"25 Ağustos 2015 tarihinde, olay şöyle gerçekleşmedi: Kamçatka dağlarında bir yerlerde, bir ayı Fransız bir antropoloğa saldırdı. Şöyle gerçekleşti: Bir ayı ile bir kadın karşılaştı ve dünyalar arasındaki sınırlar içe doğru çöktü. Karşı karşıya gelerek birbirlerinin gövdelerinde ve kafalarında yarıklar açan yalnızca bir insan ile bir hayvan arasındaki fiziksel sınırlar değil. Bu aynı zamanda gerçeğe dönüşen bir efsaneler çağı; şimdiki zamanla buluşan geçmiş zaman, ete kemiğe bürünen bir rüya."
Kitaptan yaptığım bu alıntı, kabaca Vahşi Hayvanlara İnanmak'ın bir özeti gibi düşünülebilir. Animizm çalışan Fransız antropolog Nastassja Martin, 2015'te Rusya'nın Kamçatka bölgesinde bir ayının saldırısına uğruyor ve yüzü paramparça oluyor. Mucizevi biçimde hayatta kaldıktan sonra da bu deneyimini ve bu deneyimin onda yarattığı dönüşümü anlatıyor, kitabın öyküsü bu.
Böyle devasa bir travma yaşamamış bir insanın, bunu yaşamış birinin anlatısını yorumlaması bile hadsizlik belki, insanın başına gelmeden asla anlayamayacağı bir şeyden bahsediyoruz. Ancak madem ki bu bir kitap olarak yazılmış, bize sunulmuş, ben de okur olarak bana düşündürdüklerini söyleyebilirim sanırım.
Şöyle ki; Martin, söz konusu deneyimin ardından, alanı olan animizm ile bambaşka bir ilişki kuruyor. Animizm çalışırken, birden kendini animizme inanır buluyor diyebiliriz kabaca. İşte bu kısımları okurken ne düşüneceğimi bilemedim. Belki biraz fazla realist ve pozitivist bakıyorum, bilmiyorum, ama Martin'in animizmle ilişkilenme biçimi, kendini artık ayı ile bütünleşmiş bir tür yarı ayı - yarı kadın olarak görme hali, bölgede yaşayan şamanlar tarafından iki dünya arasında yaşayan bir "miedka" olarak anılmaya başlanması ve bunları bir antropolog mesafesiyle değil bizzat hissederek aktarması karşısında ne hissedeceğimi bilemedim. Açıkçası tüm bunlar; travma ile baş edemeyen Batılıların (bu büyük teslim olma / kaçma / anlamlandırma ihtiyacının da aslında ne denli Batılı bir şey olduğunu hiç anlamaksızın) Doğu bilgeliğine zaman zaman tuhaf bir teslimiyetle sığınmalarının bir versiyonu gibi gözüktü bana, ikna olamadım.
Haddimi aştım belki ama bir şekilde geçemedi bana bu kitap. Böyle.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
*Vahşi Hayvanlara İnanmak*, doğa ve insan arasındaki ince sınırları sorgulayan bir hikaye. Nastassja Martin’in ayı saldırısından sonra yaşadığı dönüşüm, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir dönüşüm de sunuyor. Kamçatka’daki vahşi doğa, insanın ötekilikle yüzleştiği, doğa ile iç içe yaşamanın ne kadar karmaşık bir deneyim olduğunu anlatıyor. Kitap, hayvan-insan ilişkisini derinlemesine irdeleyen ve doğaya dair alışılmadık bir bakış açısı sunuyor. Gerçekten sıra dışı bir okuma!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Farkli ve carpici konusuyla ilgimi cekti kitap. Yer yer anlamakta gucluk cektim. bunun da antroplojiyle yakinligim olmamasindan sanirim.
benim icin fatkli ve ilgimi ceken bi okuma oldu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuması keyifli bir kitap. İnsanın kendini doğa dışı bir varlık olarak ayırmasına farklı bir bakış açısı sunuyor yazar. Beklentim yüksekti, oraya kadar çıkamadı ama verilen çaba kıymetli. Kitabı sevdim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapla ilgili beklentim yüksekti ama beklentimin altında kaldı. Kitapta şamanik bir tema bekliyordum. Çembere Giriş kitabı gibi biraz daha mistik bir kitap hayal etmiştim. Çeviri güzel ama yazar yer yer bilinçakışı tekniği kullanmış. Bu okumayı biraz zorlaştırıyor. Konuşma cümlelerini de ayırmamış. Kimin konuşması nerede başlıyor nerede bitiyor anlamıyorsunuz. Vaktiniz varsa değişik bir yaşam deneyimi için okuyabilirsiniz ama öyle yoğun çıkarımlar beklemeyin derim.