saçma sapan bir iş yaptım. Hadi buyur.
Müzikli Beyin'e gelelim. Gelmeyi deneyelim yani en azından. Aira'nın üzerindeki Borges etkisini en somut biçimde gördüğüm eseri oldu bu. Daha önce üç novellasını okumuştum, bu görece hacimli öykü derlemesiyle kendisine azıcık daha yaklaşabilmiş hissediyorum. Bu kitaptaki metinlerin kimileri öyküler, kimileri hayata dair çeşitli düşünceler. Denemeler diyemeyeceğim, değiller çünkü, bunlar başka bir şey. Aira'nın kimseye benzemeyen zihninden çıkan tuhaf, çokça komik ama bir yandan da müthiş ufuk açıcı birtakım şeyler.
Aira'yı tanımlamak çok zor, çok. Çok avangard, çok oyuncu ve -boşuna seçmedim o sözcüğü- çok... geometrik. Yani nasıl demeli, bu ele avuca sığmayan öykülerin hepsi bir yandan da bir matematiksel mantığa ve bütünlüğe oturuyorlar, ne tuhaf bir iştir bu? Kitap boyunca Mona Lisa'nın çerçevesinden çıkıp dünyaya yayılan boya damlacıklarını (bir tanesi Papa ile evlenmeye kalkıp onu kilisede terk ediyor, mesela...), aynı kitabı sürekli ama daha ucuza satın alarak kâr ettiğini ve zenginleştiğini düşünen bir adamı, bir süpermarket arabası ile dostluk kurduğunu sanıp aldanan bir diğerini filan okuyacaksınız. Beyninizi bugüne dek bildiklerinden arındırmaya razı değilseniz (ki zorlanıyor insan) denemeyin diyeceğim. Başka türlü bu kitabı anlamak da, sevmek de imkansız bence.
Ama ben çok sevdim.