çok daha uzun bir zaman dilimini çok daha az sayfada anlatıyor yazar...
"Kahvemi içiyorum ve annem 'amma sessizsin, bir şey mi oldu yoksa?' diyor. Keskin bir şekilde söylüyor bunu çünkü ancak ruhum tümüyle onun ruhunda barındığında ve içimde gizli bir köşeyi ondan saklamadığım zaman seviyor beni."
Sırf şu cümledeki muazzam içgörü için bile okunur bence bu üçleme, ki zaten bundan çok daha fazlasını da sunuyor. Danimarkalı yazar Tove Ditlevsen'in epeydir okumak istediğim, anılarından müteşekkil Kopenhag Üçlemesi sahiden çok acayip. İnsanın içine işliyor çünkü çok ama çok -genelde Annie Ernaux'ya sakladığım bir sözcüğü kullanıyorum- dürüst ve sahici yazılmış. Ditlevsen kendi yaşamına aynı anda hem içeriden, hem dışarıdan bakmayı öyle iyi beceriyor ki. Hem çok acımasız, hem çok şefkatli kendine karşı - ki zaten, hangimiz öyle değiliz? Ama bunu bu açıklık ve durulukla kağıda dökebilmek sahiden bambaşka bir iş.
Üçlemenin en sevdiğim kitabı Bağımlılık oldu ama Çocukluk ve Gençlik de çok lezzetli. Tıpkı yaşlandıkça zamanın daha hızlı akması, elimizden kayıp gidivermesi gibi, yıllar ilerledikçe her kitapta bir öncekine nazaran çok daha uzun bir zaman dilimini çok daha az sayfada anlatıyor yazar.
Gerek dürüstlüğü ve çıplaklığı; gerek siyasete, özellikle sınıf meselesine bakışı ve içindeki sınıf atlama arzusunu bu sahicilikle ortaya koyuşu itibariyle birçok açıdan Annie Ernaux'yu anımsattı bana. (Bence Ernaux kadar kuvvetli değil ama onu seven bunu da sever diye düşünüyorum.) Kadınlar neler yaşıyorlar ve sonra nasıl bir cesaretle bunlarla önce kendileri yüzleşip sonra dünyaya kelimelerini dirayetle savuruyorlar... Çok etkileyici.
Her ne kadar intihar edeceğini, hüznünden sıyrılamayacağını, anlattığı şeylerin gün gelip içinde nasıl bir düğüme dönüşeceğini bildiğim bir yazarın anılarını okumak zorlayıcı olsa da, iyi ki okudum bu üçlemeyi. Çok tavsiye ediyorum.
Çocukluk'tan şu çok sevdiğim cümlelerle bitireyim: "Çocukluk tabut gibi uzun ve dar, kendi kendine içinden çıkman mümkün değil; üstüne koku gibi siner. Her çocukluğun kendine has bir kokusu vardır. (...) Güneş yanığı gibi, çocukluğumun son parçacıkları şimdi üstümden pul pul dökülüyor ve altından ters, imkansız bir yetişkin beliriyor."
tove ditlevsen biyografik üçlemesini adeta şaha kalkarak neticelendirmiş. serinin açık ara en çok sevdiğim kitabı oldu.
yazar, çırılçıplak çıkmış okuyucusunun karşısına.
üçlemenin bence hem psikolojik olarak en yorucu hem en yoğun hem de edebi olarak en başarılı kitabıydı. daha evvel bir bağımlıdan bağımlı olmanın ne demek olduğunu hiç okumamıştım. gerçekten psikolojik olarak sarsıcı, yaralayıcı, yürek burkan bir deneyimdi ama yazarın bütün bu yaşadıklarını hiç dramatize etmeden, gündelik şeylerden bahsedermişçesine olduğu gibi anlatmasını çok çok sevdim.
çocukluğundan itibaren hayatına şahit olduğunuz bir kadının, bir erkek yüzünden birdenbire hayatının kayması ve bunu öylece okumak zorunda kalmak okuyucu olarak beni çok öfkelendirse de tüm bu arayışların sonunda en azından aşk adına yüzünün gülmesi ve içtenlikle sevildiğini okumakla içim rahatladı diyebilirim.
tove'nin hayatına ortak olmanın yanı sıra edebi gelişimini gözlemleyebilmek ve o dönemi okumak şahane bir deneyimdi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kopenhag Üçlemesinin son kitabı olan "Bağımlılık", yazarın şair olma yolunda ilerlediğini ünlü bir yazar olarak hayallerine kavuştuğunu okurken, 2. bölüme kadar bağımlılık bunun neresinde diye sorgulamaya başlamıştım.
Evlilikleri, anneliği, kürtaj olmasi gibi konulara değinirken öte yandan ikinci bölümle beraber kürtaj olduğu sırada ona uyuşturmak icin verilen petidine olan bağımlılığı ile devam ediyor kitap. Bence serinin en etkileyici kitabı buydu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin bu son kitabında artık yazar olarak tanınmış bir kadının, normal olma çabasını görüyoruz. Ne yaparsa yapsın yazarken rahatlıyor, geri kalan her şey hayatın yoruculuğu oluyor. Yazdıkları ise nefes almak gibi kendiliğinden geliyor, hiçbir çaba sarf etmiyor, hep tanıdığı ve bildikleri kaleminden süzülüyor.
Kitabın orijinal dilindeki başlığı evlilik/zehir olarak çift anlamlı ama dilimize böyle çevrilmiş olması ilginç bir anekdot.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bağımlılık, Tove Ditlevsen'in otobiyografik Kopenhag Üçlemesi'nin son kitabı.
1971 yılında yayımlanan Bağımlılık, Tove Ditlevsen'in ilk üç evliliğine, çocuk sahibi oluşuna, ama özellikle üçüncü eşi doktor Carl'ın onu adım adım uyuşturucu bağımlılığına taşımasına odaklanıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üçlemenin ilk kitabı olarak okudum. Adının hakkını veren bir eser olmuş. Özellikle sonunda ne yaparsan yap yine başa dönüşlerle anlatıyor olması yaşanmış bir hikayeye benziyor. En azından okuyucuyu bu noktadan yakalıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sevgili okur, bu bir üçleme, bu da 3. kitap. eğer ilk bu kitabı okursan çok seversin ama diğer kitapları okumakta zorlanabilirsin :))))
şahsen ben 1. kitabı hala okuyamadım ve 2. kitap sürükleyici olmasına rağmen aklım hep 3 teydi.
Önerim ilk kitapla başlanmalı, iyi okumalar.